Dava maddi manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacılar, davalı ile aralarında muhasebecilik hizmetine ilişkin anlaşma olduğunu, davalılara ücretlerini ödedikleri ve tüm masrafları karşıladıkları halde davalıların defter tutmaması, sicile tescil yaptırmaması, verilmesi gereken KDV ve diğer beyannameleri vermemeleri nedeniyle haklarında kesilen vergi ve diğer cezaları ödemek zorunda kaldıklarını iddia ederek maddi ve manevi tazminat istemiş, davalılar ise üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiklerini, cezaların yersiz olarak kesildiğini ve davacıları bu cezalara karşı dava açmaları hususunda uyardıklarını savunmuşlardır....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/10/2025 NUMARASI: 2022/948 Esas - 2025/798 Karar DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ: 30/11/2022 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/01/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Ön inceleme duruşmasının 06.12.2023 tarihinde yapılıp davacı vekilinin duruşmada hazır olduğu,yeni duruşma gününün 08.05.2024 gününe atıldığı, 08.05.2024 tarihli duruşmada davacı vekilinin hazır olmadığı, dava dosyasının 1. kez işlemden kaldırıldığı; davacı vekilinin 30.07.2024 tarihli dilekçe ile yenileme talep ettiği; yenileme tensip tutanağı ile duruşma gününün 18.12.2024 tarihine bırakıldığı ve yenileme tensip tutanağının 24.08.2024 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de 18.12.2024 tarihinde davacı vekilinin duruşmada hazır bulunmadığından ikinci kez işlemden kaldırıldığı, yenileme tensip tutanağı hazırlanmadan duruşma günü verildiği anlaşılmakla birlikte 05.02.2025 tarihli duruşmada davacı vekilinin duruşmada hazır olduğu, yeni duruşma gününün 14.5.2025 tarihi olduğu,...
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; davacının (sanık) ilk kez 22.11.2011 saat 09:45 ile 25.11.2011 saat 08:00 tarihleri arasında gözaltında kaldığı ve serbest bırakıldığı, ikinci kez 10.12.2011 tarihinde gözaltına alınıp aynı gün İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliği'nin 10.12.2011 tarih 2011/40 Sorgu sayılı tutuklama müzekkeresi ile Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olmak, İhaleye Fesat Karıştırmak suçlarından tutuklandığı, İzmir 8....
Danıştay Savcısı …'in Düşüncesi : Dava, 3100 Sayılı Yasanın mükerrer 8/2 maddesi uyarınca kesilen usulsüzlük cezasının iptali istemiyle açılmış, vergi mahkemesince anılan Yasayla ilgili 44 Seri Nolu Genel Tebliğ hükümlerine göre perakende ticaretle uğraşan veya hizmet ifa eden birinci ve ikinci sınıf tüccarların 1.1.1993 tarihinden itibaren 213 Sayılı Yasanın 232. maddesinin birinci fıkrasında sayılanlar dışındakilere bedeli 1.000.000,- lirayı aşmayan satışlarının bulunması halinde ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyetlerinin doğduğu, olayda ise yükümlü şirketin işe başladığı (2.8.1994) tarih ile bildirimde bulunduğu (15.9.1994) tarih arasında geçen süre içerisinde satış yaptığı yolunda idarenin herhangibir tespitinin bulunmaması nedeniyle kesilen cezada yasal isabet görülmediği gerekçesiyle cezanın iptaline karar verilmiş, davalı idarece karar temyiz edilmiştir. 20 Seri Nolu Genel Tebliğin 2/d maddesinde alınan cihazların süresinde...
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; davacının 504.800,00m2 yüzölçümündeki taşınmazın hisse satışı sonucunda 1000 m2'sini ....06.1978’de satın aldığı, davacıya verilen senette ve akit tablosunda satılan hissenin 100m2 olarak yazıldığı, ancak tapu siciline yepılan satışın hataen 500 m2 olarak tescil edildiği, taşınmazın bulunduğu bölgede yapılacak imar uygulaması nedeniyle tapu kayıtları belediyeye gönderilirken davacının hissesinin 500 m2 olarak bildirildiği, taşınmazın davacıdan başka yaklaşık 85 adet hissedarının da bulunduğu, bu hissedarlardan davalı ...'ın hissesi de 2000 m2 olduğu halde, belediyeye gönderilen tapuda hissesinin 2500 m2 olarak yazıldığı ve bu hisseler üzerinden yapılan DOP kesintilerinden sonra hissedarlara imar parsellerinden tapu verildiği, dolayısıyla da tapunun bildirdiği hatalı hisse miktarı nedeniyle davacıya eksik yer verilirken, davalı ...'...
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarda kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır" hükmü uyarınca, 19.03.1954 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 10.03.1954 tarih ve 6366 sayılı Yasa ile onaylanmış bulunan ‘İn- san Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesi’ (AİHS), iç hukukumuzun uyul- ması zorunlu bir parçası haline gelmiştir. İnsan hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye ek 7 numaralı protokol'ün 4. maddesinde açıklandığı üzere hiç kimse, aynı suçtan ikinci kez yargılanamaz ve mahkum edilemez. Herkesin aynı suçtan ikinci kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı vardır. 3. madde uyarınca da, adli hata halinde ilgilinin tazminat hakkı mevcuttur....
Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Dosya kapsamından, özellikle hazırlanan bilirkişi raporlarından davacının davalının ithal ettiği gübreyi satın alıp kullanmasıyla gübrenin olması gerekenden eksik azot içermesi nedeniyle eksik azot içeriğinden dolayı ilave gübre için ödenen para ve ilave gübre atma masrafı ile düşük verim alınmasından dolayı ortaya çıkan zarar olmak üzere iki şekilde zarara uğradığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 22/06/2018 havale tarihli bilirkişi kök raporunda davacının ikinci kez amonyum sülfat gübresi almış ve kullanmış olması sebebiyle 25.070,00-TL zararı olduğu hesaplanmıştır....
Akabinde 27/12/2017 tarihinde bu kez değer artırma dilekçesi olarak adlandırdığı ikinci bir dilekçe ile 43.068,95 TL olan dava değerini ek bilirkişi raporu doğrultusunda arttırarak 59.654,07 TL’ye çıkarttığını belirtmiş, HMK’nın "Belirsiz Alacak Davası" başlıklı 107. maddesi gereğince değer artırım taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Dava 1086 sayılı HUMK’nın yürürlükte olduğu 02/08/2011 tarihinde açılmış olup o tarihte belirsiz alacak davası bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının 27/12/2017 tarihinde verdiği ve değer artırma dilekçesi olarak adlandırdığı dilekçe bir miktar açıklama dilekçesi olmayıp ikinci ıslah dilekçesidir. 6100 sayılı HMK’nın 176. maddesinin (2). fıkrası “aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” hükmünü amirdir....
İkinci işlemsiz kalmanın yaptırımı davanın açılmamış sayılmasıdır. Dava, ikinci kere işlemsiz bırakıldığı duruşma tarihi itibariyle yasa gereği açılmamış sayılır ( Yarg. 9.HD 2018/8536 Esas, 2018/20453 Karar sayılı ilamı). Mahkememizce her ne kadar dosya ikinci kez işlemden kaldırılmış ise de, yasanın açık ve emredici hükmü karşısında mahkeme hakiminin takdir yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü - C. V, 6. b İstanbul 2001, s 4738 vd) dikkate alınarak dosyanın ikinci kez işlemden kaldırılması mümkün olmadığından, ikinci kez takip edilmediği anlaşılan davanın HMK 320/4. maddesi gereğinde açılmamış sayılmasına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (Yarg. 8. HD 2018/9991 Esas, 2021/158 Karar sayılı ilamı)....
Aynı Tarifenin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır. Dava, 55.986,00 TL maddi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesi'nce, davanın reddine, reddedilen maddi tazminat için 6.458,46 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir....


