Dosya içeriğinden; davacı Şirket'in, vergi yükümlüsü olmayıp gerçek kişi olan davalıda bulunan çekin karşılığını ödeyerek bir belge aldığı; bedelsiz kalan çeki davacıya ya da ödeme belgesine göre belirlenen üçüncü kişiye teslim etmeyen davalının, çeki ciro ettiği; çeki ciro yolu ile elinde bulunduran dava dışı kişilerin başlattığı icra takipleri nedeniyle çek karşılığını ikinci kez ödeyerek icra takibinden kurtulan davacının, ödediği çek bedeli ile manevi tazminat istediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ticari faaliyetten değil haksız eylemden doğduğu sonucuna varılan olay nedeniyle uygulanacak faiz ölçüsü avans ve reeskont faizi olmayıp yasal faizdir....
Bu ikinci dilekçeyi inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından; 02/07/2021 tarihli 2. ek karar ile davacının temyiz kanun yoluna başvurma isteminin 19/01/2021 tarihinde süre yönünden reddine karar verildiği, ek kararın 01/02/2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, ek karara karşı temyiz yoluna başvurulmadığı, davacının bu defa 25/06/2021 tarihli temyiz dilekçesiyle esasa ilişkin 19/11/2020 tarihli asıl kararı ikinci kez temyiz ettiği anlaşıldığından aynı içerikli bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olup davacı tarafından bu kez HMK’nun 346/2. maddesinde belirtilen 7 günlük süresi içinde 02/07/2021 tarihli 2. ek karar temyiz edilmiştir. Hükmü temyiz eden tarafa kararın tebliğ edildiği tarih ile temyiz dilekçesinin bölge adliye mahkemesine verildiği tarih arasında yasada öngörülen temyiz süresi geçmiştir....
Ancak; Bozma öncesinde tazminat bedeli 230.597,15 TL belirlenmiş ve bu bedel üzerinden davacı tarafından ilk ıslah yapılmıştır. Islaha göre kurulan hüküm sadece davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiş ve davalı idare lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bozma sonrası tazminat miktarı 938.392,20 TL belirlenmiş ve bu bedel üzerinden harç yatırılarak davacı tarafından ikinci kez ıslah yapılmıştır. Mahkeme gerekçesinde bozma sonrası ıslah yapılamayacağından bahisle bozma öncesinde belirlenen bedele hükmettiğini belirtmiş olsa da; ilk karar ile hükmedilen bedel davalı idare lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiğinden bu gerekçe ile 230.597,15 TL’ye hükmedilmesi gerekirken, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle ilk ıslah doğrultusunda 230.597,15 TL’ye hükmedilmesi sonucu itibariyle doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır....
karar verilmesi gerektiği; aynı maddenin ikinci fıkrasının iptali istemi yönünden, 1. fıkraya bağlı olup uygulanma imkânı kalmayan dava konusu 2. fıkranın, düzenlemenin sebep unsurunun iptal edilmiş olmasıyla ortadan kalkmış olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir....
Dönem Toplu Sözleşmenin, ''Kamu Görevlilerinin Geneline Yönelik Mali ve Sosyal Haklar'' başlıklı İkinci Kısmının, ''Kamu Görevlilerinin Geneline Yönelik Toplu Sözleşme'' başlıklı Birinci Bölümünün, ''Toplu Sözleşme İkramiyesi'' başlıklı 23. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, ''üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine ibaresi, kamu görevlisi sendikasının kurulu olduğu hizmet kolundaki sendika üyesi olabilecek toplam kamu görevlisi sayısının en az %1'inden fazla sendika üyesi kaydeden sendikalara üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine şeklinde'' ibaresinin İPTALİNE oybirliğiyle, 2....
'ye 09.06.2020 tarihinde götürdüğünü, yapılan tüm incelemeler neticesinde aracın ilk motor revize işleminde davalı şirketin hatasından kaynaklandığı ve takılan parçaların orijinal olmadığından dolayı aracın motorunun ikinci kez arızalandığını, davacı tarafından motor konusunda uzman bir kişiye başvurulduğunu ve inceleme raporunda montaj esnasında yapılabilecek işlem kaynaklı ve yağlama hatasının araçtaki arızaya sebebiyet verdiğinin belirtildiğini, motor revize işleminin ... A.Ş. tarafından yapıldığını ve davacı tarafından 01.02.2021 tarihinde fatura bedeli olarak 24.148,11-TL ödendiğini, aracın 09.06.2020 tarihinde ... A.Ş. 'ye bırakıldığını ve motor revize işleminin 5 ay 5 gün sürerek 30.11.2020 tarihinde tamamlandığını, dolayısıyla davacının kazanç kaybının meydana geldiğini beyan etmiştir....
K A R A R Dava, maluliyetle sonuçlanan iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir....
in devlet memurlarına verilen disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açılmasını öngören anayasa değişikliği görüşmesi sırasında yaptığı konuşmada, gerçek dışı ve hakaret içerikli ifadeler kullandığını belirterek kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı, yapılan konuşmanın davacı ile ilgili olmadığını, meclis genel kurulunda konuşma yapan Yalova Milletvekili Muharrem İnce'ye cevap niteliğinde olduğunu savunarak haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; ... İl Milli Eğitim Müdürü olan davacı ile ... Milletvekili ve eski Milli Eğitim Bakanı olan davalı ... arasında davacının bir çok kez görev yerinin değiştirilmesine ilişkin idari işlemlerin iptali ile yürütülmesinin durdurulmasına yönelik idari yargı kararlarının davalı tarafından uygulanmaması nedenine dayalı davacı tarafından açılmış bir çok tazminat davası olup davalı aleyhine sonuçlandığı anlaşılmaktadır....
Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra davalı vekilinin talebi üzerine, Mahkemece 09.02.2007 tarihli duruşmada davanın esası hakkında beyanda bulunmak ve tüm delillerini ibraz etmesi hususunda davalı vekiline 30 gün süre verilmiş, ancak davalı vekili bu süre içerisinde beyanda bulunmadığından, davalı vekilinin mazeret bildirdiği 23.03.2007 tarihli duruşmada aynı hususta davalı vekiline ikinci kez 15 gün süre verilmiş, bu hususun davalı vekiline tebliği için verilen ara karar yerine getirilmediğinden, bu kez davalı vekilinin hazır olduğu 23.11. 2007 tarihli duruşmada davanın esası hakkında beyanda bulunması için yeniden, yani ikinci kez 30 gün süre verilmiş, HMK m. 94, f. 2 (HUMK m. 163) hükmü uyarınca kesin olan bu ikinci süre içerisinde de davalı taraf beyanda bulunmamıştır. Diğer bir ifade ile Kanunun emredici hükmü uyarınca kesin olan bu ikinci süre içerisinde de ara kararı yerine getirmemiştir....
Belediye Başkanlığınca, usul yönünden davacının talebini ikinci kez ıslah etmesi üzerine verilen kararın bozulması gerektiği, daha sonra kusur oranlamasının hatalı olduğu çünkü oluştuğu ileri sürülen zarardan dolayı sorumluluklarının bulunmadığı, maddi tazminatın fahiş olarak hesaplandığı, manevi tazminatın ise şartlarının oluşmadığından verilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığınca; usul yönünden; davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği, esas yönünden ise; dava konusu olay nedeniyle kusurlarının ve sorumluluklarının bulunmadığı, olay ile illiyet bağının bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı ... Bakanlığınca; öncelikle usul yönünden; davanın süre aşımı ve husumet nedeniyle reddi gerektiği, esas yönünden ise; dava konusu olay nedeniyle kusurlarının ve sorumluluklarının bulunmadığı, olayda manevi tazminatın şartlarının olmadığından verilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir....


