usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden icra emrinin iptaline ilişkin şikayetin süresinde olmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır....
İcra Müdürlüğü'nün 2011/23334 sayılı dosyasından yaptığı takipte, müvekkiline usulsüz olarak İİK'nın 89/1, 89/2 ve 89/3 maddeleri uyarınca haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, şirket yetkilileri yurtdışında olduklarından bu tebligatlardan haricen yeni haberdar olduklarını, işbu haciz ihbarnamelerinin hiçbir zaman müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ne davalıya ne de diğer borçlulara bir borcunun olmadığını, aralarında bir ticari ilişki bulunmadığını, usulsüz tebligata ilişkin olarak icra hukuk mahkemesinde dava açıldığını belirterek, davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, HMK'nın 119.maddesine göre belgeler ve deliller sunulmadığını belirterek, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
Hukuk Dairesinin 13.05.2013 gün ve 2013/12697 E. 2013/18281 K. sayılı ilamı ile; (…Borçlu vekilinin, ödeme emrinin müvekkiline usulsüz tebliğ edildiğini iddia ederek iptalini talep ettiği, mahkemece, ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu ancak alacaklı tarafından açılan tahliye davasında borçluya gönderilen duruşma davetiyesinin tebliğ edildiği, bu mahkemedeki tebligatın usulsüzlüğünün şikayet konusu edilemeyeceği, borçlunun bu yöndeki itirazlarını temyiz nedeni olarak ileri sürmesi gerekeceği, dolayısıyla borçlunun takipten haberdar olmuş sayılacağı için usulsüz tebligata ilişkin şikayetin yasal 7 günlük sürede yapılmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür....
Görüldüğü üzere, usulsüz yapılan tebliğ, mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacaktır. (H.G.K. 29.12.1993 Tarih ve 1993/18-778 E. 1993/876 K.) (H.G.K. 25.01.2006 Tarih ve 2005/2-772 E. 2006/17 K.) Muhatabın öğrendiğini beyan ettiği tarihin aksi ise tanık beyanı ile kanıtlanamaz. Bu beyanın aksi, ancak borçlu tarafından imzası kabul edilen yazılı veya resmi nitelik taşıyan bir belge ile ispat edilebilir. H.G.K.nun 7.4.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir. Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu yönündeki iddia mahkemede her türlü delille kanıtlanabilir. Usulsüz tebligata ilişkin şikayetin, İİK.nun 16/1 maddesi uyarınca borçlunun tebligatın usulsüzlüğünden haberdar olduğu tarihten itibaren 7 günlük süre içerisinde icra mahkemesine bildirilmesi gerekir....
nun 21/2. maddesine göre yapması kanuna aykırı olup tebligat usulsüz tebliğ edilmiştir. İİK. nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. O halde mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle şikayet kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Şikayet eden borçlu, diğer fesih nedenleri yanında satış ilanı dahil olmak üzere kendisine yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğunu belirterek ihalenin feshini talep etmiş, Mahkeme, tebligatların usulüne uygun yapıldığından bahisle istemi süreden reddetmiştir. 7201 sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, 21/1. maddeye göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır....
tebligata ilişkin şikayeti de kapsadığı, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, HMK'nın 31. maddesi uyarınca mahkemece bizzat davacı/borçlu vekilinden sorulması gereken hususlara ilişkin açıklamaları içerdiği, gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir....
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde, muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Diğer yandan HGK'nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "....usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir." Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. HGK'nun 12.2.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan ettiği tarihin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez....
İcra Mahkemesi'nce usulsüz tebligata ilişkin şikayetin kabulüne, ıttıla tarihinin 28.10.2003 tarihi olarak tesbitine; hukuka uygun bulunan sıra cetveline itirazın kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı yanın iddialarından biri davalı yanın takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin dava dışı borçluya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmediği, dolayısıyla davalı yanın takibinin kesinleşmediği noktasındadır. Mahkemece dava tarihinin ıttıla tarihi olarak kabulü istemi karşılamaktan uzaktır. İkinci istem ise haciz ve muhafaza masrafı olarak yapılan paranın kendilerine ödenmemesinin hatalı olduğuna ilişkindir. İcra ve İflas Kanunu’nun 138/II nci maddesine göre bir malın satış bedelinden öncelikle haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları ilgilendiren masraflar çıkartılmalıdır....
"İçtihat Metni"ESAS NO : 2013/11810 KARAR NO : 2013/22171 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından başlatılan bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu şirketin usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte diğer şikayetlerini ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu gerekçesi ile tebligata dair şikayet kabul edilerek keşideciye protesto çekilmeden cirantaya karşı takip yapılamayacağı gerekçesi ile takip iptal edilmiştir. ...


