Davalılar ... ve ... vekili, istenilen tazminat miktarı itibarıyla mahkemenin görevsiz olduğunu, dava konusu aracın muris ... tarafından devredilmediğini, aracın müvekkili ... tarafından 25.12.1998 tarihinde dava dışı Nursen Köksal'dan alındığını, davacı iddialarının doğru olmadığını, biran için iddiaların doğruluğu kabul edilse bile 22 yıl sonra açılan bu davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, iptal ve tescil isteminin muris muvazaasına dayalı olduğu, baba-oğul olan davalıların birlikte oturduğu, yıllarca minibüslerde çalışıp kazanç elde ettiği,...'in daha sora emekli olduğu ve emekli aylığından geliri bulunduğu, ...plakalı aracın 1.4.1986 tarihinde muris ... tarafından davalı ...'e satıldığı, daha sonra aracın ... tarafından ...'ye, ... tarafından 3.12.1991 tarihinde tekrar davalı ...'e satıldığı, araç plakasının ... olarak değiştirilerek ... tarafından 16.11.1998 tarihinde...'ya satıldığı,davalı ...'...
nun vefatı nedeni ile davacı ... için 20.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, muris ...'un vefatı nedeni ile davacı ... için 20.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, muris ...'un vefatı nedeni ile davacı ... için 20.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi 04/07/2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen dava dosyası bakımından, davanın kısmen kabulü ile muris ...'un vefatı nedeni ile davacılar ..., ..., ..., ... için (her biri için ayrı ayrı) 15.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL ve muris ...'...
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, muris babasının 68 sayılı parseldeki 2 ve 4 nolu meskenlerini davalı oğlu ... mirastan mal kaçırmak amacıyla devrettiğini, davalının da bu meskenleri sonradan üçüncü kişilere sattığını, bu nedenle davalı aleyhine açtığı 2007/463 esas sayılı muris muvazaası nedeniyle tazminat davasında fazla hakları saklı kalmak suretiyle kısmen tazminata hükmedildiğini ileri sürerek, anılan davada hükmedilen tazminat miktarının taşınmaz değerleri üzerinden mahsubuyla, geriye kalan 885.000,00-TL nin ihtar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olduğunu belirtip yetki ve zamanaşımı itirazında bulunmuş; esas bakımından da davanın reddini savunmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi K A R A R Dava, muris tarafından taşınmazın satın alınması sırasında bankadan alınan konut kredisi nedeniyle konulan ipoteğin fekki ve manevi tazminat isteğine ilişkin olduğundan, 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14.maddesi gereğince temyiz incelemesi 19.Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen nedenle dosyanın görevli sözü edilen Yüksek Daire Başkanlığına gönderilmesine, 23.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dosya içeriğine, temyizin kapsamına, uyuşmazlığın aslının muris muvazaası nedeniyle geçersiz olan taşınmaz devrinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin bulunmasına göre, temyiz inceleme görevi Yargıtay Yasası’nın 14. maddesi ve Başkanlar Kurulu kararı uyarınca Yargıtay 1. Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine 02/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : MURİS MUVAZASI TAZMİNAT Taraflar arasındaki davadan dolayı .... 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 7.3.2013 gün ve 367-103 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü. -KARAR- Hükmü temyiz eden davacılar vekili vekaletnamesindeki yetkisine dayanarak temyizden feragat ettiğini bildirdiğinden, temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle REDDİNE, 3.12..2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davalılar; çekişme konusu taşınmazın parasının aslında davalı ... tarafından ödendiğini, yurtdışında olması nedeniyle mirasbırakan annesi adına tescil ettirip 1996 yılında da üzerine aldığını, kullandığı kredi nedeniyle banka ile arasında sorun yaşaması üzerine taşınmazlarını 2006 yılında güvendiği akrabasına devretmek zorunda kaldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından satın alındığı, ancak davalının yurt dışında olması nedeniyle mirasbırakan anneleri adına tescil edildiği, daha sonra gerçek malik Metin’e devredildiği, muris muvazaası iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, davalının inançlı işlem savunması yazılı delille kanıtlanamadığına göre, muris muvazaası yönünden inceleme ve değerlendirme yapılıp bir karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuş; mahkemece bozmaya uyularak tamamlanan yargılama sonucunda davanın tapu iptali-tescil yönünden kabulüne karar verilmiştir....
Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalıların annesi kendisinin de eşi olan muris ....ş adına kayıtlı 20 parsel sayılı taşınmazı kendi birikimleriyle edinerek o dönemde hasta olan muris adına tescilini sağladığını, 16.08.1996 günlü inşaat ruhsatı ile dört katlı bina yapımına başlayıp birinci ve ikinci katın bitirildiğini, zemin ve üçüncü katın natamam olduğunu, davalı ...’nın ecrimisil istemli dava açması nedeniyle davanın açıldığını ileri sürerek, taşınmazın muris adına tescili sırasında ödediği 525 TL bedelin karar tarihine uyarlanarak taşınmazın tespit edilecek değerinden mahsubu ile bakiye bedelin depo ettirilerek taşınmazın TMK’nın 724. maddesi gereği adına tescilini veya malzeme ve ruhsatlar bedeli toplamı 161.286 TL bedelin alınmasını istemiştir....
Böyle olunca da muris muvazaasına dayalı davalarda dava konusu hak halefiyet yolu ile muristen geçmesine rağmen, dava açma hakkı halefiyete dayanmayıp, aleyhine haksız fiil işlenen mirasçının kendisine ait haktan doğmaktadır. Bu tür olaylarda murisin iradesi ile mirasçısının yararı çatışmaktadır. Bir bakıma mirasçı yasal hakkını mirasbırakana karşı korumaya çalışmaktadır. Murisin istediği bir davayı değil, murisin iradesine karşı bir dava açmaktadır. Tüm bu nedenlerle de, dava açan mirasçı yada mirasçılar tereke elbirliği mülkiyetine tabi olsa dahi pay oranında iptal ve tescil isteyebilirler. Diğer taraftan,, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptal ve tescil istenebileceği gibi, tazminat istenebileceğinde de kuşku yoktur. Davacılar, somut olayda tazminat isteğini tercih etmişlerdir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : MURİS MUVAZAASI NEDENİYLE Yerel mahkemede taraflar arasında derdest olduğu anlaşılan tapu iptali ve tescil davasında ittihaz edilen tedbir kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mahkemece verilen kararın Üçüncü şahıs Vlidan Aydemir vekili.tarafından temyizen incelenmesi istenilmiş olmakla dosya (evrak) tetkik edildi, gereği görüşülüp, düşünüldü; -KARAR- 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK. İle yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK.nun 101. ve takip eden maddelerindeki düzenlemelerde ihtiyati tedbire ilişkin yerel mahkemelerce tesis edilen kararlara karşı ancak itiraz edilebilmekte temyiz yolu kapalı iken 6100 sayılı HMK.nun 389. ve devamı maddelerinde değişik ve yeni bazı düzenlemelere yer verilmiştir....


