Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı-karşı davacı ... vekilin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- HUMK'nun 205. maddesinde düzenlendiği gibi takas ve mahsup talebi ile karşı dava ile asıl dava arasında irtibat bulunması halinde karşılık dava açılabilir. Somut olayda karşılık dava asıl davanın davacısından başka bir şahsa karşı açılmıştır. Yani açılan davayı karşılık dava olarak nitelendirmek mümkün değil ise de her iki dava aynı trafik kazasına dayalı olup aralarında HUMK'nun 45/3. maddesinde belirtildiği gibi sıkı irtibat vardır. Ve davaların birlikte görülmesi ve sonuca bağlanması usul ekonomisi yönünden zorunludur. Bu hale göre mahkemece işin esasına girilerek karşılık davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması gerektiği halde karar ittihazına yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir....
Sigorta A.Ş'nin sigortalısı, ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirtip, 3.022.000.000-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Karşı davalı ... vekili, husumete ve kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur. Karşı davalı ... ... Sigorta A.Ş. vekili karşı davacının takas ve mahsup talebi ile karşı davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İhbar olunan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili, davada taraf olmadıklarından haklarında karar verilmemesini istemiştir. Davalı .... vekili araçlarının Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine sigortalı olduğunu belirtmiştir. Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ... ......
Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir. Takasın defi olarak ileri sürüldüğü davada, takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacak, takas ve mahsup defi nedeni ile reddedilen miktar üzerinden ileri süren yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine karar verilecektir. Somut olayda, davalı vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesi ile davacının görev yaptığı bahçe büfe kantininde yapılan sayımlarda kasada toplam 21.000,00 TL açığa sebep olduğunun tespit edildiğini belirterek şirketin uğradığı bu zarar nedeni ile takas ve mahsup talebinde bulunmuştur. Mahkemece davalının bu konuda usulüne uygun dava açmadığı gerekçesi ile zarar iddiası konusundaki takas ve mahsup talebi değerlendirilmemiştir....
nın 641.md gereğince hesaplanan ayrılma akçesinden şirkete olan borcu düşüldükten sonra geriye kalan 496.264,69 TL ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsiline, davalının takas ve mahsup talebi kabul edildiğinden, karşı dava yönünden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı-karşı davalının istinaf talebinin kısmen kabulü, davalı-karşı davacının istinaf talebinin reddi ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 496.264,69 TL ayrılma akçesinin ilk derece mahkemesi karar tarihi olan 12/10/2016 tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalı-karşı davacıdan tahsiline, karşı dava kısmen kabul edilerek ayrılma akçesinden mahsup edildiğinden mahsup edilen kısım dışında kalan fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir....
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların davalıya ait emtianın taşınması konusunda yazılı taşıma sözleşmesi yaptıkları, taşımaya karşılık navlun bedelinin 3.000 USD olarak kararlaştırıldığı, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 781/son maddesi ve yerleşik uygulamalara göre ziya halinde zayi olan malın taşınması için ödenmesi gereken navlun bedeli istenemez ise de, taşıma sırasında malların hasar görmesi halinde taşıyıcı navlun bedeline hak kazanacağı, bu itibarla davalının navlun bedelini ödemekten kaşınmasının haksız olduğu, davalı her ne kadar malların hasarlı olduğunu ve hasar faturası tanzim edildiğini iddia etmiş ise de, davacının bu konuda usulüne uygun olarak harcını yatırarak açtığı bir davası bulunmadığı gibi, usulüne uygun olarak yapılmış bir takas ve mahsup talebi de bulunmadığı, davacı tarafın bu davada ayrıca 219,79 TL cari hesap alacağını da talep ettiği, davalının bu talebe açıkça bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle...
Mahkemece davalı (birleşen davanın davacısı) kiraya verenin takas ve mahsup talebi üzerinden durulmadan yazılı şekilde asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından asıl davaya ilişkin hükmün bozulması gerektiği gibi HUMK. nun 388/son fıkrası gereğince istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekirken mahkemece birleşen dava hakkında verilen kararın yukarıda belirtilen HUMK.nun 388/son fıkrasındaki hususları içermediği hüküm altına alınan alacağın hangi davalıdan tahsiline karar verildiğinin anlaşılamaması nedeniyle birleşen davaya ilişkin hükmün de bozulması gerekmiştir....
Somut uyuşmazlıkta, davalı cevap dilekçesinde takas mahsup talebinde bulunmuş ancak bu talepleri yönünden bir açıklama yapmamış, karşı dava olarak da takas ve mahsup işleminden sonra oluşan ve cevap dilekçesinde izah ettikleri alacak kalemlerini talep etmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, öncelikle davalı-karşı davacının asıl davaya yönelik takas, mahsup talepleri ile karşı davadaki talepleri (mahsup ve takastaki aynı talepler) yönünden açıklama istenmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2-Taraflar arasında 01.01.2004 tarihli sözleşmenin imzalandığı ve sözleşmenin 5 yıl süre ile geçerli olduğu konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, asıl davada sözleşmeye konu hizmetleri yerine getirip karşılığında fatura düzenlediğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini iddia etmektedir....
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, tarafların davaya konu taşınmazda 1/2 eşit payla malik oldukları, davalının taşınmazı 15.12.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiraya verdiği, davacıya kira bedelinden payına düşen hisseyi vermediği, bu konuda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, boşanma davasının kesinleştiği, 20.05.2008 tarihinden sonra ecrimisil istemeye hakkı bulunduğundan bu tarihten dava tarihine kadar bilirkişi kurulu tarafından hesaplanan ve davacının 1/2 payı karşılığı 31.100,77 TL ecrimisile karar verilmesi gerekriği, davalının takas ve mahsup talebi kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan bir alacak olduğundan ve hüküm altına alınan alacaktan fazla olduğundan karşı dava açılmadan istenemeyeceğinden talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir. 1....
Hükme esas alınan bilirkişi raporu usul, yasaya, yönteme ve yargıtay denetimine elverişli değildir. Bu konuda yapılması gereken iş yerinde tatbiki keşif yapılıp uygulama uzman inşaat mühendisi teknik bilirkişi olduğu halde sağlanmalı, sözleşmeler kapsamı inşaatın bütünü dikkate alınıp eserdeki eksik imalât kalemleri belirlenmeli, dava tarihi itibariyle serbest piyasa rayiçlerine göre bedeli saptanmalı sonucu dairesinde işlem yapılmalıdır. Öte yandan davalı 10.04.2006 tarihli yanıt dilekçesinde sözleşme dışı imalât yaptığını ileri sürmüş olup bu istemi takas mahsup mahiyetindedir. Takas ve mahsup talebi karşılıklı dava olarak ileri sürülebileceği gibi (HUMK. md. 204) Borçlar Yasası'nın 118. maddesi gereğince def'i yoluyla da ileri sürülebilir. Mahsup talebi ise yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın onayı gerekmeden ileri sürülebilir....
Noterliğine teslim edildiğine göre mahkemece bu emanet tespit tutanağının davacı ......layana tebliğ tarihinin belirlenerek ......... ayı ...... ve aidat bedellerinin bu tarihe kadar olan kısmına hükmedilmesi aksi halde davacının bildirdiği tahliye tarihi esas alınarak karar verilmesi gerekirken davalının ......... ayı ...... ve aidat bedellerinin tamamından sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi davalının takas ve mahsup talebi ile ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmesi de doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş ve mahkemece 03/03/2016 tarihli ara kararla bozma ilamına uyulmuştur. 1- Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar....


