WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Davalı ... vekili, öncelikle satış vaadi sözleşmesinin miras taksim sözleşmesinden önce miras paylaşımına ilişkin yapılan bir sözleşme olduğunu, miras kalan tüm malların paylaşımının ve intikalinin miras paylaşımına göre yapıldığını, miras sözleşmesi ile mirasçıların birbirlerini gayrikabili rücu ibra ettiklerini, davacının kötüniyetli olup dava konusu taşınmazda kiracıların ödediği kira ile ilgili davalı ...’in ihtarına verdiği 27.06.2008 tarihli cevapta yıllar önce yapılan taksim anlaşması, satışlar ve fiili uygulamada hangi bölümlerin kime ait olduğunun belli durumda bulunduğunu kabul ettiğini, taşınmazın tapuda arsa olup mirasçıların miras hisseleri ve taksim sözleşmesine göre malik olduklarını, üzerindeki kaçak ve kamu düzenine aykırı binanın ekonomik değerinden bahsedilemeyeceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur....

Kayıt sahibinin zilyet adı; tespite muvafakat beyanının, haricen satış gibi ya da başka bir nedene dayandırılarak ileri sürülmüş olması da bu kabulde sonuca etkili değildir. Yine ifade edilmelidir ki, tescil isteği niteliğinde bulunan malikin, kadastro sırasında, kadastro teknisyeni huzurunda, taşınmazının başka bir şahıs adına tesciline muvafakat beyanı ile mülkiyet lehine tesciline muvafakat bildirilen kişiye hemen geçmez. Bu yerde mülkiyetin geçirilmesi ancak tespit tutanağının kesinleşmesi ile mümkün olabilir. 3.2.3. Bilindiği üzere; terekeye dahil bir taşınmaz hakkında, bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilirse de, 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açması hukuken mümkün değildir....

YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4....

nin mirasçısı olmadıklarını, TBK'nın 97 nci maddesi hükmü gereğince karşılıklı borç niteliğinin de mevcut olmadığını, kendisine verilen bir şey olmadığını, borç taahhüdü de olmadığını, davacının dayısı olan ...'a devir yaptığını ve sonra ondan hakkını geri aldığını ve davadan feragat ettiğini, bir davalıdan feragat etmenin diğer davalıdan da feragat şeklinde yorumu gerektiğini, bozma kararının Hukuk Genel Kurulu 2011/14-408 Esas, 2011/402 Karar sayılı kararına aykırı olduğunu, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 26.12.2014 tarihli ve 2013/14148 Esas, 2013/18567 Karar sayılı kararında da benzer bir karar verildiğini, Yargıtay 8....

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşmeye veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte hareket ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine Sulh Mahkemesi miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir " hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca davacılar ile yönetim kurulu üyesi olan dava dışı ... ve ..., murisleri ...'dan intikal eden miras ve şirket hisseleri üzerinde miras ortaklığı çerçevesinde elbirliğiyle mülkiyet sahibidirler. ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...Tereke sayılı dosyasında 14/11/2017 tarihli kararla Tereke idare memuru olarak ... atanmıştır. TTK 432 mad.'de "Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler " ve yine TTK 477 mad.'...

DAVA Davacı; mirasbırakanı ...’ın 38788 ada 6 parsel ve 41973 ada 1 parsel sayılı taşınmazları satın aldığını, satış bedelini bizzat ödediğini ve taşınmazları kendi adına almak iradesi ile hareket ettiğini ancak davalının, mirasbırakanın yaşlı olması, önceden Almanya'da yaşaması ve işlemlerin nasıl yürüdüğünü bilmemesinden faydalanarak hileli hareketlerle her iki taşınmazın da kendi adına tescilini sağladığını, taşınmazları alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde bedelinin miras payı oranında tahsiline, bu da olmazsa tenkise karar verilmesini talep etmiş, 08.02.2011 tarihli dava konusunun ıslahı başlıklı dilekçesi ile muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak tapu kaydının iptaline ve davacının payı oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II....

Kadastro Mahkemesi'nin 1991/3228 esas sayılı dosyası ile karar verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, ayrıca davacının sözleşmeye dayalı olarak tazminat isteminde bulunma talebinin zamanaşımına uğradığını, davacı ile temlik alan ... arasında 11.08.2010 tarihinde satış vaadi sözleşmesi yapıldığını temlik sözleşmesinin geçerli olmadığını yine temlik alan ...'in ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davadan feragat ettiğini, feragat ile bu davadaki hakkındanda feragat ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili davanın pasif husumet yokluğundan reddini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı ... ile yapılan satış vaadi sözleşmesinin muvazalı olduğunu, satış vaadi sözleşmesinin ifasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur....

Anılan İçtihadı Birleştirme Kararında sonuç olarak; “Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması hâlinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanunun 507 ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına” hükmedilmiştir. 24. 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, miras bırakanın tapulu taşınmazlarının temliklerinde yaptığı muvazaalı işlemlere ilişkindir. 25....

nün herhangi bir taşınmazı pay olarak almamasının mirastan feragat ettiği sonucunu doğurduğunu, ... sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığını, mirasbırakanın yasal mirasçılarının muvazaaya konu taşınmazların haricindeki mamelek üzerinde ... sözleşmesi akdetmelerinin muvazaayı ortadan kaldırmayacağını, nitekim mirasbırakanın ilk eşinden olma çocuklarının babalarının vefatından önce taşınmazlarını kime sattığını bilmelerinin kendilerinden beklenemeyeceğini, İstinaf mahkemesinin bila tarihli sözleşmeyi zorlama bir yorum ile sulh sözleşmesi kabul ettiğini, ancak bahsi geçen sözleşmenin 19.02.1980 tarihli ... sözleşmesinin içeriğinde bulunmayan hibe, bağış ve sair yollarla tereke dışı bırakılan ve davaya konu taşımazları sisteme dahil etmek adına yapıldığını, başka bir anlatımla geçerli olan ... sözleşmesinde taraflardan gizlenen taşınmazların diğer mirasçılara miras hisseleri oranında dağıtılmaması adına aldatma yoluyla yapıldığını, ikinci sözleşmenin geçersiz olduğunu, muvazaa ile devredilen...

İstinaf Sebepleri Davalı avukatı tarafından verilen 23.08.2019 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin zamanaşımı süresini reddetmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin 5 inci maddesinin dikkate alınmadığını, taraf teşkilinin sağlanmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafları olan ... Konut Yapı Kooperatifi ile diğer iştirak hâlindeki hissedarların da davaya katılması gerektiğini, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını, her halükarda satış vaadi sözleşme tarihindeki imar durumu üzerinden hesap yapılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C....

UYAP Entegrasyonu