ve müvekkiline ihtarlar gönderdiğini, bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, ileri sürerek davacı-davalı adına tescilli 2008/42488 nolu .. ve 2008/42490 nolu .... ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, haksız rekabetin tespiti ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
in maliki olduğu taşınmaz üzerinde 15 yıl süre ile intifa hakkı tesis edildiğini, yine aynı taşınmaz üzerinde müvekkili şirket lehine ipotek tesis edildiğini, Rekabet Kurulunun kararları kapsamında intifa hakkının müvekkili şirketçe tapudan terkin edildiğini, bunun üzerine aynı taşınmazda davalı ... ile 01.09.2010 başlangıç tarihli süreli kira sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirket ile akdedilen Protokolde belirtildiği üzere akaryakıt istasyonun yatırımının tamamının müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirketin bayilik lisansının EPDK tarafından 30.11.2011 tarihi itibariyle iptal edildiğini, bunun neticesinde, davalı şirketin bayilik faaliyetini sürdürmesinin olanaksızlaştığını, bu kapsamda bayilik sözleşmesinin şirketin bayilik lisansının iptal edildiği tarih olan 30.11.2011 tarihi itibarıyla uygulanamaz hale geldiğini, taraflar arasında düzenlenen Bayilik Sözleşmesi'nin 31 inci maddesi uyarınca lisansın iptal edilmesi durumunun bayilik sözleşmesinin feshi için haklı...
davacının manevi zarara uğrayacağı, bunun miktarının 3.000,00 TL olarak takdirinin hakkaniyete uygun düşeceği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2012/30297 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının balata spreyi ürünlerinin tanıtımında kullandığı "Mobiler" ibareli işaretin, davacının tanınmış "mobil" ibareli marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tecüvüzün durdurulması ve önlenmesine, tecavüz konusu maddi durumun ortadan kaldırılmasına, tecavüz konusu işareti taşıyan iş evrakı, katalog, ürün ve ambalajlar ile her türlü tanıtım vasıtasının ticari amaçlarla bulundukları yerlerde el konulmasına, tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhalarına, tescilden farklı kullanım sebebiyle takdiren 3.000,00 TL maddi ve 3.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır....
manevi zarara uğrayacağı, bunun miktarının 3.000,00.- TL olarak takdirinin hakkaniyete uygun düşeceği, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2012/30297 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının balata spreyi ürünlerinin tanıtımında kullandığı "...er" ibareli işaretin, davacının tanınmış "..." ibareli marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tecüvüzün durdurulması ve önlenmesine, tecavüz konusu maddi durumun ortadan kaldırılmasına, tecavüz konusu işareti taşıyan iş evrakı, katalog, ürün ve ambalajlar ile her türlü tanıtım vasıtasının ticari amaçlarla bulundukları yerlerde el konulmasına, tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhalarına, tescilden farklı kullanım sebebiyle takdiren 3.000,00.- TL maddi ve 3.000,00.- TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir....
hakkının süresi boyunca 5'er yıllık sürelerle sözleşme ilişkisine devam etmek yönünde olduğu, buna göre 5 yılllık sürenin ------- tarihli sözleşme ile bağlantılı olarak tesis edilen 15 yıllık İntifa süresi sona erene kadar 5'er yıllık süreler halinde devam ettirileceği dikkate alındığında, her iki sözleşme süresinin de 5 yıl ile sınırli olmadığı ve sözleşmelerin ----- tarihine kadar devam etme iradesiyle akdedilmiş olduğu, Mahkemenin bu görüşü uygun görmemesi ve sözleşmelerin 5 yıllık süreyle sınırlı olduğu sonucuna ulaşılması halinde 05/09/2005 tarihli işletme sözleşmesinin 05/09/2010 tarihinde sona erdiği, buna bağlı intifa hakkının ise 18/09/2010 tarihinde sona erdiği, 13.03.2006 yılındaki sözleşme ayrı bir sözleşme olarak esas alınsa bile, gerek sözleşme ilişkisini 30.09.2005 tarihinde kurulan intifa hakkı başlattığı için gerekse -----yılında sözleşme yapan şirket ile------yılında sözleşme yapan şirket arasında organik bağ bulunduğu için ------ yılında ----- lisansı almak için akdedilen...
İlçesi 132 ada 6 parsel, 156 ada 23,25 parseller yönünden ifa imkansızlığı ve sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği gayrimenkullerin değerinin tespiti ile tahsiline, satış vaadi sözleşmesine konu olan ve tesciline karar verilen taşınmazlar yönünden davalının kusuru nedeniyle geç intikalden kaynaklı zarar ve kazanç kaybının tespiti ile ödenmesine karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile 132/6 parsel 156 ada 23ve 25 parsel için 177.858,00 TL ile mahkeme kararı ile tesciline karar verilen ve taşınmazlar geç teslim edilmeseydi alabileceği, teşvik , mazot, destek bedeli olarak 28.782,86 TL nin tahsilini istemiştir. Davalı, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini dilemiştir. İlk Derece Mahkemesince, eldeki davanın ... İlçesi ......
İİK'nun 31. maddesi, 'Bir irtifak hakkının veya gemi siciline kayıtlı olan bir gemi üzerindeki intifa hakkının kaldırılmasına yahut, böyle bir hakkın tahmiline mütedair ilam icra dairesine verilince icra memuru 24 üncü maddede yazılı şekilde 7 günlük bir icra emri gönderir. Borçlu muhalefet ederse ilamın hükmü zorla icra olunur.' hükmünü içermektedir. İİK'nun 31. maddesi bir irtifak hakkını veya gemi siciline kayıtlı olan bir gemi üzerindeki intifa hakkının kaldırılmasına veya böyle bir hakkın yüklenmesine ilişkin ilam icra dairesine verildiğinde, icra müdürü borçluya İİK'nun 31. ve 24. maddeleri gereğince yedi günlük bir icra emri gönderir. Borçlu tarafından icra müdürünce gönderilen icra emrinin gereklerinin bilerek yerine getirilmediğinin tespiti halinde, ilam hükmü zorla yerine getirilir. Ancak ilam hükmünün icra dairesince zorla yerine getirilmesi borçlunun cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz....
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, markayı meşhur hale getiren ve kullananın davacı olduğu, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiği, davacının gerçek hak sahibi olduğu, davalı şirket tescilinin kötü niyetle yapıldığı, 2004/46572 sayılı “BETA” ibareli markanın devri ile ve sonraki iş ve işlemlerde davalının kötü niyetle davranması sebebiyle davalının diğer tescilli markalarının da hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerektiği, davalının kötü niyetli olması, gerçek hak sahibi davacı olduğundan haksız rekabet koşullarının oluştuğu ve tecavüzün önlenmesi gerektiği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, 2011/ 04660, 2013/92624, 2004/46572, 2010/20170 ve 2013/15512 numaralı davalıya ait markaların hükümsüzlüğü ile sicilinden terkinine, davalının "BETA" markası ile ürettiği ve satışını yaptığı yurt içi ve yurt dışındaki ürünlerinin toplatılmasına ve münhasıran dava konusu “BETA” markasına konu ürünün üretiminde kullanılan makine araç ve...
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu TR 2009/05965 Y no'lu faydalı model belgesinin 551 sayılı KHK'nin 154-156 ve 165/1-a maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, TR 2005/01704 Y no'lu faydalı model belgesinin ise yenilik içerdiği gerekçesiyle, hükümsüzlük yönünden karşı davanın kısmen kabulüne ve davacı-karşı davalı adına tescilli 2009/05965 no'lu faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 2005/01704 tescil no'lu faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü isteminin reddine, davacı-karşı davalının faydalı modelinin başvuru tarihinden itibaren hükümsüz kılınması nedeniyle faydalı model hakkına tecavüz iddiasının dinlenemez hale geldiği, davacı-karşı davalının dünyada ve Türkiye'de ilk defa faydalı modeli uygulamadığı, bu kapsamda ileri sürülecek bir hakkının bulunmadığı, objektif iltibas koşullarının oluşmadığı, tarafların ürünlerinin birbirinin tescilli faydalı model belgelerinin...
Mahkemece, 02/05/2013 tarihli ara karar ile davaya tüketici mahkemesi sıfatı ile bakılmasına da hali hazırda karar verilmiştir. Hal böyle olunca davacının esasa ilişkin temyiz nedenlerinin incelenmesi icap ederken kararın zuhulen görev yönünden bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olup davalı şirketin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin bozma kararının kaldırılmasına ve davacının temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Mahkemece, sözleşmenin imkansız hale geldiğinin 1992 yılında öğrenilmesine karşın on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava hakkının kullanılmaması nedeni ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir. Her ne kadar, sözleşme 1992 yılında imzalanmış ise de tahsis anlaşması başlıklı sözleşmenin 17. maddesinde “iş bu anlaşma başka hiç bir şekilde sona ermedikçe 01/01/2038 tarihinde son bulur” hükmünü ihtiva etmektedir. Tarafların sözleşmeyi başka şekilde sonlandırmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır....


