Ne var ki, çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespiti isteğini de kapsadığı kabul edilmelidir. Bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda, muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteğinin kabulüne, muhdesatın mülkiyetinin aidiyeti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin ise reddine karar verilmesi gerekir....
Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bağşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır(TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir....
Dava; muhdesat tespiti isteğine ilişkindir. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez....
Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat tespiti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasınının ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu'nun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Somut olaya gelince; mahallinde yapılan keşif sonucunda, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre; tespiti istenen ve Mahkemece kabulüne karar verilen, tel çit, demir kapı ve yer betonu taşınmazın bütünleyici parçası, dolayısıyla muhdesat niteliğinde değildir....
Davalılardan ... ve ... vekili özetle; Sapanca Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.12.2018 tarihli celsesinde davalıların davaya konu muhdesata ilişkin beyanda bulunduklarını, ayrıca muhdesat tespiti davasının açıldığından haberlerleri olmadığını, iki davayı tek dosya olarak algıladıklarını, bu çerçevede muhdesat davasını anlamadıklarından katılım da sağlayamadıklarını, vekil edenlerinin açıkça muhdesata ilişkin hakları olduğuna dair bir beyanda bulunmadıklarını, hatta taşınmazların davacı ve kardeşi tarafından birlikte yapıldığının ifade ettikleri, haklarında dava açılamayacağını ve aleyhlerinde yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür. 3....
Az yukarıda da, açıklandığı üzere, bilirkişi tarafından tespiti yapılan binanın her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşya niteliğinde olduğuna kuşku yoktur. Yine, bilirkişi, dava konusu binanın etrafında 35,58 m2'lik seramik alan ile binanın güney ve doğu tarafında bulunan briket ve kısmen sıvasız bahçe duvarı bulunduğu tespit edilmiştir. Aidiyetinin tespiti istenen ve Mahkemece kabulüne karar verilen, seramik alan ile duvar taşınmazın bütünleyici parçası, dolayısıyla muhdesat niteliğinde değildir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684., 718., 724., 728., 729. ve 1012/2, 3 üncü maddeleri, 3.Taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda, mahkemece araştırılması gereken husus; muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle ve özellikle kimin adına ve hesabına yaptırıldığıdır. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu muhdesatın davacılar tarafından tek başlarına, kendi nam ve hesaplarına meydana getirildiği hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde kanıtlanamadığı anlaşılmaktır. 3....
Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nin 326/1. maddesi uyarınca Kanun’da yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanun’da yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz Yasa'nın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Somut olayda, Mahkemece, davalılar aleyhine 1.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dosyamız taraflarının davacı ve davalı olduğu ortaklığın giderilmesi davasında, davacının muhdesat iddiasına karşı davalıların bir beyanda bulunmadığı, eldeki davada ise, cevap dilekçesi ile davayı kabul ettikleri anlaşılmaktadır....
Dava, muhdesat tespiti istemine ilişkindir. 1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek davanın kabulüne karar verildiğine ve takdirde ve davalı Belediyenin dava açılmasına sebebiyet verdiğinden harcın davalı Belediyeden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı ... vekilinin harç ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 394 ada 35 parsel sayılı taşınmaz tapuda paylı mülkiyet üzere kayıtlı olup davalının payı 36585/240000 'dir. Bu nedenle yargılama sonunda hükmedilecek harcın ve vekâlet ücretinin taşınmazdaki davalı taraf payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) üzerinden hesaplanması gerekirken, davacı tarafından belirtilen ve harcı tamamlanan dava değerinin tamamı üzerinden hesaplanması doğru olmamıştır....
Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nin 326/1. maddesi uyarınca Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanunda yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz Yasa'nın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Somut olayda, Mahkemece, davalılar aleyhine 1.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, eldeki davacının ve eldeki davalıların davalı olduğu ortaklığın giderilmesi davasında, davalının muhdesat iddiasına karşı davalıların bir beyanda bulunmadığı, eldeki davada ise, cevap dilekçesi ile davayı kabul ettikleri anlaşılmaktadır....


