Davalı ... vekilinin temyiz isteminin sürenin geçmiş olması nedeniyle HUMK'nun 432/.... maddesi hükmü uyarınca REDDİNE, Davalı ... vekilinin temyiz isteğine gelince; davacının, terekenin tespiti resmi defterinin tutulması, mümessil atanması isteğine ilişkin davasının kabulüne ilişkin, mahkeme hükmü süresi içerisinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, ne var ki; vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisine sahip olan davalı ... vekili Av. ... ... .... Sulh Mahkemesi'ne verdiği imzası usulen onaylı ........2013 tarihli dilekçeyle temyizden feragat etmiş, dilekçe Dairemize gönderilmiştir. Davalı vekili Av. ...'...
Hukuk Dairesi arasında görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, terekenin tespiti istemine ilişkindir. ..... Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince, her ne kadar TMK'nın 22. maddesinde bakım kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı düzenlenmişse de, miras bırakan ...'in ....Hukuk Mahkemesinin 2012/1385 Esas sayılı dosyası ile kısıtlanmasına karar verildiği ve miras bırakanın ikamet adresinin .... olduğunun kabul edildiği, davacının 15/02/2018 tarihli oturumda da, miras bırakanın kısıtlandıktan sonra ..... ilinde vefat ettiğini belirttiği, bu durumda miras bırakanın yerleşmek amacıyla bakımevinde bulunduğu ve....Hukuk Mahkemesince bu adresin ikamet adresi olarak kabul edildiği birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın ........
Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/03/2014 NUMARASI : 2013/122-2014/15 Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.01.2012 gününde verilen dilekçe ile terekeye temsilci atanması, terekenin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.03.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, hükmün temyiz edilerek dosyanın Yargıtay’a gönderilmesinden sonra vermiş olduğu kimliği onaylı 08.07.2015 tarihli dilekçesi ile davasından feragat ettiğini bildirmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 307. maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü...
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/2 Değişik İş sayılı terekenin tespiti dosyasında tespit edilen taşınırların ortaklığının satış yoluyla giderilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile 2016/2 sayılı D.İş dosyasındaki tereke tespit tutanağında 22 kalemden oluşan Yediemin...’na teslim edilen taşınırların umum arasında açık arttırma yolu ile satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi gereğince; Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Somut olaya gelince, mahkemece kurulan hüküm infaza elverişli değildir....
Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, terekenin tespiti ve paylaştırılması istemine ilişkindir. ... ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesince, uyuşmazlığı ahkamı şahsiye sıfatıyla görev yapan sulh hukuk mahkemesince çözülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. ... ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesince ise aynı mahkemeler arasında iş bölümü ilişkisi bulunduğu, süresinde iş bölümü itirazında bulunulmadığından davanın ilk açıldığı mahkemece sonuçlandırılması gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Somut olayda; davacı vekili özetle; müvekkilinin annesi ...'nun 24/10/2014 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak müvekkili ve davalılların kaldığını, müvekkilinin murisinin terekesinin müvekkilin beyanına göre "...."nde bulunan taşınmazlardan ve ......
Mahkemece, "..... sayılı terekenin tespiti davasında; .....sırada nüfusa kayıtlı, .... tarihinde vefat eden ...'ın mirasçıları belirlenmiş olmakla terekeden el çekilmesine; birleşen .... sayılı vasiyetnamenin okunması davasında; muris ...'a ait Beşiktaş 6. Noterliğinin 14.03.1990 tarih ve 20142 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamesinin TMK nun 596. maddesi gereğince açılıp okunduğuna" karar verilmiş, hüküm, süresinde mirasçı ... tarafından temyiz edilmiştir. Asıl dava 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 531. maddesi uyarınca (4271 s TMK:589 md. ) terekenin tesbiti ve geçici önlemlerin alınmasına ilişkindir. Birleşen dava ise aynı yasa 596. maddesine dayanan vasiyetnamenin açılması isteminden ibarettir. 6100 sayılı HMK.nun 166.maddesinde, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları koşulu ile birleştirilebileceği düzenlenmiştir....
ın vefat ettiği, mirasçılarınca terekenin tespiti ve tasfiyesine yönelik dava ile bir kısım mirasçılarınca mirasın reddi istemli davaların açıldığı, terekenin TMK'nın 625. maddesi uyarınca defterinin tutulması sırasında miras bırakanın borçları yönünden icra takibi yapılamayacağı, mahkemece bu doğrultudaki talep uyarınca ara kararla tüm takip ve satışların durdurulmasına karar verildiği, TMK'nın 630. maddesi uyarınca H. Ç.mirasçılarının sorumluluğunun terekenin tasfiyesi sonucunda belirleneceği, bu nedenlerle H. Ç. mirasçıları olan L. Ç. S., H.. Ç.., N.. S.. ve E.. Ç.. hakkında koşulları oluşmayan talebin reddine, 70.687.343,07 TL muaccel borcun ödenmediği anlaşılmakla H.. A.. yönünden bu miktar, A.. A.. ve K. Otelcilik Turizm İşletmeleri A.Ş yönünden 35.140.581,44 TL ile sınırlı olmak üzere bu borçluların borca yeterli menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardan olan alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili temyiz etmiştir....
Mahkemece; iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil talebinin reddine, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tenkis talebinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; "Hâl böyle olunca; öncelikle terekenin tespiti istemli olarak açıldığı anlaşılan Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/5 Esas sayılı dosyasının temini ile mirasbırakanın terekesinin denetime elverişli şekilde tespiti, tenkis hesabında TMK'nin 561. maddesi hükmü uyarınca davalının saklı paylı mirasçı olduğunun gözetilerek yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken anılan hususların gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi, 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olarak davacıların faiz talebi hakkında hüküm kurulmamış olması da isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; tenkis talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir....
Sulh Hukuk Mahkemesince gönderme kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, terekenin tespiti istemine ilişkindir. Yargı yeri belirlenmesini gerektiren sebepler 6100 sayılı HMK'nin 21. maddesinde “(1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur: a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa. b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa. c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse” şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamından, ... 13....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip alacaklısının, tereke alacaklısı olmayıp tereke mirasçısının alacaklısı olduğu, yetki belgesi verilen davanın, tedbir niteliğinde tespitten ibaret olup, alacak davası olmadığı, terekenin üçüncü kişi olarak kabulüne de olanak olmadığı görülmekle, İİK'nın 120/1. maddesine göre, ancak alacak davası açma, açılan davayı takip ya da icra takip yetkisi verilebileceğinden, icra müdürlüğünce terekenin tespiti davasına müdahaleye imkan sağlayacak şekilde yetki belgesi verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, nitekim yetki belgesine dayalı olarak terekenin tespiti davasına yapılan müdahalenin mahkemesince kabul görmediği gerekçesiyle ve diğer taraftan yetki belgesi verilebilmesi için takibin usulüne uygun yapılması ve kesinleşmiş olması gerektiği, takip dayanağı belge, ara karar olmasına karşın borçlu hakkında ilamsız takip yerine ilamlı başlatıldığı görülmekte olup, ilam olmayan belgeye dayalı...


