KARAR Davacı vekili icra mahkemesine başvurusunda borçlunun itirazının haksız olduğundan bahisle itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunmuştur. Mahkemece tahliye süresi dolmadan icra takibine başlandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava tahliye taahhüdüne dayalı takipte tahliye istemine vaki itirazın kaldırılmasına ilişkindir. İİK 272/1 maddesi; “Mukavelename ile kiralanan bir gayrımenkulün müddeti bittikten bir ay içinde mukavelinin icra dairesine ibrazı ile tahliyesi istenebilir.” hükmünü içerir. Somut olayda davacı vekili taşınmazın 31.12.2015 tarihinde tahliye edileceği taahhüdünü içeren adi yazılı belgeye dayanarak 07.01.2016 tarihinde tahliye talepli icra takibi başlatmıştır. Bu durumda takip yasanın öngördüğü bir aylık süre içinde yapılmıştır. Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı doğru görülmemiştir....
Hukuk Mahkemesinde tahliye istemine ilişkindir. Davacı kiralayan ... İflas Kanunu’nun 269. maddesi gereğince altı ay içinde ... mahkemesinden tahliye isteyebileceği gibi ... takibi temerrüt ihtarı olarak kabul edilerek genel mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesinden de tahliye isteyebilir. Davacı Borçlar Kanunu'nun 260. maddesinde düzenlenen temerrüt nedeniyle ... Hukuk Mahkemesinden tahliye istemiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın ... ... Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 21, 22 ve 23 (HUMK.’nın 25 ve 26) maddeleri gereğince ... ... Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 03.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İİK.’nun 269/1 maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken Borçlar Kanunu’nun 260. maddesinde yer alan otuz günlük ödeme süresi beklenilmeden tahliye isteminde bulunulamaz. Bu durumda mahkemece tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tahliye kararı verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin kısmının ONANMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle hükmün tahliyeye ilişkin bölümünün BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene iadesine 30.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın 9.870-TL kira alacağı ve işlemiş faiz üzerinden kaldırılmasına, kiralananın tahliyesine karar verilmesi üzerine karar davalı borçlu vekili tarafından temyiz olunmuştur. 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre, davalı borçlu vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı borçlu vekilinin tahliyeye yönelik temyiz itirazına gelince; Davacı alacaklı tarafından 19.11.2013 tarihinde başlatılan icra takibi ile düzenlenen takip talepnamesinde tahliye istemi bulunmamaktadır. Tahliye istemi bulunmadığı halde icra müdürlüğünce borçluya ihtarlı ödeme emri tebliğ olunması alacaklıya tahliye açısından bir hak vermez. Bu nedenle açılan davada davacı-alacaklının tahliye istemi dinlenmez....
Davalının takibe itiraz etmesi üzerine davacı tarafca itirazın kaldırılması ve tahliye istemli dava; İİK.nun 269/1 ve Türk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesi uyarınca yasal otuz günlük süre beklenmeden 25.02.2015 tarihinde açılmıştır. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre beklenmeden, icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunulamaz. Bu yönden mahkemece tahliye isteminin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile tahliye kararı verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenle itirazın kaldırılmasına ilişkin kararın ONANMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenle tahliyeye ilişkin kararın BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına, 24.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı tarafından davalı hakkında tahliye taahhütnamesine dayanılarak başlatılan icra takibine davalının süresinde itiraz etmesi üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur. Mahkemece onbeş günlük tahliye için verilen süre beklenmeden dava açıldığından davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı 21.1.2009 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 7.3.2008 noterden düzenleme tarihli ve 19.1.2009 tahliye taahhüt tarihli taahhütnameye dayanarak davalının tahliyesi isteminde bulunmuştur. Davalı süresinde icra müdürlüğüne yapmış Olduğu itirazında kira sözleşmesinin 11.6.2008 tarihinde yenilendiğini ve tahliye için 11.6.2009 tarihinin tespit edildiğini savunmuş ve 11.6.2008 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi ibraz etmiştir. Ancak bu kira sözleşmesinde davalının taraf olmadığı görülmüştür. Örnek 14 icra emrinde belirtilen onbeş günlük süre dava süresi değildir....
Takip talepnamesi bulunmadığı halde icra dairesince borçluya örnek 13 ödeme emri düzenlenerek gönderilmesi alacaklıya tahliye yönünden bir hak sağlamaz. Zira icra müdürlüğü takip talebiyle bağlı olup talebin dışına çıkılarak ihtarlı ödeme emri düzenlenmesi tahliye açısından hukuki sonuç doğurmaz. Hukuki sonuç doğurmayan ödeme emrine dayanarak tahliye kararı verilemez. Davacı alacaklının icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunabilmesi için takip talepnamesinde tahliye talebinin bulunması zorunludur. Mahkemece bu husus kendiliğinden gözetilerek tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tahliyeye karar verilmesi doğru değildir....
Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak itirazın iptali ve tahliye istendiği, mahkemece, itirazın iptali ve takibin devamı yönünde hüküm tesis edildiği, kararı dosyaya sunarak tahliye isteyen alacaklının talebinin, icra müdürlüğünce, kararda tahliye yönünde hüküm kurulmadığı gerekçesiyle reddedildiği, alacaklının aynı konuda icra mahkemesine yaptığı şikayetin de mahkemece reddine karar verildiği görülmektedir. İİK'nun 269 ve takip eden maddelerine göre yapılan kira alacağının tahsili ve temerrüt halinde tahliye isteğini havi takipte, itirazın iptali için açılan davada, mahkemece verilen takibin devamına ilişkin hüküm, takipte yer alan tahliye talebinin de kabul edildiği anlamını taşımaktadır. O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Itirazın kaldırılması ve takibin devamı isteği, tahliye isteğini kapsamadığından davacı alacaklının tahliye isteğinin de bulunduğu kabul edilemez. Mahkemece itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ayrıca tahliyeye de karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile kararın alacak yönünden ONANMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile kararın tahliye yönünden BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına 21.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili icra mahkemesine başvurusunda haksız itirazın kaldırılması ile tahliye talebinde bulunmuştur. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece borçlunun ödeme emrine itirazda bulunmadığı, takibin kesinleşmiş olduğu gerekçesi ile davanın redddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Davacı vekili 19.01.2016 tarihinde başlattığı icra takibi ile kira süresinin bitmesi nedenine dayalı olarak tahliye talep etmiştir. Tahliye emri 23.01.2016 tarihinde davalı borçluya tebliğ edilmiştir....


