ileri gelen maddi zararın davacı sigorta şirketi tarafından karşılandığı, mahkememizce alınan denetime ve hükme esas alınmaya elverişli bilirkişi raporunda zararın meydana gelişinde davalı tarafından üretilen bom ve arm silindirlerinin kusurlu olduğu, hasar gören iş makinasının hasar bedelinin 10.263,23 euro olduğunun, hasar tutarının TTK 1472 maddesi gereği (bom ve arm silindirlerini imal eden) davalı şirketten tahsil talebinin yerinde olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.Yargıtay----- Hukuk Dairesi ------ve 14.11.2017 tarihli ilamında; "Rücu davalarında faiz başlangıcı, gelir ve aylıklar yönünden, gelir veya aylığın kurumun yetkili organınca onaylandığı, diğer ödemeler yönünden ise ödeme tarihidir." şeklindeki açıklamaları kapsamında temerrüd tarihi ödeme tarihi olarak kabul edilerek hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınmıştır....
ileri gelen maddi zararın davacı sigorta şirketi tarafından karşılandığı, mahkememizce alınan denetime ve hükme esas alınmaya elverişli bilirkişi raporunda zararın meydana gelişinde davalı tarafından üretilen bom ve arm silindirlerinin kusurlu olduğu, hasar gören iş makinasının hasar bedelinin 10.263,23 euro olduğunun, hasar tutarının TTK 1472 maddesi gereği (bom ve arm silindirlerini imal eden) davalı şirketten tahsil talebinin yerinde olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.Yargıtay----- Hukuk Dairesi ------ve 14.11.2017 tarihli ilamında; "Rücu davalarında faiz başlangıcı, gelir ve aylıklar yönünden, gelir veya aylığın kurumun yetkili organınca onaylandığı, diğer ödemeler yönünden ise ödeme tarihidir." şeklindeki açıklamaları kapsamında temerrüd tarihi ödeme tarihi olarak kabul edilerek hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınmıştır....
Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veye kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir....
Nakliyat firması ise davacı firmaya karşı Türk Borçlar Kanunu gereğince kusursuz sorumlu olup bu sorumluluk ve tazmin edimi yukarıda izah edildiği üzere ... Uluslar arası Nakliyat firması tarafından davacıya karşı 03.07.2020 tarihli protokolle, üçüncü şahsın edimini taahhüt şeklinde kurulan anlaşma ile üstlendiğini, davacı firmanın talep ettiği hasar ve kar kaybı tazmini istemli ihtarnamesi Karşıyaka 5....
, ancak bilet satış sektöründe başka firmalar da bulunması nedeniyle, satışlardaki ve kardaki artışın haksız rekabet teşkil eden eylem nedeniyle meydana gelip gelmediğinin mahkeme takdirinde olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporlarında zararın tespitinin mümkün olmadığını belirtilmiş olması, TBK'nun 50/2 fıkrası uyarınca zararın tam olarak tespitinin mümkün olmaması halinde, mahkemenin somut olayın özelliklerine göre zarar miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi ve görevi bulunması, davacının şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat talebinde bulunmuş olması karşısında, mahkemece maddi zararın somut olayın özelliklerine göre 1.000,00-TL olarak tespit, takdir olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı; TTK'nun 56/1-e bendi atfı ile TBK'nun 58 maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilebilmesi için, davacının manevi zararının oluştuğunu ispatla yükümlü olduğu, somut olayda davacının iş ürünlerinin kötülendiğine...
CEVAP : Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın işbu dava öncesinde müvekkili olan davalı şirkete başvuru yapmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının kusura ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, avans faizi talebinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu savunarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ---- vekıili cevap dilekçesinde özetle; davacının husumet ehliyeti olmadığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müvekkili olan davalı kurumun trafik kazası nedeniyle yapılan tedavi giderlerinden ----göre sorumlu olduğunu, davacı sigorta şirketinin sigortalısına yapmış olduğu tüm tedavi masraflarının müvekkili olan davalı kurumdan talep edemeyeceğini, davalı kurumun tacir olmadığından ticari faiz talep etmesinin de yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....
Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, kusur oran ve aidiyetinin tespiti için, dosyanın A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmesi, sonucuna göre tespit edilecek kusur oranların da (kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış haklara göre) maddi tazminat hesabında hükme esas alınan 07.08.2019 tarihli hesap raporuna uygulanması suretiyle davacının maddi tazminat alacağının belirlenmesi, giderek davacının maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında usule uygun bir karar verilmesinden ibarettir. 21. Öte yandan iş kazasının gerçekleştiği tarihin 18.01.2015 tarihi olmakla beraber, davacı vekilinin dilekçesinde, tazminat alacaklarına işletilmesini talep ettiği faizin başlangıç tarihi olarak 20.06.2015 tarihini belirtmiş olmasına karşın, davacı taraf talebi HMK 26 ncı maddesine aykırı şekilde aşılarak, kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi de hatalı olmuştur. 22....
Şüphesiz ki zararın varılığı öncelikle ispatlanmalıdır. Bu noktada davalının sorumlu olmadığının ispat yükü altında olduğu kabul edilse dahi şüphesiz ki zararın ispatı davacıya ait bir yükümlülük olarak düşünülmelidir. Bu noktada ifade etmek gerekir ki bir sorumluluktan bahsedebilmek için olmazsa olmaz şart, bir zararın varlığıdır. Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir “zararın” olmasıdır. Zarar kişinin iradesi dışında malvarlığında meydana gelen azalma olarak nitelendirilebilir. Zarar olmayan yerde sorumluluk olmaz. Zira, ancak bir zararın varlığı, onun tazmini ile ilgili talebin doğumuna neden olur. (Necla AKDAĞ GÜNEY, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, 2....
Şüphesiz ki zararın varılığı öncelikle ispatlanmalıdır. Bu noktada davalının sorumlu olmadığının ispat yükü altında olduğu kabul edilse dahi şüphesiz ki zararın ispatı davacıya ait bir yükümlülük olarak düşünülmelidir. Bu noktada ifade etmek gerekir ki bir sorumluluktan bahsedebilmek için olmazsa olmaz şart, bir zararın varlığıdır. Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir “zararın” olmasıdır. Zarar kişinin iradesi dışında malvarlığında meydana gelen azalma olarak nitelendirilebilir. Zarar olmayan yerde sorumluluk olmaz. Zira, ancak bir zararın varlığı, onun tazmini ile ilgili talebin doğumuna neden olur. (Necla AKDAĞ GÜNEY, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, 2....
Şüphesiz ki zararın varılığı öncelikle ispatlanmalıdır. Bu noktada davalının sorumlu olmadığının ispat yükü altında olduğu kabul edilse dahi şüphesiz ki zararın ispatı davacıya ait bir yükümlülük olarak düşünülmelidir. Bu noktada ifade etmek gerekir ki bir sorumluluktan bahsedebilmek için olmazsa olmaz şart, bir zararın varlığıdır. Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir “zararın” olmasıdır. Zarar kişinin iradesi dışında malvarlığında meydana gelen azalma olarak nitelendirilebilir. Zarar olmayan yerde sorumluluk olmaz. Zira, ancak bir zararın varlığı, onun tazmini ile ilgili talebin doğumuna neden olur. (Necla AKDAĞ GÜNEY, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, 2....


