Dava açıldığı halde takas ve mahsup yapılması doğru olmamıştır. Diğer yandan Dairenin dubleks yerine tripleks haline getirildiği tarih 2004 yılı olduğundan bu imalâtın bedeli 2004 yılı mahalli rayiçleriyle saptanıp KDV eklenmeden ve davacı talebi aşılmadan değerlendirilmelidir. 2005 yılında hesaplanması doğru bulunmamaktadır. Yine davada KDV hariç tutularak alacak talep edilmiş olup sonradan verilen dilekçeyle KDV tutarı da istenmiş ise de harcı yatırılmadığından KDV'ye hükmedilmesi kabul şekli itibariyle yerinde bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre takas mahsup yoluna gidilmeden her iki dava karara bağlanmalıdır. Eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür....
Bu durumda mahkemece; sözleşme konusu işlerde uzman bilirkişiden CD içeriğindeki işlerin taraflar arasında düzenlenen sözleşme konusu iş ile ilgili olup olmadığı ve sözleşme konusu iş ile ilgili olduğu tespit edilmesi halinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin götürü bedelli olduğu da gözetilerek gerçekleştirilen ve davacı yararına olan imalâtların fiziki oranını işin bütününe tespit ve bu fiziki oranın götürü bedele uygulanmak suretiyle hak ettiği iş bedeli hesaplattırılıp varsa iş sahibi alacağından düşülmesi gerekirken davalının takas mahsup talebi yönünden dayandığı giderlerin sadece bu sözleşme kapsamında yapılmış zorunlu giderler olduğu yönünde bir delil sunulmaması ve yapılan bir takım çalışmaların sözleşme ile varılan sonuca nazaran maddi bir değer taşıdığı yönünde somut delil ibraz edilmemesi nedeni ile takas mahsup isteminin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile reddedilmesi doğru olmamıştır. ./.. s.2 15.H.D. 2016/4172 2017/1090 Yerel mahkeme kararının bu gerekçe...
Mahkemesinin 13.12.2017 tarihli ve 2016/608 Esas, 2017/1109 Karar sayılı kararıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının fazla çalışma yaptığı, ... ... ve genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalıştığı ve bir kısım çalışma alacağı olduğu, davacının yıllık izin kullandığına ilişkin davacı tarafından imzalanmış belge bulunmadığından davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu gerekçeleriyle asıl dava ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, davalının takas talep ettiği alacağın henüz doğmadığı, taraflar arasındaki edimlerin özdeş olmaması, ortada muaccel bir alacağın olup olmadığının belli olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle takas koşullarının oluşmadığı değerlendirilerek davalıların takas-mahsup talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç ......
Bu durumda Mahkemece kiracı tarafından yapılan imalatın, imal tarihleri itibariyle değeri belirlenerek imalat bedellerinden yıpranma payı düşülmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 3-) Davalı kiraya veren, davacının kira borcunu ödemediğini belirterek 6.000 TL kira alacağı yönünden takas ve mahsup talebinde bulunmuştur. Davalının, takas-mahsup talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
, takas ve mahsup talepleri itiraz niteliğinde olduğundan, ödeme beyanı gibi, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir....
Mahkemece bu yönlerin gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi alacaklıların maddi hukukunu etkileyecek şekilde takas, mahsup yapma imkanlarını ortadan kaldırtacak şekilde tedbire karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle ...’ın temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 6.7.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi....
Alacaklardan biri, münazaalı olsa bile takas dermeyan olunabilir." hükmünü içermektedir. 6908 sayılı TBK'nın 139. maddesinin ilk iki fıkrasında da aynı yönde düzenlemeler yer almaktadır. Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi, terditli olarak beyan edilmesi de takasın şarta bağlandığı anlamına gelmemektedir. Takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak ta ileri sürülmesi olanaklıdır. Takas ve mahsup birbirinden farklı kavramlardır. Mahsupta, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacak mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunmaktadır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Mahsup itirazının karşı dava olarak ileri sürülmesine gerek olmadığı gibi, ayrı bir davada istenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır....
Tarafların ticari defterleri ve dosya kapsamında bulunan gümrük belgeleri ile diğer belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda mali müşavir ve gümrük uzmanı bilirkişilerden oluşan heyet tarafından hazırlanan raporda, alacağın dayanağını teşkil eden ürünün iki parti halinde ... ve ... kod numarası ile gönderildiği, ithalat işleminin davalı tarafından yapıldığı ancak iade edilen kusurlu ... ürün sebebi ile davalının katlanmak zorunda kaldığını beyan ettiği 12.310 USD tutarındaki masrafın takibe konu alacağa mahsup edilmek istendiği belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 139. Maddesinde “iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.” hükmü yer almaktadır. Takas, borcu sona erdiren sebeplerden biri olup, takas ile her iki borç da az olanı oranında sona erer....
in yaptığını ve satış bedelini davacının aldığını, aile arasındaki bu anlaşma ile ...'de bulunan taşınmazın mülkiyetinin tamamının davalıya kaldığını, taşınmazlardaki hakların takas edilerek mahsuplaşıldığını, müvekkilinin davacıya bir takım paralar verdiğini, ...'taki taşınmazın yıllar önce davacı adına tescil edildiğini belirterek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, aksi halde takas mahsup nedeniyle esastan reddine, takas ve mahsup defi nedeniyle reddedilen miktar üzerinden vekâlet ücreti ve yargılama giderine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde, cevap dilekçesinin yasal süre içerisinde verildiğini belirtmiş, cevap dilekçesindeki beyanlarını yinelemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2018 tarih ve 2017/425 Esas, 2018/23 Karar sayılı kararı ile 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 146....
-K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin, eşi ve oğlu ile birlikte ortak olduğu .... İnş. Taah. Müt. San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı kooperatifin inşaatını yaptığını, müvekkilinin oğlu ...un, kooperatife yaptığı harcamalar bulunduğunu, şirket hakediş ve oğlunun yaptığı harcamalar için açılan davalar bulunduğunu, buna rağmen ve mahsup talebi de reddedilerek, müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek, yönetim kurulunun 28 nolu 06.11.2000 tarihli çıkarma kararının iptaline, üyeliğin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının oğlu....'ın ve şirketin 2000/902 ve 2000/1067 Esas sayılı dosyalarındaki alacak-borç ilişkisi kanıtlanamadığı gibi, 3. kişilerin alacağının, takas-mahsup isteminde ileri sürülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir....


