Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir. Paydaşın paydaşa satış yapması halinde ise önalım hakkı kullanılamaz. Ayrıca satış dışındaki işlemlerde de önalım hakkı doğmaz. Ne var ki, satış dışındaki pay edinimlerinde muvazaa iddiası ileri sürülebilir. İşlemin tarafı olmayan paydaşlar bu iddiayı her türlü delille kanıtlayabilirler. Davacı, davalı ...’ın baştan beri taşınmazın tamamına malik olabilmek ve gerçekte satın almasına rağmen önalım hakkının kullanımını önlemek amacıyla muvazaalı olarak ilk temlik işlemini trampa olarak gösterdiğini ileri sürmüştür. Öncelikle davalı ..., dava konusu ... ili, ... ilçesi, ...-İmar Mahallesi, 11813 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 2 m2 miktarlı akitte 5.000,00 TL bedel gösterilen payını 10.04.2013 tarihinde vekili aracılığı ile davalı ...’a ait ......
Uyuşmazlığın temeli yargılama sırasında yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa ile getirilen değişikliklerin ve buna bağlı olarak vakıf evlatlarına Vakfiyede öngörülen ödemelerin hangi şekilde yapılacağıdır. 6111 sayılı Yasa ile değişik 5737 sayılı Vakıflar Yasasının 7. maddesine getirilen düzenlemelere göre mazbut vakıflara ait her türlü intifa hakkının (galle fazlası, vazife karşılığı bırakılmamış ücret, maaş vs. dahil) ödenmesi sırasında bu hakkın kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe (...) belirlenecektir. Elbette ki ... tarafından yasada belirtilen süreler kapsamında bu belirlemenin yapılmadığı veya eksik yapıldığı iddiası nedeniyle hakları zedelenen evlatların dava açma hakları saklıdır....
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen ... tarihli protokol ile protokole bağlı kurulmuş olan intifa hakkının davalı tarafından tek taraflı ve haksız olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkili şirketin ... ile ... ayları arasında geçen süreçte kur farkından kaynaklı uğradığı ... USD intifa ivaz geliri zararına karşılık fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Elektronik şirketine satıldığı, yetkili kurumlarca Tapu tescil işlemlerinin tamamlandığı, müvekkili şirketin katılımcı sıfatının sona erdiği, elektrik tedarik sözleşmesi ve su satış sözleşmesinin kendiliğinden hükümsüz hale geldiği, yeni malik tarafından da tüm altyapı faaliyetlerinin sonlandırılmasının talep edildiği bildirilerek müvekkili şirkete sağlanan altyapı hizmetlerinin sonlandırılacağının ihbar edildiğini, bu ihbarın ardından ... tarihi itibariyle fabrikanın altyapı hizmetlerinin Antalya Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü tarafından kesildiğini, taşınmazda müvekkilinin intifa hakkının bulunduğunu, yeni malik ile aralarında taşınmazın tahliye edilmesiyle ilgili dava bulunduğunu, durumun davalıya bildirildiğini ancak davalının talebi uygun görmediğini, altyapı hizmetlerinin kesilmesinin telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğinden bahisle müvekkilinin kullanımındaki fabrika için elektrik, su ve altyapı hizmetlerinin yeniden bağlanmasına yönelik tedbir kararı verilmesini talep...
Mahkememizin anılan kararı ile; 1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, İntifa bedelinden 34.231,33 TL nin kabulü ile, bu miktarın davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle alınıp davacıya verilmesine, Davacının diğer taleplerinin reddine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Hükmedilmiştir. Taraf vekillerince verilen karar temyiz edilmiştir. Yargıtay temyiz incelemesi ile kararın bozulmasına hükmetmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/... Esas, 2015/... Karar sayılı bozma ilamının ilgili kısmı; 1) Dava konusu intifa hakkının dava tarihi itibariyle terkin edilmediği dosyada mevcut tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır....
Demir lehine intifa hakkı ...... bulunmasına rağmen mahkemece bu hususunun değerlendirilmeden sonuca gidilmesi de hatalıdır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca araştırma ve incelemenin yapılması, öte yandan taşınmaz kaydında dava dışı ...... Demir lehine tesis edilen intifa hakkının kötüniyetli olarak konulup konulmadığının saptanması, davalı idarenin dava açılmasına sebebiyet vermediği de gözönünde bulundurularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Tarafların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Şubesi ... nolu hesaba ait ... ve ... seri nolu iki adet çeke ilişkin olarak ibrazı halinde bedelinin tahsili veya karşılıksız işlemi yapılması telafisi güç zararlar meydana getireceğinden dava sonuna kadar iş bu çeklere ilişkin olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve yapılacak yargılama sonrasında söz konusu çeklere ilişkin olarak borçlu olunmadığının tespiti ile çeklerin iptalini, müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, 30.11.2010 tarihli cari hesap ekstresi gereğince açık olmakla 06/04/2012 tarihinde müvekkili şirketin hesabından çekilen 37.000TL'nin davalı şirketten ticari faizi ile birlikte istirdadını, davalı şirketin haksız fiili ve kötüniyeti nedeni ile müvekkili şirketin 18/09/2010 tarihinden sonra uğramış olduğu gelir kaybının tespiti ile davalı şirketten ticari faizi ile tazminini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir....
Ltd Şti ile imzaladığını, ...'ın akaryakıt satış istasyonunun maliki olduğunu daha sonra müvekkilinin , davalı ...'ın kiracısı olarak işleticilik yaptığını, davacının delil olarak sunduğu protokole göre davacının işletmenin gerçekleştiği gayrimenkul üzerinde 11/12/2019 tarihine kadar geçerli intifa hakkının bulunduğunu, davacı ile davalının yaptığı protokolün geçerliliğinin ise 14/04/2020 tarihine kadar olduğunu, ...'in 11/12/2019 tarihi itibari ile taşınmaz üzerindeki intifa hakkının sona erdiğini, ...'in malik ... ile görüşerek intifa hakkını yenilemediğini, intifa süresinin protokolün geçerliliğine kadar uzatılmadığını bu nedenle dava dışı ...'ın müvekkili şirket yetkilisi ile bu hususu görüşerek intifanın uzatılmadığını, ...'...
Dava, davalı banka tarafından kurucu intifa senetlerine yapılacak kar payı ödemelerinin, ödenmiş sermayenin 250.000 TL'lik kısmı ile sınırlandırılmasına dair yapılan 30.05.1991 tarihli ana sözleşme değişikliğinin batıl olduğunun tespiti ve iptali, davalı bankanın genel kurulunda kurucu hisse sahiplerine kar payı dağıtılmamasına ilişkin olarak alınan kararın iptali, sermaye sınırlandırılması olmaksızın 1991 yılından itibaren hesaplanacak kar payının davalıdan tahsili taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı banka nezdinde kurucu intifa senedi ile B grubu hisse sahibi olduğunu, davalı banka tarafından 31.05.1991 yılında yapılan ana sözleşme değişikliğine kadar kurucu intifa senedi sahiplerine ödenmiş sermaye üzerinden ve herhangi bir sınırlandırma olmaksızın kar payı ödemesi yapıldığını, anılan tarihteki sözleşme değişikliği ile kurucu intifa senedi sahiplerine ödenecek kar payının ödenmiş sermayenin 250.000 TL'lik kısmı ile sınırlandırıldığını, kurucu intifa senedi sahipleri ile davalı...
ın bayilik sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, Rekabet Kurulunun kararı kapsamında kira sözleşme süresinin 5 yıldan fazla olamayacağına ve bu tarih itibarı ile bu sözleşmelerin süresinin sona ereceğine karar verdiğini, öngörülen 15 yıllık süreyi açan kısım yönünden ifanın hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğini, intifa hakkının 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, feshin müvekkili tarafından davalıya noter ihbarnamesi ile bildirildiğini, 20.07.2011 tarihli ihtarname ile kullanılamayacak döneme ilişkin süreye isabet eden 24.726,00 TL'nin Katma Değer Vergisi (KDV) ile birlikte ödemenin yapıldığı tarihten 18.09.2010 tarihine kadar güncellenmiş miktar olan 54.690,00 TL+KDV'nin faizi ile birlikte ödenmesi hususunda davalının ihtar edildiğini, müvekkilinin 15 yıl süre ile kazanç elde edeceğine inanarak bayilik sözleşmesi yaptığını, dolayısı ile sözleşmenin süresinden önce sona ermesi sebebi ile müvekkilinin kazançtan mahrum kaldığını belirterek bu miktarın temerrüt tarihinden...


