WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

Mahkemece, dava konusu taşınmazın imar parseli iken imar uygulamasınınn iptali sonucu kadastral parsele dönüştüğü, kadastral parselde taraflarla birlikte birçok paydaşın bulunduğu, taşınmazda kısmen fiili taksim bulunsa da tüm malikleri bağlayıcı nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle müşterek mülkiyete tabi taşınmazda davacının da kullanabileceği yer bulunduğu, intifadan men koşulunun da gerçekleşmediği anlaşılmadığına göre; davacının temyiz itirazı yerinde değildir....

Aynı Kanunun Ek Madde 1'de; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yargılama devam ederken, idare tarafından taşınmazın taşınmaz malikleri ile uzlaşma yoluyla kamulaştırılması halinde davanın konusuz kalacağı açıktır....

Bu durumda dava konusu taşınmazların imar planında ne kadarlık bölümünün "yol, park, konut alanı veya imar dışı alan" olarak ayrıldığı ve el atılmayan kısımlarının imar planında hangi kullanım amacına tahsis edildiği hususunun Belediye Başkanlığından sorularak el atmadan arta kalan bölümlerde imar yönünde kısıtlama olup olmayacağı, olacaksa oranı tespit edilip buna göre fen bilirkişiye krokide düzenlettirildikten sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 15/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Fiyat Endeksi Tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenmesi ve ortaya çıkacak gerçek bedelin tespiti için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, 2-Dava konusu taşınmazda bedele dönüşen kısmın pay karşılığına hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yapılan imar uygulaması neticesinde hisse verilmesi gereken yerden daha düşük değerli alan ihdas edildiğinden bahisle oluşan değer kaybı bedeline hükmedilmesi, Doğru görülmemiştir....

Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır....

Somut olayda; dava konusu taşınmaz 12.09.2001 tarihinde imar uygulaması ile oluşmuştur. Davacı ve davalılar bu tarihten itibaren taşınmazda paydaş konumuna gelmişlerdir. Davalılardan ... lehine 20.02.2000 tarihinde 53 parsel sayılı taşınmazda ... lehine ise 02.03.2001 tarihinde 52 parsel sayılı taşınmazda intifa hakkı tesis edilmiştir. Daha sonra 52 ve 53 parseller davacıya ait parsel ile birlikte 11 parsel numarası ile tescil edilmiştir. İntifa hakkının imar uygulamasından önce tesis edilmesi karşısında az yukarıda değindiğimiz hakkın kötüye kullanılması olgusunun varlığı olasılığını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca, 52 ve 53 parsel malikleri imar uygulamasının iptali için idari yargıda dava açmışlar, davacı tarafta ortaklığın giderilmesi davası açmıştır. Bu davalar derdest iken, intifa hakkının terkini istemi ile 09.04.2003 tarihinde de eldeki dava açılmıştır. Dava görülmekte iken de, idari yargı imar uygulamasını iptal etmiş ve karar kesinleşmiştir....

Somut olayda; dava konusu taşınmaz 12.09.2001 tarihinde imar uygulaması ile oluşmuştur. Davacı ve davalılar bu tarihten itibaren taşınmazda paydaş konumuna gelmişlerdir. Davalılardan ... lehine 20.02.2000 tarihinde 53 parsel sayılı taşınmazda ... lehine ise 02.03.2001 tarihinde 52 parsel sayılı taşınmazda intifa hakkı tesis edilmiştir. Daha sonra 52 ve 53 parseller davacıya ait parsel ile birlikte 11 parsel numarası ile tescil edilmiştir. İntifa hakkının imar uygulamasından önce tesis edilmesi karşısında az yukarıda değindiğimiz hakkın kötüye kullanılması olgusunun varlığı olasılığını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca, 52 ve 53 parsel malikleri imar uygulamasının iptali için idari yargıda dava açmışlar, davacı tarafta ortaklığın giderilmesi davası açmıştır. Bu davalar derdest iken, intifa hakkının terkini istemi ile 09.04.2003 tarihinde de eldeki dava açılmıştır. Dava görülmekte iken de, idari yargı imar uygulamasını iptal etmiş ve karar kesinleşmiştir....

Ne var ki; davalı taraf savunmasında satış bedelinin yanı sıra taşınmaz için zorunlu ve faydalı masraf yaptığını, taşınmazda değer artışına neden olduğunu da dile getirdiği halde mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 994 ve 995. maddelerindeki düzenlemeye göre davalı taraf zorunlu ve faydalı masraf yaparak taşınmazda iyileştirme yapmışsa bundan kaynaklanan varsa bir alacağı iyi veya kötü niyetli olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Öte yandan da kabule göre; eldeki davanın davalı ...'ın yanı sıra ...'a yönelik olarak açıldığı görülmektedir. Mahkemece yargılama sırasında yapılan keşif sonucu alınan 24/03/2011 tarihli bilirkişi raporunda “projeye ve İmar Yasasına uygun şekilde yapılmayan iki girişli betonarme binanın 1. kat, 4 nolu dairesinde davalı ...'...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki İmar Kanununun 17. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazda idareye ait hisse için davalı idarece takdir edilen bedelin indirilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. - K A R A R - Dava, İmar Kanununun 17. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazda idareye ait hisse için davalı idarece takdir edilen bedelin indirilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Arsa niteliğindeki ... Mahallesi 2450 ada 40 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir....

İmar Kanununun 18/6. Maddesi, " düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahsur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya bir kaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başkaca bir anlaşma temin edilmedikçe veya şuyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur" hükmünü içermektedir. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere 3194 ayılı yasanın 18/6. Maddesinde sadece "yapı" kavramına yer verilmiş olup eldeki davada olduğu gibi yapı dışındaki ağaç vs. gibi muhdesat hakkında uygulanma olanağı yoktur. Belirtilen nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olup karar bozulmalıdır....

UYAP Entegrasyonu