Somut olayda, uyuşmazlık konusu taşınmazın 3402 sayılı yasanın EK-4. maddesi gereğince, 6831 Sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, davacının zilyetlik tespitinde hata yapıldığını belirterek davalılar lehine yapılan zilyetlik tespitinin iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır. Dava, 17.10.2012 tarihinde açıldığına, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 11. maddesinde öngörülen 30 günlük askı ilanı süresinin geçmiş olduğunun anlaşılmasına göre, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK.'nın 21. ve 22. maddeleri gereğince Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 04.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda yapılan zilyetlik tespitinin iptali ile davacı adına tescil edilmesi istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesince, uyuşmazlığın taşınmaz üzerindeki üstün zilyetliğin tespiti ile korunmasına ilişkin olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi ise, davanın salt zilyetliğin korunmasına ilişkin olmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Dava, kullanım kadastrosu nedeniyle Hazine adına tespit ve tescili yapılan dava konusu taşınmazın beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhine yönelik olarak açılmıştır....
Davacı, çekişmeli taşınmazların kendi zilyetliğinde olduğu iddiasıyla dava açmış, lehine zilyetlik şerhi verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile; çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesindeki "Bu taşınmaz Süleyman oğlu ...'ın zilyetliğindedir" şeklindeki zilyetlik şerhinin iptali ile; taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine “Bu taşınmaz ... ve ... oğlu 1331 doğumlu ...'nın zilyetliğindedir” şerhinin yazılmasına, 104 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi aynı nitelik ve yüzölçümü ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ DAVALILAR : HAZİNE VE KÖY TÜZEL KİŞİLİĞİ DAVA TÜRÜ : TESCİL KANUN YOLU : TEMYİZ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Yargıtay bozma ilamında özetle "Davacı adına tespit edilen dava dışı komşu parselin niteliği dikkate alınarak çekişmeli yerdeki zilyetlik durumunun maddi olay ve vakıalarla belirlenmesi gerektiğinden yeniden taşınmaz başında yerel bilirkişi ve tanıklar huzuruyla keşif yapılarak bu yerde ilk zilyet olan kişi ve onun kullanım şeklinin ve zilyetlik devredilmiş ise son zilyedin kullanım biçiminin yer, zaman ve süre gibi olgularla belirlenmesi tespiti istenen yerlerde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları gerçekleşen kısımların fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde gösterilmesi” gereğine değinilmiştir....
Maddesine göre 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşeceği, bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, burada öngörülen sürenin hak düşürücü süre olduğu resen nazara alınması gerektiği belirtikten sonra davanın belirtilen hak düşürücü süreden sonra açıldığı, davacının zilyetlik tespiti talebi yönünden taşınmazın orman niteliğini yitirdiği gerekçesiyle 6831 ... yasanın 2/B maddesi gereğince hazine adına orman sınırları dışına çıkarlan yerler ile üzerindeki muhtesatın kullanıcısının tespiti istenebileceği; dava konusu taşınmazın 6831 ... yasanın 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığının anlaşıldığı belirtilerek davanın reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05/09/2019 tarihli ve 2019/129 E. 2019/587 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların özel mülkiyete elverişli olduğu, kadastro tespiti öncesinde nizasız fasılasız en az 20 yıl malik sıfatıyla zilyetlik koşulunun oluştuğu, ekonomik zilyetliğe elverişli oldukları ve tarımsal faaliyet için kullanıldıkları, alınan bilirkişi raporları ve dinlenen beyanların bu durumu tasdik ettiği, her ne kadar kadastro tespiti öncesi dönemde taşınmazların davacı tarafından dava dışı kişilere satışı konusunda anlaşılmış ve bu doğrultuda sözleşme akdedilmiş ise de; kadastro tespiti öncesi taşınmazların taşınır hükmünde olması hasebiyle tek başına sözleşmenin mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, asıl olanın zilyetlik ve fiili hakimiyet olduğu, davacı ile dava dışı kişiler arasındaki satışın fiilen hiç gerçekleşmediği ve üçüncü kişilerin dava konusu taşınmazları hiç kullanmadıkları, zilyet etmedikleri, fiili hakimiyet kurmadıkları, davacının taşınmazları kullanmaya devam ettiği, sözleşmeye...
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava, Orman vasfıyla tespit ve tescil edilen 258 parsel sayılı taşınmazın orman olmadığının tespiti ve beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesi istemine ilişkin olduğundan Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 24.01.2014 gün ve 2014/1 sayılı kararı ile kabul edilen Hukuk Dairelerine ilişkin iş bölümü uyarınca temyiz incelemesi Yargıtay 20. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. Bu nedenlerle dosyanın görevli Yargıtay 20. Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 18.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi K A R A R Dava, zilyetlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ve ıslah ile muhdesatın aidiyetinin tespiti istemlerine ilişkin olup, temyiz nedenleri tapu iptali ve tescil davasına münhasır bulunduğundan, 2797 sayılı Yargıtay K.nun 14.maddesi gereğince temyiz incelemesi 8.Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen nedenle dosyanın görevli sözü edilen Yüksek Daire Başkanlığına gönderilmesine, 04.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi K A R A R Davada taşınmazlara ya da zilyetlik altında tutulan köy sınırları içindeki başka bir yere elatmanın önlenmesine ilişkin bir talep yer almamaktadır. Uyuşmazlık münhasıran taraflar arasında köy sınırlarının tespiti istemine ilişkin bulunduğundan, 2797 sayılı Yargıtay K.nun 14.maddesi gereğince temyiz incelemesi 4.Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen nedenle dosyanın görevli sözü edilen Yüksek Daire Başkanlığına gönderilmesine, 12.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin asli zilyetlik mi fer’i zilyetlik mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti taraflar arasındaki kiracılık ilişkisinden söz edilerek davalı adına yapılmış; davacılar tarafından tespite karşı dava açılması üzerine de davalı tarafından 1936/15 tahrir numaralı vergi kaydına ve dosyaya sunulan senet ve bonolara dayanılmıştır. Mahallinde yapılan keşifte davalının dayandığı vergi kaydına ilişkin uygulama yetersiz olduğu gibi, davalının dayanağını oluşturan senetler de uygulanmamıştır. Bu şekilde yetersiz araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, mahallinde yeniden yöntemince keşif yapılmalıdır....


