Talep 30.09.2011 tarihli olup o tarihte yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 76. maddesi hükmünce maddi vakıalar ileri sürmek taraflara, hukuki vasıflandırma hakime ait olduğundan davacının talebi 1086 Sayılı HUMK'nın 368. ve devamı maddelerinde düzenlenen delillerin tespiti istemi niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Delil tespiti davalarında da mahkemenin gerekirse tarafları dinleyip keşif ve bilirkişi incelemesi yaptıktan sonra raporu alıp muhafaza ederek tespit işlemini sonuçlandırması gerekir. Delil tespiti davası sonucunda eda davası varmışcasına taraflara, hak tanıyacak ya da borç altına sokacak hüküm kurulması mümkün olmadığı gibi kesin hüküm teşkil edecek şekilde tespit edilen delillerin karar bölümünde gösterilmesine gerek bulunmamaktadır....
Şu durumda mahkemece hukuki niteleme bu şekilde yapılmalı, mahkeme esas kaydı kapatılarak, mahkemenin değişik iş esasına kaydedilmeli ve delil tespiti şeklinde yapılan değerlendirme sonucunda değişik iş dosyası üzerinden karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile eldeki davanın ''tespit davası'' olarak kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/01/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
nde çıkan yangında ticari defter ve belgelerinin yandığını belirterek defterlerinin zayii olduğunun tespiti talebinde bulunmuştur. Davalı vekili, davacının delil tespiti isteminin yerinde olmadığını, zira delil tespiti talebinin kabul edilebilmesi için hukuki yararın bulunması gerektiği, oysa meydana geldiği iddia edilen yangının tarihi ile talep tarihi arasında 5 yıla yakın bir süre olması dolayısıyla hukuki yararı olmadığını, ayrıca bu talebin TTK m. 82/7 gereği öğrenmeden itibaren 15 gün içinde yapılması gerektiğini, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, zayi belgesi verilmesi istemi davasının 6102 sayılı TTK madde 82/7 gereğince öğrendikten itibaren 15 gün içinde talep etmesi gerektiği, bu süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki delil tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde delil despiti isteyen avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ileride idareyi bağlayacak şekilde tespit hükmü kurulmasının mümkün olmayacağına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 22.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Şöyle ki; mahkemece bozma ilamı doğrultusunda, delil tespiti giderlerinin, yargılama giderlerine dahil edilip, yargılama giderleri kapsamında değerlendirilerek, hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Keza, mahkemece bozma ilamına aykırı olacak şekilde, delil tespiti giderlerinin, asıl alacağa dahil edilmek suretiyle bu toplam miktara faiz yürütülerek takibin devamına karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır. diği görülmüştür. Hal böyle olunca; mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir....
Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma kararında da ifade edildiği üzere; delil tespiti giderleri yargılama gideri kapsamında olduğundan tarafların haklılık oranına göre paylaştırılarak hüküm kurulması gerekirken, bu giderler asıl alacak kalemine dahil edilerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir....
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1999/188 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan delil tespiti sonucu 30.08.1999 tarihli bilirkişi raporunun sunulduğunu, araçta eksik olduğu tespit edilen toplam 100 kalem parça değerinin 56.804,99 DEM; bu parçaların takılması için mekanik ve elektrik işçilik giderleri 200,00 TL, aracın 15 günlük onarım süresi içinde gerçekleşen kazanç kaybı tutarı 900,00 TL ve aracın İstanbul’daki yetkili servisine nakli için harcanan 200,00 TL tutarlarında zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 1.000,00 DEM parça bedeli ile az yukarıda belirtilen miktarlardaki tazminatların davalıdan tahsilini dava etmiştir. 11.05.2004 tarihinde ve ıslah yoluyla toplam 50.998,41 TL maddi tazminatın tahsili istenmiştir. Yukarıda sayısı belirtilen delil tespiti dosyası ile İzmir 19....
Diğer yandan, davacı tarafından yapıldığı bildirilen delil tespiti gideri de takip konusu asıl alacağın ilave edilerek dava ve takip konusu yapılması ve delil tespiti giderinin mahkemece asıl alacak niteliğinde kabul edilerek davalı itirazının iptâline karar verilmesi doğru değildir. Çünkü 22.03.1976 tarih ve 1976/1 esas, 1976/1 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, HUMK’nın 368-374 maddeleri uyarınca yapılan delillerin tespitine ilişkin giderleri aynı kanunun 413-426 maddelerinde yer alan yargılama giderlerinden sayılır ve bu tür giderler, dava değerine ilave edilemez. Dava ve takip konusu işlemiş temerrüd faizinin hakedip edilmediği incelenmeden, talebin doğruluğu mahkemece kabul edilerek bu alacak üzerinden davalı itirazının iptâline ve Borçlar Kanunu’nun 104/son maddelerine aykırı olarak temerrüt faizine faiz uygulanması sonucunu doğurur şekilde karar verilmesi yanlış olmuştur....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/158 D. iş sayılı delil tespiti dosyası üzerinden yaptırılan delil tespiti sonucu sunulan 26.10.2006 tarihli bilirkişi raporunu dayanak alarak, 68.475,00 TL ayıplı işlerin giderilmesi bedelinin tahsilini dava etmiştir. Delil tespiti raporunda, sözleşme ile yüklenilen işlerin ayıplı yapıldığı açıklanmış; ancak, ayıpların neler olduğu ve derecesi raporda belirtilmemiştir. Mahkemece yaptırılan inceleme sonucu sunulan 01.07.2008 günlü bilirkişi raporu incelendiğinde de; ayıpların niteliklerinin yeterince açıklanmadığı ve sadece 48.305,00 TL giderim bedelinin hesaplanmış olduğu anlaşılmaktadır....
Yerinde delil tespiti suretiyle 07.06.2005 tarihinde yapılan incelemede davacıya ait 1160 parsel sayılı taşınmaza çeltik suyu bırakılmak ve ağaç kökleri konulmak suretiyle haksız elatıldığı saptanmış, dava 20.7.2005 tarihinde açılmıştır. Gerçekten, yargılama aşamasındaki keşifte davalıların elatmaları olmadığı, davacı taşınmazının zarara uğramadığı belirlenmiştir. Görülüyor ki, tespit sırasında varlığı bildirilen elatma davadan sonra kaldırılmıştır. Bu nedenle mahkemenin yazılı olduğu şekilde davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurmasında Yasaya aykırılık yoktur. Ne var ki, HUMK.nun 374.maddesi hükmünce delillerin tespiti için tanzim edilmiş, bilimum evrak esas dava dosyasının ekidir. 22.3.1976 tarih 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince de davanın açılmasından önce HUMK.nun 368-374 maddeleri uyarınca yapılan delil tespitine ilişkin giderler aynı Yasanın 413-426. maddelerinde yer alan yargılama giderleri içindedir....


