"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat Dava Tarihi : 21/08/2015 Hüküm : Davacının davasının kısmen kabulüyle ilk tutukluluk dönemi için; 5.844.03 TL maddi, 9.500.00 TL manevi; ikinci tutukluluk dönemi için; 6.540.53 TL maddi, 11.000.00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Tazminat talebinin dayanağı olan Edirne 1....
Davacı tarafından, bölgedeki park alanının keyfi olarak kendi taşınmazlarına kaydırıldığı, bazı kişilerin parsellerine haksız şekilde değer kazandırıldığı, kendi parsellerinden fazla DOP kesildiği, yol kararının taşınmazlar üzerindeki yapının yıkılmasına neden olacağı ve yasal orandan fazla kesilen düzenleme ortaklık payının kanunen belirlenen hizmetlere ayrılmadığı iddialarıyla temyizen incelenen dava açılmıştır....
Somut olayda, ilk bilirkişi raporu sonrasında davacı vekili ---- havale tarihli ıslah dilekçesi ile davaya konu alacak miktarlarını arttırarak davayı ıslah etmiş, sonradan tanzim edilen ikinci bilirkişi raporuna istinaden de ----havale tarihli ıslah dilekçesi ile tekrar alacak miktarlarını artırmak suretiyle davayı ıslah etmiş olup, ikinci kez gerçekleştirilen ıslah işlemine itibar edilmeksizin sonuca gidilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. --- Davacının sigorta şirketinden --- tarihli protokol ile kendi kabulüyle sabit --- asıl alacak olarak tahsil ettiği anlaşıldığından bu talebi aşan ve ikinci defa ıslah yapılması mümkün olmadığından ----- taleplerinin reddine karar verilmiştir....
No:… Seyhan/ADANA" adresine gidilmiş ve tebliğ evrakı, tebligat kapalı bildirimi ve muhtar tasdikiyle iade olmuş ise de; aynı adrese münasip bir süre sonra ikinci kez gidilmesi gerekirken ilanen tebliğ yapılmasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emri 26/09/2018 tarihinde tebliğ edildiğinden, 18/10/2018 tarihinde açılan davanın usul yönünden reddi gerektiği iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir....
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisinin ihtiva etmeyen aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. 2- Davacı vekilince dava dilekçesinde, maddi tazminat talebinin yanında 20.000,00 TL manevi tazminatın da tahsili istenmiş, mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, manevi tazminat isteminin tamamen reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3, 4. maddesine göre, aynı tarifenin ikinci kısım ikinci bölümü uyarınca, davalı yararına reddedilen manevi tazminat talebi yönünden maktu vekalet ücretinin takdir edilmesi gerekirken, yazılı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır....
Mahkemece, 25.05.2010 tarihli ikinci ıslah dilekçesi geçerli sayılmamıştır. Davacılar vekilinin 15.04.2002 tarihli ilk dilekçesi faize ilişkin olup, 25.05.2010 tarihli ikinci dilekçesi ise talep edilen tazminat miktarının arttırılmasına ilişkindir. 25.05.2010 tarihli ikinci dilekçesinin konusu faizle alakalı değildir. Her iki ıslah dilekçesinin konusu farklı olduğundan artık aynı konuda yapılmış ikinci bir ıslah söz konusu değildir. Bu nedenle davacılar vekilinin 25.05.2010 tarihli dilekçesi mahkemece ikinci defa yapılmış ıslah gibi kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, ıslahın mümkün olduğu nazara alınarak 25.05.2010 tarihli ıslah dilekçesi geçerli kabul edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 4-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekili, davalı ..., davalı ... ve davalı ......... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir....
karar verilmesi gerektiği; aynı maddenin ikinci fıkrasının iptali istemi yönünden, 1. fıkraya bağlı olup uygulanma imkânı kalmayan dava konusu 2. fıkranın, düzenlemenin sebep unsurunun iptal edilmiş olmasıyla ortadan kalkmış olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir....
dayanarak aynı iddia ve talep ile ----- sayılı dosyası ile ikinci bir dava açtığını, yine davacının--- tarihinde müvekkiline karşı ----sayılı dosyası ile açtığı dava ile huzurdaki davanın aynı olduğunu, bu davaya yapılan iş bölümü itirazı üzerine ------sayılı numarasını aldığını, müvekkilinin, diğer şirketler gibi global ekonomik krizden etkilendiğini, davacı ile imzalanan ek protokol kapsamında üstlenilen tüm edimlerin yerine getirildiğini, ancak davacının ek protokoldeki edimlerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, davacının müvekkilinin iki kez fiyat indirimi talebinde bulunduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacıdan ve diğer müteahhitlerden iki kez fiyat indirimi yapması konusunda talepte bulunmadıklarını, davacının ikrar ettiği üzere bedel indiriminin taraflar arasında ek protokole bağlandığını, davacının dava dilekçesindeki iddialarının aksine, sözleşmeler müvekkili şirket tarafından haksız olarak feshedilmediğini, davaya konu sözleşmeler kapsamında...
K A R A R Davacı, 27.03.2014 tarihinde diğer davalının ithalatçısı olduğu dava konusu otomobili davalılardan ...’den satın almış olduğunu, aracın sunroof kısmından ses gelmesi nedeniyle bir çok defa servise götürülmek zorunda kalındığını, aracın serviste kaldığı sürelerde yerine araç verilmemesi nedeniyle araba kiralamak zorunda kalındığını ve ayrıca onüç kez Kırıkkale-... arasında git gel yapıldığını ileri sürerek, aracın ayıpsız yeni misli ile değiştirilmesine, araç kiralama ve yakıt masrafları ile oluşan manevi zarar karşılığı 10.000,00-TL tazminatın da davalılardan tahsiline karar verilmesini dilemiştir. Davalılar ilk derece yargılama makamına sunmuş oldukları yanıt dilekçeleri ile temelde dava konusu otomobilin ayıplı olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır....
Aksi hâlde dava açılmamış sayılır." düzenlemesini havi olup; Somut olayda dosya ilk defa 11.07.2019 tarihli celsede işlemden kaldırılmış, davacı vekilinin yenileme talebi üzerine yargılamaya devam olunmuş 11.05.2022 tarihli duruşmaya davacı vekilinin mazeretsiz katılmadığı, dosyanın ikinci kez takipsiz bırakıldığından bahisle dosya işlemden kaldırılarak sonrasında açılmamış sayılmasına karar verilmişse de, yargılama safahatında dosya bir kez yenilenmiş, yenilemeden sonra da bir kez takipsiz bırakılmıştır. Ancak, mezkûr madde düzenlemesine göre dava yenilemeden sonra bir kez daha takipsiz bırakılabilecek, ikinci kez takipsiz bırakıldığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilecektir. 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi kapsamında toplam üç celse takipsiz bırakılma hususu gerçekleşmediğinden, yazılı gerekçe ile de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. V....


