Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/37 esas, 2016/255 karar sayılı dosyasında alınan 05.01.2015 tarihli ATK raporunda sanık savunmasının esas alınması halinde plaka ve sürücüsü belirsiz araç sürücüsünün asli, sanığın ve ölenin tali kusurlu olduğu trafik kazası tespit tutanağının esas alınması halinde sanığın asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiği, Ceza dosyasında Yapılan keşif ve alınan 12.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda kazanın trafik kazası tespit tutanağında yazılı olduğu şekliyle gerçekleşmesi halinde sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, sanık savunmasının belirtildiği şekliyle gerçekleştiğinin kabul edilmesi halinde plaka ve sürücüsü belirsiz araç sürücüsünün asli, sanığın ve ölenin tali kusurlu olduğu, ......
Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacı tarafın da kaza nedeniyle bir bilirkişi raporu olmaksızın trafik kaza raporuna istinaden ödemiş olduğu paranın tamamını müvekkilinden istediğini, davaya konu kazada karşı taraftaki aracın daha fazla kusurlu olduğunu, kaza fotoğrafları ve kaza krokileri incelendiğinde kazanın tali yoldan ana yola çıkarken gerçekleşmediği, aksine tali yoldan ana yola çıktıktan sonra müvekkilinin kendi hakkı olan yoldan giderken karşı yönden gelen aracın kendi yolundan çıkıp müvekkilinin hakkı olan yolun da dışına çıkarak müvekkile ait traktörün sağ tekerine çarptığını karşı yönden gelen aracın açık bir şekilde asli kusurlu iken kaza fotoğraf ve krokilerine aykırı şekilde yazılan kusur tutanağının gerçeği yansıtmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/183 Esas KARAR NO : 2023/60 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 11/11/2021 KARAR TARİHİ : 26/01/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından ------- Poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanan-----plakalı sigortalı ------adına kayıtlı araç, 09.07.2020 tarihinde, trafikte seyir halinde iken -------plakalı araçla çarpışarak maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, Kaza sonrasında sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi sebebiyle Trafik Kaza Tespit Tutanağı tutulamadığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve Karayolları Trafik Kanunu gereği müvekkili şirket tarafından kaza neticesinde ortaya çıkan hasarın tazmini için------ plakalı araç sigortası------- 8.841,39-TL ödemede bulunulduğunu, sigortalı araç sürücüsünün...
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle davacı şirkete ait araçta meydana gelen kazanç kaybı nedeniyle tazminat alacağına ilişkindir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır....
ile ilgili herhangi bir iddia sözkonusu olmadığını, müvekkil şirketin araç maliki olarak görünse de aracı kullanan---olduğunu, şirket --- işi yaptığını, müvekkilin işi ---olduğu için her gün birçok aracını kiraya verdiğini, dava konusu olayda kazaya karışan araç da müvekkil şirketin kiraya verdiği araçlardan olduğunu, davalı ---- tarafından araç alındığını, --- tarafından kaza gerçekleştirildiğini, müvekkil şirkete kusur ve sorumluluk yüklenemeyeği gibi Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereği davacı tarafından yapılan ödemler için müvekkil şirkete rücu edilemeyeceğini, kaza tespit tutanağının kusur oranlarına ilişkin tespitleri açısından da irdelenmesi gerektiğini, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Dosyada alınan bilirkişi raporu, tespit dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge niteliğinde olan trafik kaza tespit tutanağının aksinin ispatı her zaman mümkün olup, kaza tespit tutanağının aksinin ispatladığının anlaşılmasına, dava konusu olayda tazminata konu hasar ile kazanın uyumsuzluğunun sabit olmasına göre, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir....
Bu durumda mahkemece, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının tespiti hususunda, tüm dosya kapsamı davacı tarafın iddiası, tanık beyanları, davalıların savunması gözönünde bulundurularak, kaza tutanağının da irdelendiği, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi isabetli görülmemiştir. 4-Kaza tarihinde trafik sigorta poliçesinin limiti araç başına maddi 29.000,00 TL olup, sigorta şirketinin kusur oranında ve poliçe limitiyle sınırlı sorumluluğu vardır. Mahkemece, davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu yönünden poliçe limitinin esas alınması gerekirken, yazılı olduğu şekilde, limit aşılarak tazminata hükmolunması doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... ve ... vekili ile davalı ......
Mahkemenin hükme esas aldığı 31.05.2012 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; ceza soruşturmasındaki beyanlar ile kaza tespit tutanağındaki tespitlerden hareketle, kazada davalının tam kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Trafik kaza tespit tutanağının, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge oluşu ve her zaman aksini ispatın mümkün oluşu, davalı araç maliki ve sürücüsünün kazanın oluşuna ilişkin bilgi sahibi olduğunu iddia ettiği tanıklarının da yer aldığı tanık listesini 03.11.2011 tarihli dilekçesiyle sunduğu, davalı yanın kazanın oluşuna ilişkin olarak keşif yapılıp tanıkları dinlenmek suretiyle kusur tespiti yapılması talebinde bulunduğu, adil yargılama ilkesinin gereği olarak tarafların tüm iddia ve savunmalarının usulünce değerlendirilmesindeki zorunluluk gözetildiğinde; keşif yapılmadan ve davalı tanıkları dinlenilmeden kusur tespiti yapılmasının yerinde olmadığı görülmektedir....
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu kaza ile ilgisinin olmadığını, kazaya karışmadığını ve sebebiyet vermediğini, kaza tutanağının gerçekleri yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece olayda davalının kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 17,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 10.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Zira, dosyaya davalı ... şirketi tarafından sunulan belgeler içerisinde kaza tespit tutanağının yer aldığı, bu tutanakta destek ...'ın şeride tecavüz etme nedeniyle asli kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsü ... için kusur belirlenmediği, yine bu belgeler arasında her iki araç sürücüsü ... ve ...'in alkol ve uyuşturucu raporlarında ......


