WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

Mahkemece, dava konusu taşınmazda hisseli satışın mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosya içinde bulunan tapu kaydının incelenmesinden dava konusu 180 parsel sayılı taşınmazda vaad borçlusu davalının 9/14 payının bulunduğu, payına 450 metrekare isabet ettiği, 29.08.1990 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile bunun 60 metrekarelik kesiminin satışını vaad ettiği anlaşılmıştır. 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesinin son fıkrasında, “veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık turizm sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacı ile arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz.” hükmü getirilmiştir. Bu hüküm imar planı geçmeyen yerlerde çarpık yapılaşmayı önlemeye yöneliktir....

Yapılan incelemede, imar uygulamasına tabi tutulan 11.250 m² yüzölçümlü 1678 parsel sayılı taşınmazdaki davacı payı 54,36 m², 22.250 m² yüzölçümlü 1679 parsel sayılı taşınmazdaki davacı payı ise 107,52 m² iken uygulama sonrası DOP düşüldükten sonra 2974 ada 6 parsel sayılı taşınmazda 36,89 m², 2966 ada 1 parsel sayılı taşınmazda ise 30,22 m² paydaş yapıldığı, kalan 42,72 m²’nin de bedele dönüştürüldüğü anlaşılmıştır. Bedele dönüştürülen kısım yönünden, mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar yasa hükümlerine uygundur. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak üstün ve eksik yönleri ile oranları belirtilmek suretiyle değer biçilmesinde ve bedel farkının tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir....

Belirtilen ilkeler, yeminli tanık anlatımları ve tapu kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; imar sonucu oluşan 3311 ada, 1 parsel ve dava konusu 3311 ada, 2 parsel sayılı taşınmazların paylı olarak 09.05.2014 tarihinde tapuya tescil edildiği, davacının her iki taşınmazda paydaş olduğu, dava konusu 2 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan davalı ...’un davacının evine giderek "yol nedeniyle 100 m2 kalan taşınmazda ki payını" almak istediği, 14.10.2014 tarihinde davacının 2 parsel sayılı taşınmazda ki 11494/67477 payının davalıya satıldığı, davacının 2 parselde ki 11494/67477 payının 100 m2 değil, 344.82 m2 olduğu, 344,82m2 pay değerinin keşfen 189.651,00TL olarak saptandığı, davalı 20.10.2015 tarihli oturumda davacı payını 50.000,00TL bedelle aldığını, 2.000,00TL belediye borcunu ödendikten sonra davacıya 48.000,00TL ödediğini kabul ettiği, resmi senette pay değerinin ise 108.000,00 TL olarak gösterildiği, gerçekte davacının, komşu 1 parseldeki payının küçüldüğü ve bu payını...

Sulh Hukuk Mahkemesi 2008/126 D.İş sayılı dosyası ile davalıların taşınmazına el atmasını tespit ettirdiğini, buna göre ...'ın taşınmaz üzerinde bulunan 1 kat betonarme dükkan yaptığını, .........'ın bu dükkanı kiracı olarak kullanmakta olduğunu, ...'ya ait evin bir bölümünün dava konusu taşınmaz içinde kaldığını, ...'ın ise dava konusu taşınmazın 148 m²'lik kısmını ...... olarak kullandığını belirterek, davalıların el atmasının önlenmesini, yapıların kal'ini, taşınmazın eski hale getirilmesini, dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıl için 6.500 TL ecrimisil bedelinin işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili; dava konusu yerde yapılan imar uygulaması sonucunda davacının taşınmazda malik olduğunu, ancak bu imar düzenlenmesinin ... 1....

Önalım hakkı davacı tarafından 21.12.2016 tarihinde dava açılmak suretiyle kullanılmıştır. 29.11.1939 tarihli ve 17/57 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; Arttırma ve Eksiltme Yasasına göre yapılan taşınmaz mal satışları isteğe bağlı (ihtiyari) satış niteliğinde olduğundan Medeni Kanunun 658 ve 659 maddelerinin (TMK 732, 736 arası) hükümlerine tabidir. İcra yasasına uymayan isteğe bağlı arttırmaların hepsi hakkında şuf’anın genel hükümleri ayniyle yürür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 275. maddesi gereğince; “herkesin katılabileceği isteğe bağlı açık arttırmalarda satış sözleşmesi, en yüksek bedeli öneren kişiye ihale edilmesiyle kurulmuş olur. Ancak aynı yasanın 279. maddesi gereğince arttırmadan alınan taşınmazın mülkiyeti, ancak tapu siciline tescille alıcıya geçer. İsteğe bağlı arttırmalarda mülkiyetin geçmesi genel hükümlere tabidir. Genel hüküm Türk Medeni Kanununun 705. maddesidir. TMK 705. maddesine göre; taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur....

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli arsa nitelikli 1663 ada 9 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmazın kadastral parsel olup davalı şirket tarafından kurulan vana teşkilatı ve boru hattının dava konusu taşınmazın içerisinde kaldığı ancak bilirkişi raporlarında imar planına göre uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; kesinleşmemiş imar planının hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığı açıktır. Ne var ki; belediye başkanlığı imar ve bayındırlık komisyonunun 13.11.2014 tarihli cevabından çekişmeli taşınmazda imar plan tadilatı yapılacağı anlaşılmaktadır....

Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, davalıların murisi ... vekili ... ile ... 2.Noterliği’nde düzenledikleri 25.06.1986 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile ...’e ait 448/9190000 payın satışının vaat edildiğini, zilyetliği devredilen taşınmazda imar uygulamasıyla oluşan 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının devredilmediğini ileri sürerek taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir. Davalı ... davaya cevap vermemiş, diğer davalılar ise zamanaşımı süresinin geçtiğini, satış bedelinin ödenmediğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, satış vaadi sözleşmesine konu payın kadastro ve imar uygulamalarıyla oluşan miktarının 6 parsel sayılı taşınmazda 1474/28459; 7 parsel sayılı taşınmazda da 1914/36779 olduğu gerekçesiyle bu payların davacılar adına eşit oranda tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir....

maddesi uyarınca inşaatın yıktırılmasına karar verildiği, inşaata devam edilmesi nedeniyle alınan 23.2.1998 ve 26.3.1998 günlü yıkım kararlarından sonra da inşaata devam edildiğinin 3.4.1998 günlü tutanakla saptanması üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, davalı belediye tarafından davacıya yazılan 2.2.1998 günlü, 250 sayılı yazı ile, taşınmaz için 4.12.1997 gününde düzenlenen … sayılı imar durumunun 26.3.1986 tarihli 1/25.000 ölçekli plan ve 21.12.1993 tarihli 1/1000 ölçekli imar planına göre düzenlenmiş olduğu, 15.11.1995 onay tarihli … 1/50.000 planının 4.5. hükmüne göre bu plan kararlarına aykırı uygulama yapılamayacağı ve anılan plana göre parselin havza alanında kaldığı, bu alanlarda havza koruma planları yapıldıktan sonra uygulama yapılabileceği bildirilerek imar durumunun iptal edildiği ve yine davalı idare savunmasında da belirtilen nedenlerle inşaat ruhsatı verilmesinin mümkün olmadığının vurgulandığı anlaşılmaktadır....

Belediyesi'nce yapılan imar düzenlemesinin çekişme konusu alanla ilgili olarak halen geçerliliğini koruduğu uygulama neticesinde alınan bilirkişi raporu ve encümen kararları ile anlaşılmaktadır. O halde, anılan imar düzenlemeleri ile ilgili idari yargıda dava açılarak işlem iptal ettirilmedikçe eldeki davanın dinlenme olanağından söz edilemez. Ayrıca, tapu kaydına göre davalı ... dava konusu 214 ada 3 parsel sayılı taşınmazda hissedar olarak görünmektedir. Hal böyle olunca; davacılar tarafından açılmış davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de davanın reddi sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK’nın 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir....

Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bilgi ve belgeler okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 1-İrtifak hakkı tesisi amacıyla yapılan kamulaştırmasız el koymada oluşan zararın bedeli, taşınmazın irtifak hakkı tesisinden önceki ile irtifak hakkı tesis edildikten sonraki değerleri arasındaki farktan ibarettir. Taşınmazın niteliğine göre, Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin 3. fıkrası gereğince, taşınmazın tamamının bir bütün olarak değeri tespit edildikten sonra aynı maddenin son fıkrası uyarınca irtifak kurulması nedeniyle taşınmazda meydana gelecek değer düşüklüğünün oran ve tutarının gerekçeleri ile belirtilmesi gerekir....

UYAP Entegrasyonu