İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Defter ve belgelerin istenilmesine dair yazının 26/04/2019 tarihinde tebliğe çıkarıldığı ancak tebliğ evrakının iade edilmesinden sonra 02/05/2019 tarihinde ikinci kez tebliğinin denendiği, iki tebligat arasında geçen altı günlük sürenin 213 sayılı vergi usul Kanunu'nun 14. maddesi de göz önünde bulundurulduğunda münasip süre olduğundan söz edilemeyeceği, bu durumda, söz konusu yazının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahsedilemeyeceğinden yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir....
Dosyadaki bilgi ve belgelerden tarafların kardeş ve hisseli taşınmazları olduğu, davalıların 2005/294 Esas sayılı dava ile davacının vesayet altına alınmasını istedikleri, bu davanın alınan tıbbi raporlara göre davacının akıl hastalığı bulunmaması ve israf ve savurganlığına dair kesin deliller elde edilememesi nedeniyle reddedilip, Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, davalıların bu kez 2010/262 Esas sayılı dosya ile davacının vesayet altına alınmasını istedikleri mahkemece bu istemin de reddedildiği, Yargıtayca bu red kararının gerekli inceleme yapılmadan eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle bozulduğu ve fakat yerel mahkemenin bu karara direndiği anlaşılmaktadır. Dava, ikinci kez açılan bu vasi tayini kararına dayalı olup bu davanın sonucu belli değildir. Şu durumda yerel mahkemece ikinci kez açılan davanın kesinleşmesinin incelenmesi ve varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir....
Davacı tarafın davayı takipsiz bırakması nedeniyle mahkemece dosyanın 18.01.2012 tarihinde ikinci kez işlemden kaldırılmasına ve ikinci kez işlemden kaldırılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 1086 sayılı HMK’nun 409/ 1,3,5,6. madde ve fıkralarında: “Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir… Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir… İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır....
alacağı talebinin de reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından 02/04/2014, 26/09/2014 ve 25/10/2017 tarihli talep artırım dilekçeleri sunulduğu, ancak dosyaya konu olan Yargıtay bozma ilamının içeriğinde ve diğer yerleşik içtihatlarda " HMK’nun 107. maddesinin gerekçesine göre, alacak belirli hale geldiğinde artırım, sadece bir kez yapılabileceği, ikinci kez artırım yapılmak istenirse, iddianın genişletilmesi yasağı ile karşı karşıya kalınacağı," şeklinde belirtildiği, buna göre davacı tarafından sunulan ikinci talep artırım dilekçesini iddianın genişletilmesi kapsamında değerlendirildiği ve davalı tarafın da açık bir muvafakati bulunmadığından hüküm verilirken ikinci, üçüncü ve dördüncü talep artırım dilekçeleri dikkate alınmadığı, yukarıda açıklandığı üzere davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile İş Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında tazminat talebinin reddine, diğer taleplerin kabulüne karar verilmiştir....
Dosyanın incelenmesinde; davacıların destek zararının ilk olarak 08/10/2010 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu ile tespit edildiği ve bu rapor doğrultusunda davacılar vekili tarafından 29/12/2010 havale tarihli ıslah dilekçesi verildiği, mahkemece verilen ilk kararın bozulması üzerine bozma ilamında belirtilen şekilde hesaplama yapılması için bilirkişi kurulundan 25/05/2015 havale tarihli ek raporun alındığı, bu ek rapor üzerine davacılar vekilinin 20/07/2015 havale tarihli dilekçe ile davayı ikinci kez ıslah ettiği, alınan ek rapora davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine mahkemece bilirkişi kurulundan 10/06/2016 havale tarihli ikinci ek raporun alındığı ve davacılar vekilinin 15/07/2016 havale tarihli dilekçe ile ikinci ek raporda belirlenen miktar üzerinden davayı üçüncü kez ıslah ettiği, mahkemece de 15/07/2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır....
Manevi tazminat davası yönünden yapılan yargılamada ise; Manevi tazminatın söz konusu olabilmesi için davacının davalı tarafından çok acı ve elem verecek bir duruma maruz bırakılması, , şahsiyetinin tezelzül edilmesi, diğer insanlar karşısında küçük düşürülmesi, bunun gibi fiillerin sonucunda manevi dünyasında tahribat meydana gelmesi gerektiğini, davacı manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da davacının manevi dünyasında tahribata neden olacak bir durumla karşı karşıya olmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
İİK'nun 89/4. maddesi uyarınca üçüncü kişi hakkında tazminat davası açılabilmesi için üçüncü kişiye İİK'nun 89/1. maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi, buna itiraz edilmemesi halinde ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi ve yasal süre içerisinde üçüncü kişi tarafından haciz ihbarnamelerinden birine itiraz edilmiş olması zorunludur. Somut olayda, 3. kişiye ikinci kez gönderilen 21.12.2012 tarihli 1. haciz ihbarnamesinin 02.01.2013 tarihinde tebliğ edildiği, 3. kişi tarafından yasal süre geçtikten sonra 21.01.2013 tarihinde söz konusu haciz ihbarnamesine itiraz edildiği görülmektedir....
K A R A R Davacı, davalı hastanede diğer davalı doktorlar tarafından kapalı safra ve kasık fıtığı ameliyatının aynı anda yapıldığını, ancak davalıların kusuru nedeni ile karında sıvı koleksiyonu ve cilt altında hava birikimi tesbit edilerek başka bir hastanede iki kez daha ameliyat olmak zorunda kaldığını ve ameliyatla açılan karnının kapatılmadan 3.11.2004 tarihinde evde tedavi olmak üzere taburcu edildiğini, halen de karnında açık yaranın mevcut bulunduğunu, evde tedavi için hemşire tutmak zorunda kaldığını günlük doktor parası ödediğini ileri sürerek, sevk edildiği ikinci hastanede harcanan giderler ile yapılan ameliyat nedeni ile doktora ödenen bedel ile kazanç kaybı toplamı 118.000 YTL.maddi zarar ile 100.000 YTL.manevi zararın dava tarihinden ticari faizi ile ödetilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, karşı dava ile de, davacıya yapılan hizmet karşılı kesilen fatura tutarı 20.682 YTL.nin faizi ile ödetilmesini istemiştir....
reddedildiği, taraflara duruşma gün ve saatinin elektronik tebligat ile bildirildiği, davacı vekilinin son celsede hazır olmadığı gibi mazeret de bildirmediği anlaşıldığından dosyanın ikinci kez takipsiz bırakılması nedeniyle 6100 sayılı Yasanın 320/4 maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi Davacı, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava, 5510 sayılı Kanun'un 56/2. fıkrası uyarınca kesilen şehit olan oğlundan dolayı aldığı aylığının kesilme tarihi itibarıyla yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir....


