WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

13/05/2014 tarihli yazı ile kiralananın tahliye edilmesini bildirdiklerini, ayrıca davacı hakkında tahliye davası açıldığını, tahliye davası açılmasının bile tek başına fesih iradesini gösterdiğini beyanla davanın reddini istemiştir....

Mahkemece, peşin olarak ödenen kira parasının tahliye tarihinden sonraki kısmının kiralayana iade edileceğine ilişkin sözleşmede her hangi bir hüküm bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında 01.08.2011 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin özel koşullar 16.maddesinde; “kiracı taşınmazı bir yıllık dönem içinde tahliye etmek istediği takdirde tahliye tarihinden Biray önce kiralayana haber vermek zorundadır. Söz konusu tahliyeden dolayı kiracıdan tahliye tarihinden sonraki yıllar için kira bedeli, tazminat ve benzeri istenemez…..” hükmü yer almaktadır. Davacı kiracı 04.11.2011 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile kiralananı tahliye edeceğini davalılara bildirmiş ve bu doğrultuda kiralananı 20.12.2011 tarihinde teslim etmiştir. Sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesi gereği taraflar sözleşme hükümlerine uygun davranmakla yükümlüdürler....

Davalı ise 10.07.2005 tarihinde verdiği adi yazılı tahliye taahhütnamesi ile bir süredir kiracısı olduğu taşınmazı 10.12.2005 tarihinde tahliye etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Kira sözleşmesinde belirtilen kiralayan sıfatı, kira parasının kimlere ne şekilde ödeneceğine ilişkin düzenleme, tahliye taahhütnamesinin Mehmet mirasçılarına verilmesi ve sözleşmenin özel 10. maddesi karşısında kiralananın Mehmet mirasçılarının tamamı tarafından kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesine göre kiraya veren Mehmet mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılması, yine tahliye davasının da tüm kiralayanlar tarafından açılması gerekir....

Davalı vekili 2010 yılı Nisan ayında tahliye ettiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili 27.07.2011 tarihli duruşmada taşınmazın tahliye edilmediğini bildirmiştir. Davalı tahliyeyi kanıtlayamamıştır. Ancak mahkemece davalının tahliye konusundaki beyanına itibar edilerek tahliye yönünden hüküm kurulmamış ise de tahliye tarihi tespit edilmemiştir. Davacı hükmü tahliye yönünden temyiz etmediğinden en geç karar tarihi itibariyle kiralananın tahliye edildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece davacının yeniden beyanına başvurulup, tahliye tarihi tespit edilerek dava tarihine kadar kira borcundan sorumlu olduğu gözetilerek işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....

Davalı, mecurun tavanının akmaya başlaması duvarlarından aşırı derecede su sızması nedeni ile davacı kiralayanın bilgisi dahilinde 02.02.2009 tarihinde tahliye ettiğini, anahtarı da, davalının temsilcisi emlakçıya teslim ettiğini, tahliye ettiği döneme kadar olan kira parasını ve aidat borçlarını ödediğini, tahliyeden sonraki dönemin ise kendisinden talep edilemeyeceğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı kiracının tahliyesinin haklı sebebe dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 15.06.2008 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi ve tahliye tarihi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır....

Davacı vekili dava dilekçesinde de, tahliye emrinde tahliyesi istenen yer her ne kadar “Kooperatif Merkez Yönetim Binası” olarak gösterilmiş ise de bunun maddi hatadan kaynaklandığını, kiralanan ve tahliyesi istenen yerin “Kargo Terminal otopark alanında bulunan 224 m2 yüzölçümlü alan” olduğunu, kira sözleşmesinin 4.2 ve 4.3 maddeleri uyarınca kiracının sözleşme imzalanırken, sözleşmenin 31.05.2013 tarihinde sona ermiş sayılacağını ve alanı tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, davalı kooperatife kira sözleşmesine konu alanı tahliye ederek boş olarak teslim etmesinin bildirildiğini, buna rağmen kiralananın tahliye edilmediğini, bu durumda sözleşmenin uzadığının da ileri sürülemeyeceğini bildirerek İİK’nun 272.maddesi uyarınca davalının itirazının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir....

Hava Limanındaki Charter terminali gelen yolcu karşılama holünde bulunan büfeyi 22.1.1996 tarihli kira sözleşmesi ile davalı idareden kiraladığını, büfeyi kullanırken davalının kira ve masraflardan payına düşen miktarda ödemediği gerekçesiyle aleyhine icra takibi yaptığını ve bilahare tahliye davası açtığını tahliye davasının reddedilerek kesinleştiğini, davalının açtığı bu davalar ile kendisini sindirerek tahliye etmeyi amaçladığını ve 1999 yılı eylül ayında büfeden zorla tahliye edildiğini ve tahliye tarihinden bu yana büfeyi çalıştıramadığı için kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 20.000,00 YTL maddi tazminatın ödetilmesini talep etmiştir....

Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.05.2015 tarihinde başlatılan icra takibi ile davalı kiracı hakkında kira sözleşmesinin sona ermiş olduğu gerekçesine dayalı tahliye talebinde bulunduklarını, kiracının haksız olarak tahliye emrine itiraz ettiğini, dilekçesinin ekinde sulh hukuk mahkemesine açmış oldukları kira tespit davasının reddine dair kararı, noterden çekmiş oldukları tahliye ihtarını sunarak kira sözleşmesinin uzatılmadığını, taşınmazın çatılı iş yeri vasfında olmadığını bildirerek itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı, davacı ile aralarındaki kira sözleşmesi süresinin uzatıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur....

Davalılar, davacının protokol hükümlerine göre iki türlü tahliye tarihinin karalaştırıldığını, ancak kiracının 30.8.2013 tarihinde tahliye etmeyince, kiracı ile temasa geçilerek kendisine maddi menfaat temin edildiğini, 50.000 doların kiracıya ödendiğini ve bu şekilde tahliyeyi sağladıklarını, tahliye tarihi 11.9.2013 tarihine kadar otelde kalmak zorunda kaldıklarını ve zarara uğradıklarını bu nedenle bakiye satış bedelinin ödeme koşullarının oluşmadığını savunmuş ve mahkemece de, kiracının 30.8.2013 tarihine kadar tahliye etmemesi halinde satış bedeli bakiyesinin ödenmeyeceğine ilişkin olan kararlaştırmanın ceza-i şart niteliğinde olduğu ve tenkis edilmesi gerektiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir....

Asliye Ceza Mahkemesinin 06/09/2018 tarihli ve 2018/231 değişik iş sayılı kararı ile 02/09/2018 tarihinden itibaren şartla tahliye edilmesini müteakip, sanığın bihakkın tahliye tarihi olan 25/06/2019 tarihinden önce denetim süresi içinde 04/09/2018 tarihinde kasıtlı suç işlediği ve hapis cezasına mahkum olduğu gerekçesiyle, şartla tahliye kararının geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 04/09/2018 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 25/06/2019 arasındaki sürenin aynen infazına ilişkin ... 2. İnfaz Hâkimliğinin 05/11/2020 tarihli ve 2020/2911 Esas, 2020/3014 sayılı kararı ile ilgili olarak; Hükümlünün ... 11....

UYAP Entegrasyonu