Olayda ise, davacının 1987 yılında başarısızlık nedeniyle kaydının silinmesinden sonra yürürlüğe giren 3804 sayılı af kanunundan yararlandığı, bu yasa uyarınca verilen sınav hakkından da başarısız olup öğrencilik sıfatını elde edemediği, bu kez 3908 sayılı yasadan yararlandırılmak istemesi üzerine bu davaya konu işlemin tesis edildiği temyiz dosyasının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, öğrenci sıfatı bulunmayan davacının isteminin reddedilmesinde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığından işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür....
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu bu kez ikinci ıslah dilekçesi de gözetilerek davacı ... için 33.690,65 TL, Enis için 5.688,07 TL, Emrah için 850,04 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Oysa ki uyulmasına karar verilen bozma ilamının kapsamı sadece tüm davacılar hakkındaki manevi tazminat ve davacı ... hakkındaki maddi tazminatla sınırlıdır. 12.6.2014 tarihli yerel mahkeme ilamı ile davacılar Emrah ve Fatıma yararına hükmedilen maddi tazminat miktarları kesinleşerek davalılar için usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Bu durumda mahkemece bozma kapsamı dışında kalmakla davacılar Emrah ve Fatıma hakkındaki maddi tazminat yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken tekrardan tazminata hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 04.02.1948 tarih ve ......
Ancak mahkeme kararının bu nedenle de düzelterek onanması gerekirken, kararın sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile, Dairemizin onama kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının bu şekilde düzelterek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davacıların tüm karar düzeltme itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, davalı... Ev Aletleri San. Ve Tic. A.Ş.'nin karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 21.03.2016 gün 2014/33972 esas ve 2016/7891 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının “hüküm” başlıklı bölümünün 2. fıkrasına “c” bendi eklenmek suretiyle “Reddedilen maddi tazminat nedeniyle 1.685,66 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı... Ev Aletleri San. Ve Tic. A.Ş.'...
' statüsünden dolayı ilk kez uyarılması sebebiyle davacı şirketin kişilik haklarının zedelemiş olabileceği ve manevi tazminat isteyebileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir....
'ın mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının ağır bir zarar kaybının olmadığını, olayın meydana gelmesinde davacının sağa sola bakmadığı gibi trafik kurallarına da uymayarak karşıya geçmesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizde yapılan yargılama sonrasında dosyanın 06/02/2020 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı, davanın yenilenmesinden sonra 08/07/2021 tarihli oturuma katılmamak suretiyle dosyanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı, davanın konusunun basit yargılama usulüne tabi olduğu, bu bağlamda HMK 320/4 maddesi gereğince ikinci kez takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur....
in elinde kalan çeki tekrar tedavüle çıkarttığını, müvekkilinin bu nedenle aynı çek yaprağı için ikinci ödemeyi yapmak zorunda kaldığını, ikinci ödemeye basiretli tacir gibi davranmayan davalı Banka'nın yol açtığını ve diğer davalının da bu ödeme nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini, ikinci kez tedavüle çıkan çeke davalı banka tarafından karşılıksız şerhinin işlenmesi, müvekkilinin .... Bankası nezdinde tutulan kara listeye alınması ve bu çeke dayalı olarak icra takibi başlatılması karşısında müvekkilinin ticari itibarının da sarsıldığını ileri sürerek, çek bilgilerinin kara listeden kaldırılmasına, 88.500,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Banka vekili, davacının talimatı üzerine çek bedelinin diğer davalı ... adına havale edildiğini, bankanın ..... Sitesi Şubesi tarafından havale tutarı olarak 75.000,00 TL'nin davalı ...'...
Dosya kapsamından, taraflar arasında bir borç ilişkisinin bulunmadığı, ancak icra dosyasındaki borçlu ile davacının isim ve soyisminin aynı olması nedeniyle davacının evine hacze gelindiği, ilk gelişte çilingir olmadığından kapıya not bırakılarak hacze son verildiği, ikinci gelişte ise, çilingir marifeti ile kapı açılarak evde bulunan bir kısım eşyaların haczedildiği anlaşılmaktadır. Gerçek borçlunun takip dosyasında açık adresi bulunmasına ve daha önce haciz için işyerine gidilmiş olmasına rağmen, sırf isim benzerliğinden dolayı bu kez davacının evine hacze gelinmesinde davacının hiçbir katkısı bulunmamaktadır. Şu halde, yapılan işlemin haksız haciz niteliğinde olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun kabulü gerekir....
KARAR Davacı, nefes almakta zorluk çektiği şikayeti ile davalı doktorlara müracaat ettiğini, kendisine ameliyat önerildiğini, ameliyatın sadece nefes probleminin giderilmesine yönelik olup, burnun dış görüntüsünde değişiklik olmayacağı yönünde doktorlarla anlaştığını, Nisan 2001 yılında ameliyat olduğunu,rızası dışında burnun dış görüntüsünde değişiklik yapıldığını, solunum sorununun devam etmesi nedeniyle ikinci kez ameliyat olduğunu, akabinde üçüncü ve dördüncü kez ameliyat olmak zorunda kaldığını ileri sürerek 10.000,00 YTL maddi , 10.000,00 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, zamanaşımı itirazında bulunarak, estetik ameliyatta istenmesi üzerine davacının talebi doğrultusunda ameliyat yaptıklarını, istek dışı bir müdahalenin olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir....
Yeni bir imar planı yapıldığı gerekçesi ile yeniden yapılan parselasyon işlemlerinde, önceki parselasyon işlemi hukuki varlığını koruduğundan, tescilli imar parselleri üzerinden tekrar düzenleme ortaklık payı (DOP) alınmaksızın dağıtıma tabi tutulması gerekli iken, mahkeme kararı sonucu "iptal" hükmü esas alınarak yeniden yapılan parselasyon işlemlerinde, önceki parselasyon işlemi hukuki varlığını yitirdiğinden, öncelikle tescilli imar parsellerinin DOP ve kamu ortaklık payı (KOP) paylarının iadesi suretiyle parselasyon planından önceki kök parsellere dönülmesi ve böylelikle parselasyon öncesi hukuki duruma yeniden gelinmesinin sağlanması, sonrasında mer'i uygulama imar planı hüküm ve kararları da esas alınarak tespit edilecek düzenleme sınırı içerisinde hesaplanan DOP ve KOP oranları çerçevesinde parselasyon işleminin tesis edilmesi zorunludur. Nitekim Danıştay Altıncı Dairesinin 16/11/2016 tarihli, E:2014/1698, K:2016/7402 sayılı kararı da bu yöndedir....
ın sosyal yaşantısını sürdürebilmesi için, 5 yıllık süre beklenmeksizin, gümrük vergilerinden muafen ikinci bir özel tertibatlı aracın ithal edilmesine, Gümrük Müsteşarlığının 28.7.2006 gün ve 2006/166 sayılı onayı ile izin verildiği hususlarının, Gümrükler Genel Müdürlüğünün Ankara Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğüne muhatap 28.7.2006 gün ve 019325 sayılı yazısıyla bildirildiği; 2.2.2007 tarihinde ise, davacı Şirket tarafından, adı geçen şahsa ikinci kez istisnadan yararlandırılarak araç satıldığının konu ile ilgili olarak yapılan vergi incelemesi sonucunda belirlenmesi üzerine, beş yıl içinde birden çok kez araç satın alınması ve her iki araç satışı için vergi istisnasından faydalanılmasının, yukarıda anılan Yasa hükmüne aykırı olduğundan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır....


