Ancak 01/2017 Sözleşmeye istinaden Komisyon bedeli için hesaplamaya baz alınacak tarih fesih tarihi olan 13.07.2018 olduğu, böylece Davalının 10.05.2018-13.07.2018 tarihleri arasında, Sözleşme fesih olana dek Davacı Kayıtlarında yer alan sözleşme kapsamında düzenlediği fatura bedelleri toplamı olarak tespit edilen 1.348.761,42 USD bedelli hizmet faturaları toplamına isabet eden komisyon bedeli olan 134.876,14 USD’yi Davacı taraftan talep edebileceği yönünde kanaatimiz oluşmuş olup tespit edilen tutarların aşağıdaki tabloda detayları yer aldığı, neticeten Dosyaya mübrez önceki bölümlerde yapılan hesaplamalar çerçevesinde , Davacının icra takip tarihinde talep edebileceği bedelin 319.270,04 USD 1.604,80 Euro ve 4.138,20 TL olduğu, Davalının Takas Mahsup talebi karşılığında bu tutarın (319.270,04-134.876,14USD=) 184.393,90 USD olarak hesap edilebileceği ancak Davalının takas mahsup talebinin Sözleşme “DAVALI herhangi bir sebeple ...'...
Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.1994 tarih ve 1994/251-593 sayılı kararında da vurgulandığı üzere dar yetkili icra mahkemesinin yargılama usulü gözönünde tutulduğunda; takip hukuku bakımından takas ve mahsup iddiasının kural olarak: 1) Takasa konu alacağın, İİK.nun 68. maddesindeki belgelere dayalı bulunması, 2) Bu alacakla ilgili olarak icra takibinin yapılmış ve takibin kesinleşmiş olması, 3) Alacağın ilama bağlanması hallerinde icra mahkemesinde incelenmesi ve istemin sonuçlandırılması mümkündür. Bir başka anlatımla, BK.nun 118. maddesinde takas isteminin kabulü için öngörülen koşullar genel mahkemelerde görülmekte olan davalarla ilgili olup, icra mahkemesindeki takas talebi yukarıda yazılı koşullara göre değerlendirilmelidir....
Bu hale göre mahkemece davalıların süresinde yaptıkları takas ve mahsup talebi dikkate alınarak delillerin toplanması gerçek zararların belirlenmesi davalının uğradığı zararın kanıtlanması halinde mahsup işleminin yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalıların talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 24.4.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkeme de asıl alacak yanında karşı davadaki alacağın da mevcut olduğu ve bunun daha fazla olduğu sonucuna varırsa asıl davanın takas ve mahsup sonucu reddi ile karşı davanın fazla alacak miktarı yönünden kabulüne karar vermelidir. Ayrıca vekâlet ücreti ve ilâm harcının hesabında takas ve mahsup sonucu bulunan miktar esas alınmalıdır. Somut olayda mahkemece karşı dava yoluyla ileri sürülen takas ve mahsup talebi dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Bu nedenle Dairemizin 31.05.2007 gün ve 2006/893 Esas-2007/3687 Karar sayılı bozma ilâmının kaldırılması gerekmiştir. Ancak vekâlet ücreti ile karar ve ilam harcı hesabının takas ve mahsup sonucu bulunan miktara göre yapılması gerekirken, her iki talep yönünden ayrı ayrı yapılmış olması doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. Ancak mahkemece yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur....
Davalının bu savunması, Borçlar Kanununun 118. maddesi uyarınca takas-mahsup talebi niteliğindedir. Bu nedenle mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak, bu husustaki delillerinin toplanması ve sonucuna göre davacının alacağının tayini gerekirken, davalının takas def'i hakkında karar verilmeksizin, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm kurulması, isabetsiz bulunmuştur. 3-01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde (mülga HUMK’nun 388 ve 389. maddelerinde) belirtilen unsurları içeren, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösterir, infazda tereddüde yol açmayacak bir hüküm oluşturulması yasal gereği gözetilmeksizin, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde, iş bu davada tanık olarak dinlenmeyen ve davamız ile ilgisi olmadığı anlaşılan tanık beyanlarına yer verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir....
Takasın def'i olarak ileri sürüldüğü davada, takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacak, takas ve mahsup def'i nedeni ile reddedilen miktar üzerinden ileri süren yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine karar verilecektir. Davalı taraf davacı hakkında icra takibi yaptıklarını ve takibin kesinleştiğini, bu nedenle takas def'inde bulunduklarını belirtmiştir. Dosya kapsamında bulunan Söke 1. İcra Müdürlüğünün 2010/5092 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalının davacı hakkında ilamsız icra takibi yaptığı ve bu takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı tarih itibariyle takas ve mahsup talebi ilk itirazlardan olup, cevap süresi içerisinde ileri sürülmelidir....
iflas tarihinden önce ---- tutarındaki miktarların kredi sözleşmesinden kaynaklanan rehin-takas-mahsup haklarına ve İİK, TBK, TMK'nın amir hükümlerine istinaden 07/04/2016 tarihinde risklere mahsup edilmiş olup yapılan işlemin yasa ve usule uygun olduğu hususunda------ ---- davacı ------ altına alınan rehin, takas, mahsup haklarından oluşan mülkiyet haklarını bertaraf edecek şekilde yasanın amir hükümlerine, kamu güvenine ve HMK mad. 2 de yer alan iyi niyet kurallarına aykırı söz konusu talebi davacı bankaya ait olan bir hakkın kullanılmasının engellenmesi niteliğinde olup--- davacı bankaya ait bir hakkında özüne ilişkin karar ve müdahale yetkisinin bulunmadığını, davacı bankanın --- borçlu olmadığını, davacı bankanın --- hesaplarında bulunan---- ilişkin kullandığı takas ve mahsup hakkı İİK 200/1 ve Borçlar Kanunun 142....
İcra Müdürlüğü’nün 205/7604 sayılı dosya borcundan mahsup edilip bu konuda verilen karar kesinleştikten, İcra Müdürlüğünce de ...’nin dosya borcundan 20.800,00 TL’nin mahsubuna karar verildikten sonra, 20.800,00 TL alacak için ... tarafından borçlu ... aleyhine 04.05.2011 tarihinde başlatılan takibin haksız olduğu, ilam alacaklısı ...’nin takas ve mahsuba konu edilmeyen 20.800,00 TL’nin faizini ancak takip konusu yapabileceği, ilam tarihi 30.01.2007 tarihinden, takas ve mahsup karar tarihine kadar ki faizi talep edebileceği kabul edilmelidir. Mahkemece, dosya alacağının temliki takip ve İcra Mahkemesi'ne açılan davadan sonra olması nedeniyle, temlik alana tebliğat yapılıp davaya dahili sağlandıktan sonra bu esaslar çerçevesinde karar verilmesi gerekirken davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin temyiz talebi yerinde görülerek hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4....
Bölge Adliye Mahkemesi kararına gerekçe olarak gösterilen, davacının açmış olduğu takas ve mahsuba ilişkin, ... 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/637 esas ve 2018/302 karar sayılı sayılı kararın hüküm fıkrasında; “1-Davanın kabulüne, davacı ...'un ... 2. İcra Müdürlüğünün 2017/6696 esas sayılı dosyasındaki alacağı ve ... 8. İcra Müdürlüğünün 2017/6809 esas sayılı dosyasındaki borcu ile ilgili takas mahsup işlemi yapılmasına, takas-mahsup işlemi ... 2....
Davalı, davacının borçlarının tasfiyesi amacıyla davacı adına yaptığı harcama toplamının, davacının verdiği paradan daha fazla olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş; vekalet görevinden hariç olmak üzere davacının kendisine, icra takibine konu edilen 250.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı borcu olduğunu ileri sürerek takas mahsup talebinde bulunmuştur. Takas mahsup talebine konu edilen 250.000,00 TL lık bonodan dolayı davacının menfi tespit talebi bulunmadığı halde, dava konusu edilmeyen bir hususta, takas mahsup talebine konu edilen 250.000,00 TL bedelli bonoyu hükümsüz kılacak şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Hal böyle olunca mahkemece, takas mahsup talebinin koşulları oluşmadığından bahisle bu istemin reddine karar verilmesi gerekirken, talep dışına çıkılarak menfi tespit kararı içerecek şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir....


