Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili ile davalı 3.kişi ..... Tic. Ltd. Şti vekilince istenmiş, davalı ...Şti vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 02.02.2016 Salı günü davalı ....geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra ve hazır bulunan .... sahibi ve ... ve davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı alacaklı vekili, borçlu aleyhine yürütülen icra takibinde borca yeterli malvarlığı bulunmadığını, borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazını davalı 3.kişiye satarak devir ettiğini, ileri sürerek muvazaalı devir işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir....
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14/01/2016 tarihinde verilen dilekçeyle mirasın reddinin iptali talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17/07/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Dava, 6183 sayılı Kanunun 30. maddesine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali talebine ilişkindir....
Mahallesi 608 ada 2 parsel 2.Blok 3 nolu bağımsız bölümün 1.2.2005 tarihli ...’dan ...’ya satışına ilişkin tasarrufun davacının Ankara 31.İcra Müdürlüğü’nün 2005/10677 sayılı takip dosyasındaki alacağını ve ferilerini karşılayacak oranda iptaline, davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1- Bu tür davalarda tasarrufun konusu; taşınmaz satış ve devri olsa dahi ayni nitelikte bir dava olmadığından genel yetki kurallarına tabidir. Yetki sözleşmesi var ise sözleşme ile belirlenen mahkeme yetkilidir. Somut olayda; davacı Bankanın Ankara ... Şubesi ile davalı borçlu arasında imzalanan 5.11.2004 tarihli kredi sözleşmesinin 18.maddesine göre sözleşmeyi imzalayan banka şubesinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili kılınmıştır....
Dava konusu 41 ada 231 parselde kayıtlı 2 numaralı bağımsız bölüm, 11.03.2002 tarihinde satın alma yoluyla davalı ... (Dikmen) adına kayıtlı iken, 09.01.2008 tarihinde satışı yoluyla diğer davalı ... adına tapuya kayıt ve tescil edilmiştir. Dava, BK.nun 18. maddesinden kaynaklanan muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, taraflar arasındaki boşanma davası devam ederken, davalı eş Müzeyyen'in evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalı babasına devrettiğini ileri sürerek iptal ve tescil istediğine göre, HUMK.nun 1 vd. (6100 sayılı HMK.nun 1 vd.) maddeleri uyarınca Aile Mahkemesi görevsiz olup dava değerine göre genel mahkemeler görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi kendiliğinden de gözönünde tutulması gerekir....
Dava konusu 2416 ada 18 parsel üzerindeki 31 nolu bağımsız bölüm, 05.03.2003 tarihinde satış yoluyla diğer davalı ... adına tescil edilmiş,10.06.2009 tarihinde satış yoluyla eniştesi olduğu belirtilen diğer davalı ...’ye devredilmiş, adına tescil edilmiştir. Dava; 6098 sayılı BK'nun 19. (818 sayılı BK'nun 18) maddesi uyarınca açılan muvazaaya dayalı temliki tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesine göre, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 03.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu uyarınca Aile Mahkemeleri, Aile Hukuku'ndan doğan dava ve işlere bakmakla görevlidir....
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan BK’nın 18. maddesinde düzenlenen biçimi ile dava konusu işlemin muvazaalı yapıldığı iddiasına dayalı iptali istemine mi yoksa İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine mi ilişkin olduğu, davanın İİK’nın 277 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğunun kabulü hâlinde İİK’nın 284. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 13. Dava; mahkemece, İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilmiştir. Özel Daire ise, davanın, BK’nın 18. maddesinde düzenlenen biçimi ile muvazaa iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğunu ve bu tür davalarda hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı belirtmiştir....
Esas sayılı dosyasında açılan tasarrufun iptali davasında verilen kararda dava dışı şirketin davalı şirketten olan alacağı nedeniyle tasarrufun iptaline ve dava dışı şirkete satın alınan taşınmaz üzerinde Antalya 2. İcra Müdürlüğü ... ve Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyalarındaki alacak ve ferilerini karşılayacak nitelikte cebri icra hakkı tanındığını, tasarrufun iptali kararları doğrultusunda satın alınan taşınmazın davalı şirketin borçları nedeniyle satıldığını, satım nedeniyle davacı şirketin zarara uğradığını, davalı ...'ın sözleşme nedeniyle müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduğunu, taşınmazın satışı ile elde edilen bedelin davalı şirketin borçlarının ödendiğini, bu nedenle uğradıkları zarara karşılık satılan taşınmazın güncel değerinin tespit edilerek ödenmesini ve uğramış oldukları zararların tespiti ve şimdilik 1.000,00....
Söz konusu kararda; eski hukuka göre mümkün ve geçerli olan muvazaa ve nam-ı müstear iddialarının, Medeni Kanunun yürürlüğünden sonra taşınmaz mallar hakkında dinlenip dinlenemeyeceği tartışılmıştır....
Söz konusu kararda, eski hukuka göre mümkün ve geçerli olan muvazaa ve nam-ı müstear iddialarının, Medeni Kanun'un yürürlüğünden sonra taşınmaz mallar hakkında dinlenip dinlenemeyeceği tartışılmıştır....
Söz konusu kararda; eski hukuka göre mümkün ve geçerli olan muvazaa ve nam-ı müstear iddialarının, Medeni Kanunun yürürlüğünden sonra taşınmaz mallar hakkında dinlenip dinlenemeyeceği tartışılmıştır....


