Ve ... no.lu işlemi) hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine ve iptaline, ... ... ve davalı ... ... arasındaki hisse devrinin onaylanmasına dair ... Tic. Ltd. Şti. ortaklar kurulu karar ve onay işleminin iptaline, muris ... ...'dan davalı ... ...'a geçen hisselerin tüm mirasçılar adına kayıt ve tesciline, tüm mirasçılar adına tescil kabul olunmadığı takdirde hisseleri oranında davacılar adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVADA CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde, müvekkillinin bahse konu şirketin yönetiminde ve yapmış olduğu iş ve işlemlerde davacıların bilgisi ve rızası dahilinde hareket ettiğini, buna rağmen, davacıların markaların hileli devir işlemiyle müvekkili ... ...'...
İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18.) maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddenin birinci fıkrasında; "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmaları, şeklinde tanımlanmaktadır. Limited şirket hisse devrinin geçerli olmasının yazılı şekil koşuluna bağlı olduğu kuşkusuzdur. Aynı hükümler gereği hisse bağışlanmasına dair sözleşmelerin de yazılı yapılması zorunludur....
göre Avukatlık mesleğini yapan davalı ... bu işi yapamayacağını ve bu nedenlerle tüm bu işlemlerin muvazaalı olması nedeniyle muvazaalı- ve geçersiz olduklarının tespiti ve iptali ile birlikte davalı şirketin 50.000 TL lik sermayesinin 49.5000 TL'sinin muris ...'...
ın %25 hissesinin iptali ile davacıya devrine, ... Ltd Şti.nde ...'ın %25 hissesinin iptali ile davacıya devrine ve ... Hayv. Ltd Şti.de ...'ın %25 hissesinin iptali ile davacıya devrine, bu devirlerin davalı şirketlerin pay defterine kaydı ile ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir....
Devreden üyenin devir iradesinin kooperatife ulaşması kafi olup geçerli bir gerekçe olmaması halinde üyelik devrinin kabulü gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, yerel Mahkemece davalı ...'nun üyeliğinin devrine ilişkin olarak 17.06.2017 tarihli Genel Kurulda 10. Gündem maddesinde hisse devrine onay verilmemesine ilişkin genel kurul kararının kesinleştiği, davacının gündemin 10. maddesine itiraz etmediği gerekçesi ile davanın reddi gerekçesi, davacının kooperatif üyesi olmaması nedeniyle kooperatif genel kurulu kararına karşı iptal davası açamayacağı için isabetli değildir. Ayrıca davalı ... hisse devir sözleşmesindeki imzasını inkar etmemiştir....
A.Ş.’de bulunan 8000 adet hissesinin tamamını oğlu davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, gerçekte bağış niteliğinde olan devrin Türk Borçlar Kanununun 19. maddesinde düzenlenen muvazaa nedeniyle sakat olduğunu ileri sürerek, mirasbırakan tarafından davalı ...'a devredilen 8000 adet şirket hissesinin miras payı oranında iptali ile anonim şirket kayıtları ve ticaret sicil kayıtları nezdinde ortaklığının tesciline, mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemiş; birleştirilen davada ise, mirasbırakan babasının 38017 ada 8 parsel sayılı taşınmazını vekil kıldığı oğlu Hakan (asıl davada davalı) aracılığıyla oğlu davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranın tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedele, bu da mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir. II....
Noterliği'nin 30/10/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile taşınmazın Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi ile satın alındığının belirtilerek, kooperatif üyeliğinin kayıt ve tescili ile 14 numaralı meskenin tapusunun kendisine verilmesinin talep edilmesine rağmen, herhangi bir işlem yapılmadığı iddia edilerek, tapu kaydının iptali, olmadığı takdirde, taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin davalıdan tahsili, birleşen davada ise, taşınmazın dava tarihinden 6 gün önce, muvaazalı ve kötü niyetli olarak, davalı ... adına tahsis edildiği iddia edilerek, asıl davada ileri sürülen sebeplerle, davalı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali talep edilmiş, asıl dosya davalısı ise, davacının kooperatif üyesi olmadığını, dava açmakta hukuki yararı ve taraf sıfatı bulunmadığını, taraflarına gönderildiği iddia edilen hisse devrinin bildirimine ilişkin ihtarnamedeki adresin kooperatifin adresi olmayıp, bu yönde bir bildirim yapılmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuş, birleşen...
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince kabul edildiği ve Dairemizce de benimsendiği üzere; dava konusu taşınmazın davalılar arasında bedel farkıyla satış suretiyle devrinin sağlandığı, taşınmaza halen davalılardan ...’un kullanmakta olduğu davalıların dünür oldukları göz önüne alındığında davalılar arasında yapılan devrin muvazaalı olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi arasındaki görüş ayrılığı, TBK’nın 19 uncu maddesi uyarınca muvazaa hukuksal nedenine dayalı davada hükmün nasıl kurulacağı noktasında toplanmaktadır. Ankara ili Keçiören ilçesi Yükseltepe mahallesinde bulunan tapunun 30139 ada, 7 parsel sırasında kayıtlı davalı ... adına kayıtlı olan hissenin 90 m2’sine denk gelen 90/421 oranındaki hissenin iptali gerekecektir. Bu durumda davalı ... adına olan kaydın muvazaa nedeniyle, davalı ... adına olan kaydın ise Keçiören Belediyesi Encümeninin 14.05.2015 tarihli ve 1171 sayılı kararı ile hukuka aykırı olduğu saptanmıştır....
e karşı inançlı işleminin kabul edilmemesi karşısında 2013 tarihli davalı ... ile davalı ... arasındaki hisse devrinin muvazaalı olduğunun kabulü de mümkün değildir. İsmail ve ...'ın eşlerine yapılan pay devirlerinde kendi hisselerine düşen pay devirlerinden mahsubu şeklinde kurulan mahkeme hükmüne itiraz etmeyerek bu hisse devir işlemlerinden haberdar olan ve onay veren davacıların taraf olduğu işleme karşı muvazaa iddiası da dinlemeyeceğinden Mahkemece, davalı ...'ın davalı ...'ya hisse devrinde yapılan inançlı işlemin tanıkla da ispatlanamaması nedeniyle davalı ...'in davalı ...'a 2013 tarihindeki hisse devri ile ...'nın eşi davalı ... ile davacı ...'ın eşi ...'...
Dava İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemi ile ayrı bir dava olarak açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi menfi tespit davası ise yazılı yargılama usulüne tabidir. Ayrıca tasarrufun iptali davasının temyiz inceleme yeri ile menfi tespit davasının temyiz inceleme yerinin farklı olması nedeniyle ayrı bir dava olarak açılan menfi tespit davasının tasarrufun iptali ile birleştirilmesi doğru değildir. Mahkemece, menfi tespit davasının tefrik edildikten ve ayrı esasa kaydı yapıldıktan sonra, tasarrufun iptali davasının diğer ön koşullarının gerçekleşmiş olduğunun anlaşılması halinde, gerçek bir borç ilişkisinin varlığı tasarrufun iptali davasını etkileyeceğinden bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B....


