Mahkemece davalının dava konusu teminat mektubunun nakde çevrildiği tarih itibariyle davacıdan cari hesaptan 371,27 TL lik alacak kaydı mevcut olduğu ancak davalı tarafından cari hesap alacağına ilişkin takas-mahsup talebi olmadığından bu miktarın dava yönünden değerlendirme dışı bırakılmış olduğu, yanlar arasındaki sözleşme ilişkisinin sonlanmasından sonra davalının cezai şart adı altında düzenleyip tahsilini istediği fatura bedelini talep etmesinde hukuka uygunluk görülmediği ve teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 15.06.2010 tarihli sulh protokolü... Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 2010/183 Esas sayılı davanın konusuna ilişkin olup dava konusu teminat mektubu ise yine taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi gereğince verilmiştir....
mahsup talebi ile ilgili herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir....
Şöyle ki sözleşmenin 16. maddesinde kararlaştırılan bu cezaya ilişkin davalı tarafça açılmış bir karşı dava bulunmadığı gibi takas mahsup talebi de ileri sürülmemiştir. Buna rağmen talep olmadığı halde hesaplanan iş bedelinden indirime gidilerek bedel tayini yerinde görülmemiştir. Davacı iş bedelinin yanında haksız olarak nakde çevirdiğini iddia ettiği 5.300,00 TL bedelli teminat senedi bedeli, 5.000,00 TL diğer zararlar için maddi giderim ve ayrıca 5.000,00 TL manevi giderim talep etmişse de sözleşmenin feshinde davacı yüklenici kendisi kusurlu hareket ettiğinden, manevi giderim ile ilgili yasal unsurlar oluşmadığından sözü edilen diğer zarar kalemlerini kanıtlayamadığından bu kalem istemlerin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; uzman bilirkişi raporu ile saptanan %47 olarak gerçekleşen ifanın karşılığı 48.773,80 TL iş bedeline hükmetmekten ibaret olmalıdır....
Yukarıda anlatılan ilkeler uyarınca davalı yükleniciye düşen bağımsız bölümlerde aynı neviden yapılan fazla imalat olup olmadığı araştırlmadan karar verilmesi doğru oladığı gibi dosyasa usulüne uygun bir takas, mahsup talebi olmadan hesaplanan bedelin mahsubu da doğru görülmemitşir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, ....06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Ancak ikinci sözleşmede ücret açıkça belirlenmediğinden ve ücret miktarına ilişkin davalı -karşı davacı işçinin sonraki çalıştığı işyerindeki ücret belgesi dışında delilde ibraz edilmediğinden mahkemece davacı- karşı davalı işletmenin niteliği ile davalı -karşı davacı işçinin nitelikleri belirtilerek A sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi olan davacının iş güvenliği uzmanlığı nedeniyle alabileceği ücret miktarı konusunda ilgili kuruluşlardan araştırma yapılmadan iş güvenliği uzmanlığı karşılığı ücretin kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 3-Mahkemece, tarafların dava ve karşı davalarındaki talepleri ayrı ayrı hüküm altına alındığı halde, davalı -karşı davacı vekilin takas- mahsup talebi sonunda, davalı -karşı davacı işçinin alacağından davacı- karşı davalı şirketin alacağı mahsup edilerek tekrar hüküm kurulması hatalıdır....
Davalı ise, davacıya teslim edilen kalıpların davacıda kaldığını, iddianın aksine davacının değil, davalının alacaklı olduğunu bildirerek takas, mahsup talebi ile birlikte davanın reddini istemiştir. Yargılama ve toplanan delillerle davacının davalıdan cari hesaba dayalı olarak alacaklı olduğu, davalıya ait olan kalıpların davacıda bulunduğu, davacının keşide ettiği ihtarnameler ve yargılama sırasındaki beyanlarıyla kalıpları cari hesaptan kaynaklanan alacağının ödenmesi halinde iadeye hazır olduğunu devamlı suretle bildirmiş olup, bu hal dosya içeriği ile sabittir. 6272 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda hapis hakkı yoksa Türk Medeni Kanunu’ndaki (TMK.950 ve devamı maddeleri) hapis hakkı uygulanır....
Davalının takas mahsup savunması ve karşı davadaki alacak talebi yönünden yapılan değerlendirmede Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/855 esas 2021/281 karar sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere ortaklıktan çıkarılan ortaklardan ortaklık süresince geç ödeme nedeniyle doğmuş faizlerin istenilmesi veya alacaktan mahsubu mümkün bulunmamaktadır. Aksi durumun kabulü kooperatiflerde hakim olan " Açık Kapı", "Kar amacı gütmeme" ve "hukukun temel ilkelerinden olan hakkaniyet " prensibine aykırı olacaktır. Bu nedenle davacı kooperatifin savunması yerinde görülmemiş, takas mahsup talebi dikkate alınmamış, karşı davanın ise reddi gerekmiştir. Yargılama giderleri yönünden yapılan değerlendirmede davacının ... TL üzerinden dava açtığı, ıslah dilekçesi ile davasını ... TL asıl alacak ve 87.360,01 TL işlemiş faiz olarak belirlediğinden dava değeri ... TL olarak kabul edilmiş, hesaplamalar buna göre yapılmıştır. Anlatılanlara göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Takas bir sözleşme olmadığı için karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Takas aynı zamanda borcu sona erdirdiği için bir tasarruf işlemidir. Bu nedenle borçlunun takas edilecek alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması gerekir. Takasın defi olarak ileri sürüldüğü davada, takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacak, takas ve mahsup defi nedeni ile reddedilen miktar üzerinden ileri süren yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine karar verilecektir. Her ne kadar davalı tarafça açık bir takas beyanı bulunmamakta ise de cevap dilekçesinde davacı tarafından gönderilen 5.000 TL'nin nakliye parası olarak ödendiğini, 2.480,00 TL'nin ise zararlara karşılık alıkonulduğunu beyan etmekle içerik itibariyle takas definde bulunduğu sonucuna ulaşılmış ve bilirkişi heyetinin takas defiinde bulunulmadığı yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir....
mahsup talebi nedeniyle davacının davalıdan talep edeceği bir miktarın bulunmadığı gerekçesiyle, davalı tarafın takas mahsup def'i de gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir....
/mahsup talebinde bulunduklarını, dava konusu ürünler için 4.031,10TL KDV ödediğinin tespitini, KDV tutarı için takas/mahsup def'inin/talebinin eldeki yargılamada değerlendirilmesini, yargılama sonunda davacı lehine alacak tahakkuk etmemesi halinde takas/mahsup tutarı için davacıya karşı hukuki yollara başvurması konusunda muhtariyet tanınmasını talep ettiklerini, ayıp ihbar süresinin geçmiş olduğunu, ürünlerin davacının talebi üzerine yurt dışından ithal edilmiş olup orijinal ürünler olduğunu, ürünlerin davacının özel siparişi olduğunu, tüm ürünlerin ayıplı olmasının yaşamın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının noter ihbarında sözleşmeden dönme bildiriminin bulunmadığını, ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini savunarak, davanın reddini, dava konusu ürünler için 4.031,10TL KDV ödediğinin tespitini, davacının alacak talebi karşısında ileri sürdüğü def'i/talep konusu bu KDV tutarının takas/mahsup işlemine tabi tutulmasını, yargılama sonunda davacı lehine alacak tahakkuk...


