İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu yerin Hazine adına kayıtlı olup orman dışına çıkarılan yerlerden olmadığı, Milli Emlak Müdürlüğünce yapılmış olan geçerli bir zilyetlik tespiti olmadığı ve tapuda buna ilişkin şerh bulunmadığı, davalının yalnızca işgalci konumunda olduğu, buna ilişkin ecrimisil bedeli ödediği, işgalciliğin mirasçılara geçen bir hak olmadığı, fiili bir durumdan ibaret olduğu ve muhdesatların aidiyet şerhine ilişkin davacılar vekilinin sunduğu emsal kararlar doğrultusunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19 uncu maddesi uyarınca tapunun beyanlar hanesine şerh verilemeyeceği, bu maddenin kadastro çalışmalarının yapıldığı zaman dilimine özgü olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur....
Davalı Hazine vekili, 315 parsel sayılı taşınmazın 1958 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Devlet Ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, kadastro mahkemesinin 1997/3-1998/15 sayılı zilyetlik tespiti davasının feragat nedeniyle reddedildiği, Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, 1958 yılında yapılan kadastro tesbitinin iptaline ilişkin açılmış bir dava bulunmadığı, davacılara ait olup da iptal edilmiş bir tapu kaydının bulunmadığı, zamanaşımı süresinin dolduğu savunmasıyla davanın reddini istemiştir....
Dava, Hazine adına orman dışına çıkarılan dava konusu alanda zilyetlik tespiti isteğine ilişkindir. Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarih 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde 15.3.2018 tarihli karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir....
İlk Derece Mahkemesince, "... çevrede kadastro tespiti sırasında adına zilyetlik tespiti yapılan şahısların tanınmadığı, tanıkların dava konusu yeri kullanırken görmediklerini beyan ettikleri, davacının da dava konusu taşınmazların ancak belirli bir bölümünü zilyet olarak kullandığı keşifte yapılan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu " gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile tapuda Hazine adına kayıtlı 28186 ada 13 parselde 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 13/B olarak gösterilen 38,81 m2, yine Hazineye ait 28186 ada 14 nolu parselin 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 14/D olarak gösterilen 81,69 m2 ve Hazineye ait 28186 ada 16 nolu parselde 09.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 16/E olarak gösterilen 152,16 m2'lik kısımlardaki davalıların kullanımındadır ibarelerinin silinerek bu kısımlar yönüden davacı ...'...
ın 02.12.2011 havale tarihli raporunda Ek:6'daki krokide gösterdiği üzere; krokide (C) harfi ile gösterilen eylemli orman niteliğindeki 4.070,67 metrekare yüzölçümündeki kısmın devlet ormanı vasfı ile 226 ada 3 parsel numarası ile kadastro tespiti gibi ... adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine zilyetlik şerhi yazılmamasına, krokide (A) harfi ile gösterilen eylemli orman niteliğindeki 5.290,83 metrekare yüzölçümündeki kısmın devlet ormanı vasfı ile 226 ada izleyen parsel numarası ile kadastro tespiti gibi ... adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine zilyetlik şerhi yazılmamasına, krokide (B) harfi ile gösterilen 4.298,41 metrekare yüzölçümündeki kısmın tarla vasfı ile 226 ada izleyen parsel numarası verilerek kadastro tespiti gibi ... adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın kadastro tutanağının hanesine "...oğlu 05.05.1950 doğumlu ...TC Kimlik Numaralı Tayyip Çiftci tarafından kullanılmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Zilyetlik Şerhinin İptali, Zilyetliğin Tespiti, Müdahalenin Önlenmesi, Kal, Tazminat K A R A R Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapudaki zilyetlik şerhinin iptali, davanın zilyet olduğunun tespiti ile beyanlar hanesine şerhi, müdahalenin önlenmesi, kal ve tazminat isteğine ilişkindir. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 26.01.2022 tarihli ve 2022/1 sayılı kararı ile hazırlanan, 28.01.2022 tarihli ve 31733 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hukuk Dairelerine ilişkin iş bölümü uyarınca hükme yöneltilen temyiz itirazlarının incelenmesi Yargıtay (7.) Hukuk Dairesinin görevi cümlesinden bulunmakla, dosyanın anılan Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 05.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, zilyetlik tespiti istenen taşınmazın öncelikle 2/B kapsamına alınması gerektiği ancak dava konusu taşınmazın 60 no.lu Orman Kadastro Komisyon kararı ile 2/B kapsamına alınmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16....
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle; hükme dayanak ceza mahkemesinde men edilen tecavüz ihlal edildiği için ceza verildiğini, zilyetlik tespiti açısından yeterli bir değerlendirme bulunmadığını, 10.800 ve 4.500 m2 lik kısımlarda 1985 yılından itibaren ektikleri zeytin ve fıstık ağaçlarının olduğunu, men kararına rağmen zilyetliklerini devam ettirdiklerini, bilirkişi raporlarının da iddialarını desteklediğini, maliki oldukları 318 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu yerin bir bütün halinde kullanıldığını, 1956 yılından çok önce taşınmazın tarla olarak kullanıldığını, men kararında ve ceza mahkemesinin mahkumiyet kararında tecavüz edilen kısmın toplam 15.300 m2 olduğunu, geriye ağaçlı 19.238,14 m2 ve ağaçsız 22.953,11 m2 tescile konu alan olduğunu, bu kısımların köylünün ortak kullanımında olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1....
husumet ehliyetinin varlığından söz edilemeyeceğini, davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davaya konu taşınmazlarda Kadastro Müdürlüğünce kullanıcı tespiti çalışması yapılmadığını, Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca kadastro işlemi yapılmayan taşınmazlar için doğrudan dava yoluyla tapuya beyan ve şerh konulması yönündeki taleplerin reddi gerektiğini, davaya konu taşınmazların meraya tahsis edilmiş olması, mera tahsisinin Mera Kanunu ve ilgili mevzuatlara uygun olarak yapılmış olması nedeni ile kamu malı statüsünde olan davaya konu taşınmazlar üzerinde zilyetlik tespiti yapılması mümkün olmayıp davacıya fayda sağlamayacağından davacının hukuki yararı olmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan da reddi gerektiğini, davacının davaya konu taşınmazlarda 6292 ve 4706 sayılı Kanun'un aradığı anlamda hak sahibi olabilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu taşınmazların kanunun öngördüğü sürelerde kullanılmadığı gibi aralıklı kullanılmış ve nizaya konu olduğunu...
nın 2/B maddesi kapsamında hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın beyanlar hanesinde davalı adına olan zilyetlik şerhinin iptali ile davacılar adına zilyetlik şerhi verilmesi istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce, uyuşmazlığın zilyetliğin tespiti istemine ilişkin olup 6100 sayılı HMK'nın 4/c maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi ise, davanın zilyetliğin tespiti davası olup salt zilyetliğin korunmasına ilişkin olmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Somut olayda, uyuşmazlık konusu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü 566 parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır....


