Davalı ... vekili, açılan bu davanın haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilinin, 1935 doğumlu olup okur yazarlığı olmayan kendi halinde bir insan olduğunu, kendisinin kooperatif üyesi iken yapılan genel kurulda diğer kooperatif üyelerince kooperatif inşaat malzemelerinin inşaat sürerken sık sık çalınması ve kaybolması nedeniyle inşaatın başında durması için kooperatif yöneticisi yapıldığını, kendisi yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen okur yazar olmamasından dolayı yönetim kurulundaki görev dağılımında hiçbir imza yetkisinin bulunmadığını, bu davayı açan davacı ve diğer davalı ...'ın müvekkilinin görev aldığı dönemde her türlü işlemi yaptığını ve imzaladığını, kooperatif üyelerine karşı sorumluluk ve zimmet varsa bu suçu işleyenlerin yönetimde imzaya ve temsile yetkili diğer yöneticiler ... ve davacı ... olduğunu, davacı ...'...
Temyiz Sebepleri Davacı kooperatif vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuşlardır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kooperatifin eski yönetim kurulu başkan ve üyelerine karşı açılmış olan sorumluluk davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....
Bu nedenle, ortaklığın, yöneticilere karşı sorumluluk davası açmasının yanı sıra ortakların, kooperatife karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır. TTK’nın 340.maddesinde, 309. maddeye yapılan göndermenin sadece sorumluluk halleri ile sınırlı olduğunun ve 309. maddedeki “hükmolunacak tazminat şirkete verilir” hükmünün 336.maddedeki doğrudan doğruya zarar hallerine uygulanmayacağının kabulü gerekmektedir. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, yöneticiler kusursuzluğunu ispat etmesi gerekir. Kusursuzluğun ispatı da genel hükümlere tabidir. Kural olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlar ise de, anılan 336. maddedeki hallerde kooperatife, kooperatif ortaklarına ve kooperatif alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar....
ın uzun yıllar kooperatif başkanlığı ve müdürlüğü yaptığını, davalı E.. K.. G..'ın yönetim kurulu üyesi olan diğer davalılarla kusurlu davranışlarla bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı kooperatifi 2.429,71 TL zarara uğrattıklarını ileri sürerek, zararın doğduğu tarihten başlayarak reeskont faizi ile 2.429,71 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların bir kısım taşınır ve taşınmazlarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, A... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1995/405 d.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna dayanılarak tazminat istenemeyeceğini, müvekkillerinin 1985 yılından 1993 yılına kadar tüm faaliyetlerinin ibra edildiğini, 1994 yılına ait imalatların, borçlarının zamanında ödenmemesi nedeniyle faturalarının alınamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir....
Genel kurulunun yönetici ibra etmeyerek hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde kooperatif yönetim kurulunun 551/1 maddesi kapsamında kooperatifi temsilen dava açmasının zorunlu bulunduğunun kabulü gerekeceği. Somut olayda ise yönetim kurulu üyelerine açılan davayı düzenleyen 6762 sayılı TTK 341 . Maddesinde yürürlükte bulunmamakla birlikte 1163 sayılı kooperatif kanununun 98. Maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 6102 sayılı TTK hükmü uyarınca Kooperatif tarafından yönetim kurulu aleyhine açılan bir sorumluluk davasının görülebilmesi için genel kurul tarafından bu yönde karar alınmasına bağlı olduğu, davacı kooperatifin 26/06/2011 tarihinde yapılan 2010 hesap yılı genel kurulunda yönetim ve denetim kurulunun azli ve yerine yenilerinin seçiminin oy çokluğu ile kabul edildiği ve yapılan bu genel kurulda 2010 hesap yılındaki faaliyetler sebebiyle yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmediği genel kurul karar ile belirlenmiştir....
Kooperatifine 1993 yılında arsa sahibi olmak amacıyla üye olduğunu, diğer üyeler gibi aidat ödediğini, kooperatif ortağı olarak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak bazı kooperatif üyelerine arsa hissesi tahsis edilmesine rağmen müvekkiline ve diğer bazı ortaklara arsa tahsisi yapılmadığını, ortaklık aidatı olarak kooperatife yatırdığı aidatların da iade edilmediğini, müvekkilinin yasal olarak kooperatiften çıkma ya da çıkartma durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin tüzel kişili terkin edilen kooperatife karşı hisse payının veya 30.000,00 TL bedelinin verilmesi talebi ile açılan Antalya ......
Konuk yapı Kooperatif başkanı olup, 2000 yılı Mayıs ayına kadar yönetici olduğu, bu dönemde kooperatif için arsa arandığı, ... ilçesi Merkez ... Mahallesinde kooperatif adına birtaşınmaz satın aldığı, satın aldığı bu arazinin ... Kadastro Mahkemesinde davalı olduğu, yöneticinin bu durumu bildiği bilerek satın aldığı, daha sonra hakkında orman arazisine karşı işgal ve faydalanmada bulunması sebebiyle ceza davası açıldığı , yine aynı şekilde kooperatif tarafından orman idaresine karşı açılan kadastro tespitine itiraz davasının da kooperatif aleyhine sonuçlandığı , davacının kooperatif adına alınan arazinin orman arazisini bilerek satın aldığı ve inşaata başlattığı, hakkındaki yargılamalar sebebiyle davalı kooperatif yönetimine karşı rücu edebilecek bir alacak hakkının bulunmadığı , kusurlu hareketleri sebebiyle tüm bu uyuşmazlıkların çıkmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....
, Her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği, dava tarihinde kooperatifin faal olması ve yöneticiler hakkında ise TTK 336. maddenin .... bendinde belirtilen hususta açılmış bir dava ve verilen mahkeme kararı bulunmadığından, dava tarihindeki mevcut koşullara göre davacıların yönetim kurulu üyelerine gitmeleri için gereken koşullar oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
Söz konusu yasal düzenlemenin birinci fıkrası gereğince devralan kooperatifin yönetim kurulu, dağılan kooperatifin tasfiye hakkındaki hükümlere göre alacaklarını bildirmeye çağırır, ikinci fıkrası gereğince ise dağılan kooperatifin mameleki, borçları tediye veya teminata bağlanıncaya kadar ayrı olarak idare edilir, yönetimi devralan kooperatifin yönetim kurulu üyeleri üzerine alır, devralan kooperatifin yönetim kurulu üyeleri alacaklılara karşı yönetim ayrı olarak yürütülmesinden şahsen ve zincirleme olarak sorumludur. Aynı düzenlenen 6.fıkrası gereğince ise her iki kooperatifin mameleki ancak dağılan kooperatifin malları üzerinde tasarruf etmek caiz olduğu andan itibaren birleştirilebilir....
Bu haliyle yönetim kurulunun bu kararıyla uyuşmazlıkta aynı başlangıç noktasına dönülmüş olmaktadır. Davalı kooperatif yargılama sırasında bu kararından.... sayılı yeni bir yönetim kurulu kararı ile döndüğünü ifade etmiştir. Davanın açılmasından sonra davalı kooperatif yönetim kurulunun 07/09/2022 tarihli 69 sayılı yönetim kurulu kararıyla dava konusu ... sayılı yönetim kurulu kararından vazgeçilmiştir. Ancak bu 07/09/2022 tarihli yönetim kurulu toplantısına üyelerinin tamamının çağrılmadığı, usulüne uygun yönetim kurulu toplantı çağrısı bulunmadığı ve 69 sayılı kararın çağrılmamış olan üyelerin yokluğunda çoğunlukla alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ...sayılı karara hukuki değer atfedilebilecek ve ... sayılı yönetim kurulu kararı yönünden dava konusuz kalmış sayılacak mıdır? Yönetim kurulu kararının oluşabilmesi için iki kurucu unsura ihtiyaç vardır. Bunlar; yönetim kurulu toplantısının yapılması ve yönetim kurulu üyelerinin bu toplantıda karar almasıdır....


