WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Hukuk Dairesi'nin aksi yönde içtihadı bulunduğunu, eldeki davanın TBK 107 maddesi gereği yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinde açıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve talebin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Karşı taraf vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: yargılamayı gerektiren bir hususta TBK 107 kapsamında sanki bir temerrüt varmış gibi mahkemeye başvurularak tevdi mahalli tayini istenmesinin yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin bu durumu gerekçelendirerek haksız davayı reddettiğini, herhangi bir temerrüt söz konusu olmadığını, işbu talebin hukuken dikkate alınabilecek bir yanı bulunmadığını belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Talep, tevdi mahalli tayinine ilişkindir.TBK'nın 106. maddesinde yapma veya verme borcu kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden kaçınırsa, temerrüde düşmüş olacağı, TBK 117....

TBK 107. maddesi uyarınca alacaklının temerrüdü halinde borçlu, teslim edeceği parayı tevdi mahalli tayini yoluyla tevdi ederek borçtan kurtulabilecektir. Davalı tarafça tevdi mahalli tayini talebiyle İzmir 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... D.İş sayılı dosyasına başvurulmuş ise de dava konusu alacağın tevdi mahalline depo edilmesi gerçekleşmeden davacı alacaklının icra takibine devam ettiği, davalıya ödeme emri gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalıya yeniden ödeme emri gönderilmesi ile davacı alacaklının temerrüt halinin sona erdiğinin ve davalının yeniden temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. 6-Dosyaya sunulan bilirkişi 1. ek raporunda yapılan hesaplamanın incelenmesinde davalı tarafça ödenen 5.937,00-TL ödemenin öncelikle ödeme tarihindeki ferilerden mahsup edildiği, ödeme tarihi itibariyle bakiye 1.844,26-TL borç bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan hesaplamada bir kısım faiz başlangıç tarihlerinin hatalı hesaplandığı anlaşıldığından ek rapor aldırılmış, 2....

ile birlikte dava ikamesi gerektiğini, haricen davacı ve eşi arasındaki boşanma davasının bulunduğunu, bu davada talep olunan bedelin boşanma davasında çekişme konusu olduğunu öğrenip, daireyi satarak, her ikisi adına tevdi mahalli tayini suretiyle sözleşme nedeniyle ödenen tutarın tamamını ödediğini belirterek, konusu kalmayan davanın reddini istemiştir.Mahkemece; dava konusu bedelin, davalının sorumluluktan kurtulmak üzere tevdi mahalline bloke ettiğinin anlaşıldığı, boşanma davasında verilecek karara göre bu bedelin hak sahibince alınabileceği gerekçe gösterilerek, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükmün taraflarca temyizi üzerine; Dairemizin 01/10/2015 tarihli ve 2015/8309 Esas-2015/14939 Karar sayılı ilamı ile, “Bandırma Aile Mahkemesinin 2012/389 E.-2013/698 K. sayılı ve temyiz edilmeden 22.01.2014 tarihinde kesinleşen tarafların (......

neticesinde alacak ------------hesabına yatırıldığını, bu borçla ilgili harhangi bir sorumluluklarının kalmadığının davacı şirkete bildirildiğini, müvekkil şirketlerinin tevdii mahalli tayini yoluna gitmesindeki amacın hakkaniyete uygun bir ödeme sıralaması yapılması, davacı şirket de dahil olmak üzere diğer tüm alacaklıların mağduriyetinin giderilmesi olduğunu, müvekkiil şirketin tevdi mahalli tayini neticesinde ve TBK'nın 187. maddesi uyarınca 17/03/2015 tarihinde ilgili hesaba 278.782,28 TL hakediş tutarını yatırarak borca ilişkin her türlü sorumluluktan kurtulduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....

Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davalının sözleşmesel temlik yasağını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, BK'nın m. 183/1’de sözleşmesel devir yasağına imkân tanımışsa da bu devir yasağına karşı temlik borçlusunun sonradan açık veya örtülü şekilde devre onay vermesinin mümkün olduğunu, emsal Yargıtay ilamlarında sözleşmesel temlik yasağını ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması teşkil eden durumlarda korunmayacağının belirtildiğini, davalının sözleşmesel temlik yasağını ileri sürmesinde korunan hiçbir menfaatinin olmadığını, davalının da bilgisi dahilinde yüklenici tarafından üstlenilen işin ancak müvekkilinin finansmanı sayesinde bitirilebildiğini, müvekkilinin finansmanı sağlayıp durumu davalıya bildirdiğinde davalının müvekkiline karşı temlik yasağını ileri sürmediğini, işin bitirilip alacağın ödenmesi aşamasına gelindiğinde temlik yasağının dile getirildiğini ve sonrasında tevdi mahalli tayini talep ederek alacağın tevdi mahalline...

Şirketi 07/09/2010 günlü ihtarnamesi ile kira sözleşmesini feshetmiş ve 21/9/2009 tarihinde Kartal 4. ...lh Hukuk Mahkemesinden anahtar teslimi için tevdi mahalli tayini istemiştir. Mahkemece 7/10/2010 tarihinde tevdi mahalli tayin edilmiştir. Anahtar tevdi mahalli olarak tayin olunan Notere 2/11/2010 tarihinde teslim edilmiştir. Bu karara karşı davalı - karşı davacı kiralayanın itirazı üzerine Kartal 4. ...lh Hukuk Mahkemesi 28/12/2010 günlü kararı ile davacı ... ... ... Şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda davacı - karşı davalı şirketin tevdi mahalli kararının tebliğ tarihi olan 10/11/2010 tarihi itibarı ile kiralananın tahliye edildiğinin ancak dava dışı Barim ... Şirketi yönünden kira sözleşmesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Bir başka deyişle kira sözleşmesi Barim... ... Şirketi ve kira sözleşmesinin müteselsil kefili ... yönünden halen ayakta olup devam etmektedir. Ne var ki Barim ... ......

Yasal anahtar tesliminin ya bizzat anahtarı kiralayana vermek suretiyle, ya notere teslim edilerek veya tevdi mahalli tayini suretiyle yapılması gerekir. Bu durumda davalının taşınmazı 2005 yılında usulüne uygun tahliye ve anahtarı teslim ettiğini kanıtlaması gerekir. Öncelikle davalının bu konudaki delilleri toplanıp tahliye ve anahtar teslimini kanıtlayamadığı takdirde davalı aylık kira miktarında da karşı çıktığına göre davacının istenen dönemlerdeki aylık kira miktarını kanıtlaması gerekir. Davalı tarafça, talep edilen kira miktarına karşı konulduğuna göre kira parasını kanıt yükü davacı kiralayandadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı H.U.M.K’nun 288.’nci maddesi (yargılama sırasında 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 200.maddesi) gereğince davacı tarafından talep edilen kira miktarına göre kira bedelleri ancak kesin delillerle kanıtlanabilir....

nin kendisine ait malın taşınması için diğer davalı ile anlaştığını, malın müvekkiline ait tanker ile taşındığını, müvekkilinin alt nakliyeci olduğunu, müvekkilinin 13/08/2004 tarihinde Habur Gümrük kapısından çıkış yapacağı sırada yapılan inceleme sonucu yükün standartlara uygun olmadığının ve bozuk olduğunun tespit edildiğini, müvekkiline ait tankere el konulduğunu, daha sonra aracın ve içindeki malın Silopi Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/1938 Müt. karar numarası ile müvekkiline teslim edildiğini, davalıların müvekkilinin uyarılarına rağmen tanker içinde bulunan malı teslim almak istemediklerini, müvekkilinin Mersin Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak 2004/876 D.İş sayılı dosyadan tevdi mahalli tayini kararı alarak malı teslim ettiğini, müvekkilinin aracını ancak 30/12/2004 tarihinde boş olarak alabildiğini, müvekkili tarafından davalılar hakkında navlun bedeli ve bekleme ücretinin tahsili için başlatılan takipte borçluların yetki ve borca itiraz edip takibi durdurduklarını ileri sürerek...

Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/9 D.İş sayılı dosyasından tevdi mahalli tayini talep ettiklerini, anılan mahkemece ödeme ...'ün tüm yasal mirasçıları ile birlikte davacı adına bankalarının tevdi mahalli olarak tayinine karar verildiğini, müteveffanın hesaplarının depo edildiğini, böylece ödeme borcunun taraflarından ifa edildiğini beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davacının dava dışı mütevaffa tarafından atanmış mirasçı olması sonrası müteveffanın malvarlığında bulunan davalı banka nezdindeki paranın menkul mal olup olmadığının tespitine karar verilmesine ilişkindir. HMK.nun 1....

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacının ihbar süresi içinde davalıya ayıbı bildirdiği, davalı tarafından birçok kez davaya konu motorun servise yönlendirildiği, ancak servis hizmetlerinden de olumlu bir yanıt alınamadığı, alınan bilirkişi raporu ile davadan önce alınan tespit raporunun benzer nitelikte olduğu, raporda malın ayıplı olduğunun ve bu hali ile seyir yapmasının emniyetli olmayacağının bildirildiği, bu durumda malın kendinden beklenen faydayı sağlamayacağı, motorun bu hali ile kabulünün mümkün olmadığı, katlanılacak nitelikte bir ayıp olmayıp ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının seçimlik hakkını kullanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle mal bedeli olarak davacı tarafça ödenen 39.350 Avronun davalının temerrüde düşürüldüğü ihtar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tevdi mahalli tayini ayrı bir usul ile talep edilmesi gerektiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm...

UYAP Entegrasyonu