Davacı tevdi mahalli tayini kararının davalı kiralayana tebliğ edildiği tarihe kadarki kira bedellerinden sorumludur. Mahkemece anahtar teslimine ilişkin tevdi mahalli kararının davalı kiralayana tebliğ edildiği tarih araştırılarak bu tarihten kira müddeti sonuna kadarki kira bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Bono keşidecisine tevdi mahalli tayini ile bononun kendisine ibraz edilmesi halinde ödeme yapmaması, aksi halde 2. Defa ödeme yapmak durumunda kalabileceğine ilişkin ihtarname tebliğ edilmiş, bono borçlusu tarafından da bu hususa ilişkin mahkememize bildirimde bulunulmamıştır. Davacı tarafın iddiasının hamili bulunduğu senedin kaybolduğu iddiasına dayandığı; iddianın yasal dayanağının 6102 Sayılı Kanunun 757. maddesi olduğu anlaşılmakla, dava konusu senedin davacının rızası dışında elinden çıktığı, yapılan ilan süreleri içerisinde senet üzerinde hak iddia eden başka kişilerin başvuruda bulunmadığı anlaşılmış ve 3 ay geçmekle davacı tarafın davasının kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir....
Yasal anahtar teslimi bizzat anahtarı kiralayana vermek suretiyle veya tevdi mahalli tayini suretiyle yapılır. Anahtar tesliminin davalı kiracı tarafından yazılı belge ile kanıtlanması gerekir Davalı kira borcunu ödediğini ve davacı tarafa taşınmazın anahtarının teslim edilerek taşınmazı tahliye ettiğini yargılamada kanıtlayamamıştır. Taşınmazın tahliye edildiği ve takibe konu 2007 yılı Kasım ayından 2010 Haziran ayına kadar Haziran ayı dahil kira parasının ödendiği İİK.nun 68. maddesinde yazılı belgeler ile davalı tarafından kanıtlanamadığından, bu ayların kira parasına ilişkin itirazın kaldırılması, takibin devamı ve temerrüt nedeni ile tahliye kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır....
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ; Davacı vekili ayrıntısı dava dilekçesinde yazılı olduğu üzere, davacının ticari faaliyeti kapsamında dava dışı ihbar olunan şirketin keşide ederek vermiş olduğu çekin kaybolması nedeniyle açılan çek iptali davası sırasında davalı tarafından çekin sunulduğunu, ihbar olunan tarafından davalı hakkında çek nedeniyle istirdat davasının açıldığını, çeke ilişkin olarak ihbar olunan tarafından açılan dava sırasında tevdi mahalli tayini kararı verildiğini ve davacı tarafından çek bedelinin depo edildiğini, ancak buna rağmen aynı çeke dayalı olarak davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, davalı ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, kaybolan çeki ele geçiren davacı tarafından icra takibi yapıldığını belirterek Ankara ... İcra Dairesinin 2021/8894 esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava etmiştir. Bakırköy ......
Limited Şirketinden 03.07.2003 tarihinde satın aldığı araçta değişik tarihlerde aynı ve farklı arızaların meydana geldiğini, ayıplı aracın iadesi ile bedelinin ödenmesi konusundaki taleplerinin davalılar tarafından kabul edilmemesi üzerine müracaatı üzerine alınan “tevdi mahalli tayini” kararı gereğince aracın, 01.12.2004 tarihinde yediemine teslim edildiğini, Tüketici Mahkemesinde açtığı dava sonucunda aracın davalılara iadesine ve bedelinin davalılardan tahsiline karar verildiğini, bu karara istinaden aracı davalılara iade etmek için davalıların sorumluluğunda olan yediemin ücretini kendisinin 7.000.00.TL olarak ödediğini ve bu bedelin tahsili için icra takibi yaptığını fakat davalıların bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir....
- K A R A R - Davacı-karşı davalı vekili, taraflar arasında 07.01.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, davacının davalıya 7.000,00 USD bedelli teminat mektubu verdiğini, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, davacının davalıya ait ekipmanı davalının temerrüdü nedeniyle teslim edemediğini ileri sürerek davalı ile 07/01/2011 tarihinde akdedilen bayilik sözleşmesinin, davalının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle haklı sebeple fesh edildiğini tespiti, sözleşmenin akdedilmesi sırasında teminat olarak davalı şirkete ödenen ve halen davalı şirket uhdesinde bulunan 7.000,00 USD tutarındaki nakdi teminatın sözleşmenin haklı sebeple fesh edildiği günden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden davalıdan tahsiline ve müvekkilinin uhdesinde bulunan ve davalı şirket tarafından teslim alınmayan ekipmanlar için uygun bir tevdi mahalli tayini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini...
Mahkemece, vergi dairesine gönderilen sözleşmede davacı şirketin kiracı olarak yer almadığı, kiralanan ile ilgili olarak açılmış olan menfi tesbit davası ile tevdi mahalli tayini istemlerinde ise davacı olarak sadece dava dışı ... ...’un gösterildiği, bu nedenle kiracılık sıfatının ve kiracılığın devam edip etmediği hususunun her davanın yargılaması sırasında belirleneceği gerekçe gösterilerek; davacı şirket yönünden açılan davanın reddine, davacı ...’un ise 01.05.1994 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiracı olarak isminin yazılı bulunduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın tüm, davalı tarafın ise sair temyiz itirazları yerinde değildir. Kira sözleşmesi, karşılıklı iradelerin birleşmesiyle oluşur....
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak ve tevdi mahalli tayini istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 106.maddesi uyarınca; " Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur. " Aynı kanunun 107.maddesi uyarınca; " Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler....
AŞ arasındaki ihtilafın giderilinceye kadar tevdi mahalli tayin ettirmek suretiyle talep konusu fatura bedellerini tevdi mahalline yatırdığı sabit olmuştur. Davacı, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüş ise de davacının 6360 sayılı yasa ve bu doğrultuda alınan idari işlemlerle faturaları tahsil etme yetkisi bulunduğundan dava açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmış, raporda açıklandığı üzere tevdi mahalli tayin edilen ... ... Şubesi'ndeki ... IBAN numaralı vadesiz hesaba yatırtılan 432.144,72TLnin davacı ... hesaplarına aktarılmasına ve bu tarihlerden itibaren takip eden faturaların bundan sonra davalı tarafından davacı kuruma ödenmesine, Serik ... SHM nin ... D.İş ... K sayılı ... tarihli tevdi mahalli kararının bu hesaba yatan paralar yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ise de bu kısım yönünden tevdii mahalline yatan paraların davacı tarafa aktarıldığı, davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Anılan nedenlerle, Daire heyet çoğunluğunu teşkil eden üç üyeden birinin de kabulünde olduğu üzere, taraflar arasında hisse alım satımını düzenleyen 11.03.2015 tarihli sözleşmenin ayakta olduğu, ancak davacı satıcının davadan önce davalı alıcıları temerrüde düşürmüş olmaları nedeniyle, hisse senetlerinin devir alınması için aynen teslim davası açabilecek olması ve hisse senetlerinin mevcudiyetinin infaz meselesi olması nedeniyle, ancak tevdi mahalli tayini isteyerek satıcının alacak davası açabileceğine ilişkin çoğunluğun azınlık üyesinin görüşünün isabetli olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, ayrıca tevdi mahalli tayinine gerek olmaksızın hisse senetlerinin aynen ifa kuralı uyarınca davalı tarafından teslim alınmasına dair kararının isabetli olduğu, Dairenin iki üyesince savunulduğu gibi sözleşmenin ayakta olmadığına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının isabetli olmadığı ve bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, bu kararı onayan Daire çoğunluğunun görüşüne katılmıyoruz....


