Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır....
Asıl davada davalılar vekili, müvekkilleri arsa sahipleri tarafından kısmen imal edilen inşaatın tamamlanması ve her türlü işin ifası için davacı yüklenici ile sözleşme imzaladıklarını, sözleşme öncesinde yapı denetim firmasından rapor alındığını, sözleşmeye göre inşaatın 31.05.2006 tarihinde teslim edileceğini, güçlendirme yapılacağının sözleşmede yazılı olduğunu ve yüklenici tarafından bilindiğini, teslim tarihi geldiği halde işin tamamlanmaması üzerine müvekkillerince 19.02.2007 tarihinde ihtar çekildiğini, mahkemece yapılan keşif neticesinde inşatın hiç ilerlemediğinin tespit edildiğini, yüklenicinin işi terkettiğini, bunun üzerine sözleşmenin feshedildiğini, başka bir yüklenicinin işe başladığını, davacının feshe karşı çıkmadığını savunarak, davanın reddini istemiş; karşı davasında ise sözleşmenin feshinin tespitine, bu kabul edilmez ise sözleşmenin feshine karar verilmesini talep etmiştir....
Sayılı kararı ile "sözleşme ile belirlenen cezai şart tacirin mahfına sebep olacağı, davacının ekonomik durumu, yargılamaya konu eylem nedeni ile davacının sağladığı menfaat göz önünde bulundurulduğunda cezai şarttan indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle cezai şarttan %50 oranında indirim yapılarak, davacı hakkında cezai şartın 96.702,40 TL olarak uygulanmasına karar verilmiş ise de; taraflar için bağlayıcı olan protokol ile açıkça yukarıda izah edilen şekilde cezai şart düzenlenmiş olup, basiretli tacir olan davacının protokol hükümlerine uymak zorunda olduğu ve imzalanan protokolun kendisi açısından bağlayıcı olduğu gözetilmeden mahkemece 6098 sayılı Borçlar Kanunu 182/3. maddesi hükmüne atıf yapılmak suretiyle, cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle indirim yapılması hatalıdır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin aynen ifası ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı yüklenici ....Şti vekili, taraflar arasında düzenlenen ... 5....
Böyle bir talebin hukuki dayanağı ise taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde yer alan hükümler olacaktır. Bu talebin kabulü halinde, mahkemece kurulacak hüküm ise borçlunun yerine getirmediği sonuç edim yerine geçer. Fakat, gerek bu gibi bir istekle, gerekse tazminat talebiyle mahkeme önüne gelen alacaklının sözleşmenin ifası aşamasında kusurunun bulunmaması, hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen borçlunun, borçlu temerrüdü içinde olması gerekir. Dolayısıyla hem nama ifa talebinin, hem de tazminat isteminin değerlendirilmesinde davacının kusur durumunun incelenmesi öncelik kazanmaktadır....
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, iş akdinin feshedildiği tarih ile sözleşmenin bitim tarihi gözetilerek 05.12.2013-02.09.2014 tarihleri arası için bakiye süre ücret alacağı hesaplanmış, davacının başka bir işyerinde işe girişinin bulunduğu belirtilmek suretiyle hizmet döküm cetvelindeki PEK dikkate alınarak elde ettiği kazanç miktarı olarak kabul edilen miktar mahsup edilmiştir. Ancak, indirim konusunda yeterli ve gerekli araştırmalar yapılmadan bakiye süre ücreti yönünden hüküm kurulmuştur. Yukarıda belirtilen T.B.K. 408. maddesine göre bakiye süre ücret alacağı yönünden indirim hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir....
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, iş akdinin feshedildiği tarih ile sözleşmenin bitim tarihi gözetilerek 05.12.2013-02.09.2014 tarihleri arası için bakiye süre ücret alacağı hesaplanmış, davacının başka bir işyerinde işe girişinin bulunduğu belirtilmek suretiyle hizmet döküm cetvelindeki PEK dikkate alınarak elde ettiği kazanç miktarı olarak kabul edilen miktar mahsup edilmiştir. Ancak, indirim konusunda yeterli ve gerekli araştırmalar yapılmadan bakiye süre ücreti yönünden hüküm kurulmuştur. Yukarıda belirtilen T.B.K. 408. maddesine göre bakiye süre ücret alacağı yönünden indirim hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir....
Mahkemece,asıl davanın reddine,birleşen davanın kısmen kabulü ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-... Elektrik A.Ş sayaçların değiştirilmesi sayaç endekslerinin okunması gibi işlemlerin yapılması işini dava dışı ... Ltd Şti ile yaptığı sözleşme ile bu şirkete bırakmıştır. Dava dışı ... Ltd Şti’nin elemanı olan diğer 2007/7306-12363 davalıların ise, elektrik sayacının mühürlenmesi ve bu işlem sırasında olaya sebebiyet vermeleri yapılan işin davalı ... Elektrik A.Ş adına ve onun verdiği yetkiyle yapıldığı, taraflar arasında ve dosya kapsamı ile çekişmişe konusu değildir.Öyle olunca görev ifası sırasında yapılmış olan zarar ve ziyandan asıl ... sahibi olan ......
Hükme esas alınan tazminat raporunda %20 müterafik kusur indirimi yapılarak tazminat miktarı belirlenmiş, mahkemece bulunan miktar üzerinden yeniden müterafik kusur indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece 2 kez aynı sebeple indirim yapılması doğru bulunmamıştır. 3-Ceza dosyası içeriğinden ve dosyadaki diğer verilerden davalı sürücü ile müteveffanın akraba oldukları anlaşılmaktadır. Yakın akrabaların taşınması ahlaki bir ödevin ifası kapsamında olup, belirlenen tazminattan hatır taşıması indirimi yapılamaz. Mahkemece hatır taşıması indirimi yapılmaksızın tazminat belirlenmesi gerekirken belirtilen gerekçe ile eksik tazminata hükmedilmesi isabetli olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve davalı ...'...
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesi (6762 sayılı TTK'nun 1290. maddesi) ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, "sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir. Sözleşmenin her iki tarafı da sözleşmenin diğer yanının hak ve menfaatlerini gözetip korumak ve bu konuda her türlü önleyici tedbiri almak zorundadır....


