Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nın 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Somut olayda istenebilecek alacağın miktarı alınan bilirkişi raporu da esas alınarak deliller toplanmak suretiyle belirlenmiş olup likid bir alacak bulunmadığından koşulları oluşmadığı halde icra inkâr tazminatına da hükmedilmesi de doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece iş bedelinden ödemeyen alacak bulunup bulunmadığı da araştırılarak takas ve mahsup talebi de değerlendirilerek sonuca varılması ve likid bir alacak bulunmadığından icra inkâr tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir....
Bu durumda, davalı ödediği depozito bedeli nedeniyle takas mahsup talebinde bulunmuş olmakla; davacının hasar yönünden sunduğu delilleri toplanarak davalının hasara ilişkin borcu olup olmadığı konularında inceleme yapılmalı; bundan sonra, Mahkemece kiraya veren lehine kabul edilen tüm alacak talepleri toplamından depozito bedeli mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı tarafından depozito bedeline ilişkin takas ve mahsup talebi kabul edilmediğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir....
Yukarıda da değinildiği üzere, HMK.nun 33. maddesi uyarınca hukuki tavsif hakime ait olup, buradan hareketle mahkemece, borçlunun, icra müdürlüğüne başvurusu takas-mahsup talebi olarak değerlendirilerek, her ne kadar icra müdürlüğünce takas – mahsup talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir ise de, gelinen aşamada, mahkemece takas – mahsup koşullarının oluşup oluşmadığı, şayet takas – mahsup koşulları oluşmuş ise dosya borcunun kapanıp kapanmadığı araştırılarak, buna göre de teminat mektubunun iadesinin gerekip gerekmediği hususları hakkında gerekçe ve hüküm oluşturulması gerekirken, borçlu tarafça icra müdürlüğüne yöneltilmiş takas - mahsup talebi olmadığından bahisle şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Hal böyle olunca mahkemece, uzman bilirkişiden rapor alınarak kiralananın kira sözleşmesindeki şartlarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre belirlenip davacı kiraya verenin tahliye tarihine kadar kira bedeli ve aidat borcundan, tahliye tarihinden itibaren ise makul süre kira bedeli ile bu döneme ait aidat borcundan sorumlu olacağı gözetilip, kiracının sorumlu olduğu tespit edilen tutardan da kira sözleşmesinde ödendiği belirtilen 1000 USD depozito bedeli mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ehil olmayan bilirkişi raporuna göre ve davalının depozito bedeline ilişkin takas ve mahsup talebi değerlendirilmeksizin hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir....
Kural olarak davalı kiracı kiralananın tahliye tarihine kadar olan kira ve aidat bedellerinden sorumludur. Davalı kiracı tarafından kiralananın anahtarı 15.07.2009 tarihli emanet tespit tutanağı ile .. 31.Noterliğine teslim edildiğine göre mahkemece bu emanet tespit tutanağının davacı kiralayana tebliğ tarihinin belirlenerek Temmuz ayı kira ve aidat bedellerinin bu tarihe kadar olan kısmına hükmedilmesi aksi halde davacının bildirdiği tahliye tarihi esas alınarak karar verilmesi gerekirken davalının Temmuz ayı kira ve aidat bedellerinin tamamından sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi davalının takas ve mahsup talebi ile ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmesi de doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....
İcra Müdürlüğü'nün 2015/1362 Esas sayılı dosyasına konu alacak ile takas mahsup edilmesine karar verilmesi talebinin de bulunduğu, buna göre dilekçe içeriğinden borçlunun talebinin 03.02.2015 tarihli müdürlük kararının iptali ve anılan icra dosyalarına ilişkin takas mahsup talebi olduğu anlaşılmaktadır. Takas mahsup talebi, İcra Müdürlüğü'ne yapılabileceği gibi İcra Mahkemesi'nden de istenebilir. Mahkemece işin esastan incelenip sonuçlandırılması ve yapılan değerlendirme yerinde olup yerel Mahkeme hükmünün onanması gerekirken bozulduğu anlaşılmakla borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmiştir....
TL değerinde mobilya aldığını, sonrasında davacının Serik Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ... D.iş sayılı kararı ile ...' ye devri ile fabrikaya giriş çıkışların yasaklandığını ve ... devam edilemediğini, ...'ye devir sonucunda fabrikanın giriş çıkışlarının yasaklanması sebebiyle ... devam edilememesinden dolayı alacağına karşılık olarak anlaşmadan borçlu olarak çıktığını, müvekkilin davacıdan alacaklı olduğunu, haklı olarak fatura bedelini ödemediğini, dolayısı ile temerrüt oluşmadığından takip öncesi faize, takip giderlerine ve işleyecek faize itiraz ettiklerini belirterek alacağından takas ve mahsubunu, davacının davasının takas sebebiyle reddini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı takip sebebiyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, takas ve mahsup talebi sebebiyle karşı davaların kabulünü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ......
Somut olayda, davalı davacının 2006 yılı Kasım ve ayları ile 2007 yılı Ocak ve Şubat aylarında doğum iznine ayrıldığını ve davacının bu aylarda çalışmadığını, davacının bu aylarda çalışmamasına rağmen bu aylarda davacının banka hesabına toplam 2.200 TL avans mahiyetinde para yatırıldığını savunmuş, buna ilişkin banka hesap ekstreleri ile sigortalı hizmet listelerini dosyaya sunmuş ve takas-mahsup talebinde bulunmuştur. Mahkeme, eldeki davanın kısmi dava olması, takas-mahsup talebinin açılacak ek davada tartışılması gerektiği gerekçesiyle talebi dikkate almamıştır. Her eda davası bir tespit hükmü içerdiğinden, davalının takas-mahsup talebi dikkate alınarak bir hüküm kurulması gerekirken hatalı bir değerlendirme ile takas-mahsup talebinin açılacak ek davada tartışılması gerektiği gerekçesiyle, takas-mahsup talebinin dikkate alınmaması bozmayı gerektirmiştir....
İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 17/06/2014 NUMARASI : 2014/467-2014/817 Borçlu vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; müvekkili aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde, takip dayanağı ilamın tehiri icra talepli olarak temyiz edildiğini, dosya borcunun teminat olarak yatırılarak tehiri icra kararı getirmek üzere kendilerine 60 günlük mehil verildikten sonra alacaklının talebi üzerine takas mahsup kararı verildiğini, takip durdurulduğundan ve dosya borcu teminat olarak yatırıldığından takasa konu olabilecek davalının başkaca bir alacağı kalmadığını beyanla 31.03.2014 tarihli takas mahsup kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, borçlu vekilince temyiz edilmiştir. İİK'nun 36. maddesi gereğince icra takip dosyasında borçlu lehine mehil verildiği görülmektedir....
Davacı yüklenici 28.05.2009 tarihli sözleşmeye dayalı akdi ilişki nedeniyle toplamda sözleşme içi ve dışı 19.947,18 TL'lik iş yaptığını buna karşılık kendisine sadece sözleşme bedeli olan 16.750,00 TL ödendiğini ileri sürerek sözleşme dışı yapılan işler bedeli 3.187,00 TL'nin tahsilini istemiş, davalı cevabında kendisi tarafından yüklenici aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2009/430 Esas sayılı davanın açıldığını, davada bedelden indirim yoluna gidilerek 4.600,00 TL'nin tahsiline karar verildiğini, irtibat nedeniyle davaların birleştirilmesi ve takas iddiasının değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. 2009/430 Esas sayılı dosyada verilen karar Yargıtayca onanmış ve karar düzeltme talebi de reddedilerek kesinleşmiş olduğundan davaların birleştirilmesi mümkün olmamış, eldeki davada mahkemece davalının takas-mahsup talebindeki alacak miktarı davacı tarafın talebindeki alacak miktarından fazla olduğundan takas-mahsup talebi nedeni ile dava reddedilmiştir....


