Bu açıklamalar ışığında öncelikle davalının takas mahsup talebine konu ------sayılı dosyalarının alacaklısının dava dışı--- olması ve dolayısıyla takas için gereken karşılıklılık şartının gerçekleşmediği, ----- her ne kadar alacaklı işbu dosya davalısı şirket olsa da alacakların aynı nitelikte ve aynı türden olmadığı, işbu dava konusunun taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve davacı şirket adına tescili istemine ilişkin olduğu, TBK'nun 139/1 maddesindeki şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla davalı tarafın takas mahsup defi yerinde görülmemiştir....
HGK'nun 12.10.1994 tarih ve 1994/251-593 sayılı kararında da benimsendiği üzere dar yetkili icra mahkemesinin yargılama usulü göz önünde tutulduğunda takip hukuku bakımından takas ve mahsup iddiası kural olarak; 1- Takasa konu alacağın İİK'nun 68. maddesindeki belgelere dayalı bulunması, 2- Bu alacakla ilgili olarak icra takibinin yapılmış ve takibin kesinleşmiş olması, 3- Alacağın ilama bağlanması hallerinde nazara alınabilir. Bir alacağın ilama bağlanmış olması halinde takas ve mahsuba konu edileceği tartışmasız olup, takas ve mahsup yapılabilmesi için ilamın kesinleşmesi de zorunlu değildir. İlama dayalı takas iddiası, icra mahkemesinde her zaman ileri sürülebilir. Somut olayda borçlu şirketin takas hakkı, ... 10....
Gerekçeli karard,a davalının iddia ettiği karşı alacağı kapsamında usule uygun takas mahsup talebi bulunmadığı, davacı aleyhine başlatılan takipte davacının iş bu davadaki alacağının mahsup edildiğinin belirtildiği, bu yönüyle de takas mahsup talebinin ileri sürülmesine rağmen dinlenemeyeceği, davacının var olduğunu ileri sürdüğü alacağın yargılamaya muhtaç olduğu, iş bu dava ile ilintili olmadığı belirtilerek takas mahsubun değerlendirilmediği açıklanmıştır. Davalı tarafından davacının takip ve dava konusu alacağı kabul edilmekle birlikte kendisinin de tarflar arasındaki sözleşme hükümleri ( 4-2.m) maddesi uyarınca dava dışı taşıtanın mallarının çalınması nedeniyle uğranılan zarardan ötürü alacağı bulunduğu belirtilerek bu alacak miktarı gözetildiğinde davacıya borcun bulunmadığı savunularak takas mahsup talebinde bulunulmuştur....
Bu durumda mahkemece gerekirse mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınarak davalı kiracı tarafından yapılan ve sökülüp götürülebilir nitelikte bulunmayan imalatların faydalı zorunlu veya lüks imalat olup olmadıkları belirlenerek faydalı zorunlu imalatların yapıldıkları tarih itibariyle bedellerinin tespit edilerek yıpranma payı da düşüldükten sonra sonucuna göre davalının takas mahsup talebi ile ilgili olarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalının takas mahsup talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Ancak, diğer bağımsız bölümlerin dava açılmadan önce kim tarafından kullanıldığı davacıların kullanabilecekleri bağımsız bölüm olup olmadığı araştırılmadığı gibi davalının takas mahsup savunması da değerlendirilmemiştir....
Henüz vadesi gelmeyen senetler yönünden ise her ne kadar mahkemece "Davacıların takas mahsup talebine aykırı olarak bankaların yapmış olduğu mahsuplar sebebiyle bedel iadesi talebi bakımından maddi hukuka ilişkin bu şekilde tedbiren davacılara iadesine karar verilemeyeceğinden uyuşmazlığın ayrı bir yargılamayı gerektirmesi sebebiyle davacıların görevli ve yetkili mahkemede bu hususta ayrı bir dava açmakta muhtariyetine" karar verilmiş ise de, bu karar hatalıdır. Zira bu nevi bedellerin bankalar tarafindan kendi alacaklarına mahsup, takas edilmemesi, İİK'nın 294.maddesi gereği olup, mahkemece bu hususta tensiple tedbir kararı verildiği de anlaşılmakla, şayet bankalar tarafından bu tedbirin aksi yönde işlem yapılmış ise, bedelin iadesi gerektiği açıktır....
Davalı cevap dilekçesi Kastamonu mahkemelerinin yetkili olduğunda bahisle yetki itirazında bulunmuş, şirkete borcu nedeniyle takas mahsup edildiğini, mahsuba ilişkin yetkileri olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir. Dosyamına davalı tarafça sunulan belgeler uyarınca davacının TEİAŞ 11. Bölge Müdürlüğü (Kayseri)'den fatura alacağının bir kısmı TEİAŞ 22. Bölge Müdürlüğü (Kastamonu)'nün talebi üzerine TEİAŞ 22. Bölge Müdürlüğü (Kastamonu)'ne gönderildiği anlaşılmıştır. Davalı idare kendileri ile yapılan sözleşme kapsamında ***tarihli sözleşmeler *** tarihli sözleşmeler uyarınca takas mahsup hakları olduğundan bahisle davanın reddini dilemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ile davalı idare arasında yapılan *** tarihli sözleşmeler ve *** tarihli sözleşme uyarınca davalının takas mahsup yetkisi olup olmadığı noktasındadır ve uyuşmazlık ilgili sözleşmelerin uygulanmasından kaynaklanmaktadır....
def'i ve mahsup talebi yönünden, Yargıtay bozma ilâmı kapsamı ve konuya ilişkin mevzuat hükümleri gereğince belirlenen esaslara uygun şekilde aldırılan bilirkişi raporuna göre hesaplanan alacakların hüküm altına alındığı, takas def'i gözetilerek bakiye kalan tutarın 6098 sayılı ......
Davalı taraf cevap dilekçesinden sonra sunduğu cevaba cevap dilekçesinde kendisinin de davacıdan alacaklı olduğunu beyan ederek takas mahsup talebinde bulunmuştur. HMK'nun 132. maddesi uyarınca davalı kendisinin de davacıdan alacaklı olduğunu bildirerek bu alacağı ile davacıya olan borcunun takas edilmesini karşılık dava ile isteyebilir. Ancak, Türk Borçlar Kanununun 143/1 maddesi uyarınca, takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle vaki olacağından, takasın sağlanması için mutlaka ayrı bir dava veya karşı dava açılması gerekmez. Borçlu, kendisine karşı açılmış olan bir dava içerisinde takas-mahsup talebinde bulunabilir ve böylesi bir talep, usul hukuku anlamında bir defi niteliği taşır. Davalı karşılık dava açmadan sadece takas savunmasında bulunmakla yetinebilir. Bilindiği üzere, ilk itirazlardan (HMK 117. madde) farklı olarak, defilerin esasa cevap süresi içinde bildirilmeleri zorunlu değildir....
Davacının dava ve ıslah dilekçesindeki talepleri doğrultusunda yapılan inceleme sonucu alacağının 194.019 USD ; karşı davada itirazın iptaline konu edilen kira alacağı ve eklentilerinin toplam 78.874.20 TL olduğu, davacının, davalının alacağının takas mahsubunu talep ettiği hususlarında çekişme bulunmamaktadır. Davalı-birleşen davacının temyizi, davacının talebi ve alacağının yabancı para (USD) cinsinden olduğu halde TL olarak tahsili ile takas mahsup işleminin hatalı yapıldığına ilişkindir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı vekili, dava ve ıslah dilekçesinde alacağının, yabancı para (USD) ve %10 yıllık temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiştir....


