Davacı kiracı kiralananı 08.04.2013 tarihinden önce tahliye ettiğini savunmuş ise de anahtar teslimini yukarıda ilke kararında yazılı olduğu şekilde kanıtlayamamıştır. Bu durumda davalı kiralayanın 20.06.2013 olarak bildirdiği tahliye tarihine itibar edilmesi gerekir. Kira sözleşmesinin hususi şartlar 8. Maddesi "Kiracı kiralananı boşaltmak istediği takdirde bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmek zorundadır" hükmünü içermekte olup, taraflar bu özel hüküm ile erken tahliye halinde yoksun kalınan kira kaybını bir ay olarak sınırlamışlardır. Davacı kiracı sözleşmede kararlaştırılan bir aylık feshi ihbar koşuluna uymadan kiralananı erken tahliye ettiğine göre mahkemece davacının tahliye tarihine kadar olan kira bedeli ile tahliye tarihinden itibaren bir aylık makul süre kira parasından sorumlu olduğu gözetilmeden ikinci yıl kira bedelinin tamamından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmadır....
Alacaklı kiraya veren, borçlunun itirazı üzerine icra mahkemesinden "tahliye" istemeden, yalnız "itirazın kaldırılmasını" isteyebilir. İcra mahkemesinin itirazın kaldırılmasına ilişkin kararından önce ya da sonra alacaklı kiraya veren buna dayanarak kararın kesinleşmesinden itibaren icra mahkemesinden borçlu kiracı hakkında tahliye davası açabilir. Bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Ancak bu gibi hallerde tahliye davasının hangi tarihten başlayarak ne kadar sürede açılması gerektiği hususu önem kazanmaktadır. Şayet itirazın kaldırılması davası devam etmekte ise tahliye davası yargılama devam ettiği sürece her zaman açılabilir. Eğer itirazın kaldırılması kararı kesinleşmiş ise bu takdirde tahliye davası itirazın kaldırılması kararının kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde açılmalıdır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve Tahliye İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili, dava dilekçesinde, tahliye taahhüdüne dayalı olarak yapılan takip nedeniyle, İİK.nun 272.maddesi gereğince düzenlenen tahliye emrinin davalıya 20.03.2011 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı kiracının takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının kaldırılmasını ve kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı, icra takibindeki itirazını, yargılama sırasında da yineleyerek, kiralananın 25.02.2010 tarihinde satıldığından, eski malik kiralayanın tahliye taahhütnamesine dayanarak takip yapamayacağını bildirerek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Davacı vekili, davalı hakkında kira bedelinin tahsili için tahliye istemli icra takibi yapmış, borçluya ör:13 ödeme emri 16.1.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarlı ödeme emrinde otuz günlük yasal ödeme süresi verilmiştir. İ.İ.K. 269/1. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken T.B.K.’nun 315. maddesindeki otuz günlük süre beklenilmeden 8.2.2012 tarihinde açılan dava ile tahliye isteminde bulunulmuştur. Bu durumda mahkemece, tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliye yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) No’lu bentte yazılı nedenlerle hükmün alacağa ilişkin kısmının ONANMASINA, yukarıda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün tahliyeye ilişkin kısmının BOZULMASINA, onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı dava dilekçesinde, davalının aleyhine yapılan icra takibine itirazının haksız zaman kazanmaya yönelik olduğunu belirterek itirazın kaldırılmasını istemiş, tahliye isteminde bulunmamıştır. HMK.nun 26. maddesine göre "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla ondan fazlasına veya bir şeye karar veremez". Davacı vekilinin 21.05.2015 tarihli celsede tahliye talepleri olduğunu beyan etmesi tahliye davası açıldığı anlamına gelmez, tahliye için harç yatırılmamış olması da bu durumu doğrulamaktadır. Tahliye talebi olmadan tahliye kararı verilmesi doğru değildir. Kabule göre de; davalı borçluya ödeme emri 07.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, dava da temerrüt için gerekli 30 günlük süre geçmeden 26.01.2015 tarihinde açılmış olmasına rağmen tahliye kararı verilmesi doğru değildir....
İcra Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R – Dava, tahliye işleminin iptali istemine ilişkindir. Kadıköy 5. İcra Hukuk Mahkemesince, Beyoğlu İcra Müdürlüğünce gönderilen tahliyeye ilişkin talimat yazısının genel nitelikte olmadığını belirterek, bu nitelikteki tahliye ile ilgili şikayetin asıl icra dairesinin bağlı olduğu İcra Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Beyoğlu 3. İcra Hukuk Mahkemesi ise, görevli mahkemenin talimat İcra dairesinin bağlı bulunduğu İcra Hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Tahliye taahhüdüne dayalı ilamsız icra takibinin kesinleşmesi üzerine tahliye işleminin gerçekleştirilmesi için asıl İcra Müdürlüğünce taşınmazın bulunduğu talimat İcra Müdürlüğü olan Kadıköy 6....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye-Alacak Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava temerrüt nedeniyle tahliye ve 3625 TL kira alacağının tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına,toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davalı borçlunun alacak istemine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı kiralayan, 4.5.2011 günlü takip talebiyle ödenmediğini iddia ettiği 3875 TL kira alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır. Takip talepnamesinde tahliye isteği bulunmamaktadır....
Davacı vekili, davalı hakkında kira bedelinin tahsili için tahliye istemli icra takibi yapmış, borçluya ör:13 ödeme emri 03.01.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarlı ödeme emrinde otuz günlük yasal ödeme süresi verilmiştir. İ.İ.K. 269/1 maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken B.K.’nun 260. maddesindeki otuz günlük süre beklenilmeden 25.01.2011 tarihinde açılan dava ile tahliye isteminde bulunulmuştur. Bu durumda mahkemece, tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliye yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) No’lu bentte yazılı nedenlerle hükmün alacağa ilişkin kısmının ONANMASINA, yukarıda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün tahliyeye ilişkin kısmının BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına 29.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı, davalı aleyhine 09.05.2008 tarihinde başlatılmış olduğu haciz ve tahliye istekli icra takibinde, Nisan 2008 ayı kira bedelinin ödenmemesi sebebiyle, kira sözleşmenin 7. maddesindeki muacceliyet koşulu uyarınca, dönem sonuna kadar muaccel olan dokuz aylık toplam 22.500.00.-YTL'nin tahsilini istemiştir. Davalı, borcu bulunmadığından bahisle takibe itiraz etmiştir. Davacı dava dilekçesinde kiralananın 12.06.2008 tarihinde tahliye edildiğini bildirerek itirazın kaldırılması ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece hükmüne uyulan Daire bozma kararında; kiralananın 12.06.2008 tarihinde tahliye edildiği kabul edildiğine göre mahkemece tahliye tarihine kadar olan kira miktarı hesaplanarak bu miktar üzerinden isteğin kabulüne karar verilmesi, tahliye tarihinden sonraki kira bedelinin yargılamayı gerektirdiğinden söz edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir....
Yine 2.12.2013 düzenleme ve 1.5.2014 tahliye tarihli tahliye taahhütnamesi davalı tarafından imzalanmış ve imzası inkar edilmemiştir. Kira sözleşmesini başlangıcında kira bedeli belirlenmese dahi tahliye taahhütnamesinde tahliye edeceği tarihe kadar olan bütün kira borcunu ödeyeceğini de taahhüt etmiştir. Kira sözleşmesinde salt kira bedelinin gösterilmemiş olması sözleşmenin kurulmadığı anlamına gelmez. Bu durumda davacının geçerli olan tahliye taahhütnamesine göre icra takibi başlatmasında ve dava açmasında bir usulsüzlük bulanmamaktadır. Mahkemece işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır....


