Bununla birlikte Mahkeme kararı gereği yerine getirilirken; kadastrosu tamamlanan yerlerde mülkiyet durumunun esas alınması, bu bakımdan zilyetlik iddiasında bulunulan yerlerin ya da daha önce yapılmış olan keşiflerde başvurucu lehine tespit edilmiş olan taşınmazların, tapu kayıtlarının gerek davacıdan (başvurucudan) istenilmesi, gerekse davalı idarece araştırılması, zilyetlik iddiası ile kadastro tespiti arasında var olabilecek farklı durumların nedeninin davacıdan (başvurucudan) (belge, sözleşme, dava vs. ile) ispatlanmasının istenilmesi gerekmekte olup; bu ispatın gerçekleştirilemediği tapusu bulunmayan taşınmazlar hakkındaki zilyetlik iddialarının ise dinlenmeyeceği, bu anlamda 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gereken bir zararın oluşup oluşmadığına ve mükerrer ödemelerde bulunulmamasına dikkat edileceği açıktır....
Davacılar ... ve ..., çekişmeli taşınmazların kendi kullanımlarında olduğu iddiasıyla adlarına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların kadastro müdürlüğü aleyhine açtıkları davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin ve kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki zilyetlik tespitinin iptali ile, çekişmeli taşınmazın tarla niteliği ve 5000 metrekare yüzölçümü ile kadastro tespiti gibi Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "Teknik bilirkişi ...'ın 12.03.2012 havale tarihli ek raporunda EK:1'deki krokide (A) harfi ile gösterilen 2000 metrekare yüzölçümündeki kısım ...'in zilyetliğindedir, EK:1'deki krokide (B) harfi ile gösterilen 3000 metrekare yüzölçümündeki kısım ... kızı ... ve ... oğlu ...'...
Davacı ... ve ..., taşınmazın babalarından kaldığını ve yıllardır kullandıkları iddiasıyla taşınmazın beyanlar hanesindeki davalı adına verilen zilyetlik şerhinin iptali ile kendi adlarına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmışlardır. Yargılama sırasında Hazine, taşınmazın hiç kimsenin kullanımında olmadığını ileri sürerek, davalı lehine verilen zilyetlik şerhinin iptali istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların davasının reddine, katılan Hazinenin davasının ise kabulüne, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartıldığının tespiti ile Hazine adına tesciline; taşınmazın niteliğinin “çalılık” ve “kullanımsız” olarak belirtilmesine, davalı ... adına verilen kullanıcı şerhinin iptali ile taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki muhdesat ve zilyetlik şerhine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 05/07/2010 tarihli dava dilekçesiyle ... İlçesi ... Köyünde 6831 Sayılı Orman Yasasının ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro tespiti sırasında, Hazine adına tespit edilen ... Köyü 128 ada 4 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde gösterilen fındık ağaçlarının kendisine ait olduğu iddiasıyla, beyanlar hanesindeki muhdesat şerhinin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve ... İlçesi ... Köyü, 128 ada 4 nolu parselin kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesinin kullanıcı kısmının iptali ile beyanlar hanesine "Bu parsel üzerindeki fındık ağaçları 1959 doğumlu ... kızı ...'...
taşınmazın beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin iptali ve adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, kullanım kadastrosuna karşı askı ilan süresinden sonra dava açılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Çekişmeli taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'ın kullanımında olduğu şerhi verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve askı ilanı süresi içinde dava açılmadığından tespit 28.07.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı tarafça, kesinleşen tespit sonucu oluşan tapu kaydındaki zilyetlik şerhinin iptali istemi ile 29.03.2011 tarihinde dava açılmıştır....
Ne var ki, davacı, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayanarak eldeki davayı açmış olduğuna göre Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın babası tarafından davacıya hibe edilip edilmediği, edilmiş ise, hibenin tarihi, zilyetliğin davacıya devredilip devredilmediği ve zilyetlik devredilmiş ise kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar davacı lehine 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen (bağımsız zilyetlik yolu ile) taşınmaz edinme süresinin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, davacının belgesiz zilyetlik yolu ile edinebileceği miktarın da bu araştırmanın sonucuna göre değerlendirilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak...
Bilindiği üzere ve kural olarak kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılması halinde tespit dışı bırakılma tarihinden, davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin kaçırılmaması gerekir. Tespit sonrası imar-ihya ve zilyetlik nedenlerine dayalı tescil isteklerinde ise, tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar, öncelikle imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yirmi yıllık sürenin aralıksız-çekişmesiz davacı yararına gerçekleşmesi zorunludur. Somut olaya gelince; dava konusu yerlere komşu nizasız 108 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin kadastro tespiti 10.09.2007 tarihinde yapılmıştır. Eldeki dava 23.02.2010 tarihinde açılmıştır.Bu durumda, Dairenin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre tespit öncesi neden için makul süre geçmiştir. Tespit sonrası neden için ise yirmi yıllık süre dolmamıştır....
Bundan ayrı, mahkemece, davada tanık dinlemeksizin, keşifte mahalli bilirkişilerin zilyetlik konusunda verdiği bilgi ile yetinilerek hüküm kurulmuştur. Bu tür davalarda iktisabı sağlayan zilyetliğin ispatı gerekir. Zilyetlik maddi olaylardan sayıldığından tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. (3402 s.K.K.m. 14/1) 6100 sayılı HMK.nun 266 (HUMK.nun 275) maddesinde hangi amaçla bilirkişilerin bilgisine başvurulacağı açıklanmıştır. Bunun dışında, tanık sözleri ile tespiti gereken bir yön için tanık dinlenmeden bilirkişinin bilgisi ile yetinilemez. Zilyetliğin ilk önce tanık sözleri ile tespiti şarttır. Bu yapılmadıkça mahalli bilirkişi sözleri tek başına davada hüküm vermeye yeterli olamaz. Mahalli bilirkişinin zilyetlik konusundaki sözleri ancak, zilyetliğin tespiti maksadı ile dinlenilen tanıkların sözlerinin doğruluğunu gösteren bir bilgi olarak gözönünde tutulabilir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Taşınmaz Zilyetliğinin Tespiti K A R A R Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu sicilinin beyanlar hanesine zilyetlik şerhinin konulmasına ilişkin bulunduğuna göre, hükme yöneltilen temyiz itirazlarının incelenmesi Yüksek Yargıtay (20.) Hukuk Dairesine ait olmakla gereği için dosyanın anılan Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 21.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi K A R A R Dava, kadastro tespiti öncesi zilyetlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, karar Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş bulunduğundan, 2797 sayılı Yargıtay K.nun 14.maddesi gereğince temyiz incelemesi 8.Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen nedenle dosyanın görevli sözü edilen Yüksek Daire Başkanlığına gönderilmesine, 12.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi....


