Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan muarazanın giderilmesi, sözleşmenin feshinin geçersiz olduğunun tespiti ile aynen ifası, tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır....
Sözleşmenin 17.06.2003'de feshedilmesi ve işin 27.03.2003 tarihinde başka bir yükleniciye verilmesi üzerine davacı feshin haksızlığının tespitiyle akdîn ifasının temini amacıyla Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/434 E. sayısında açılan dava sonunda akdin feshedilmediğine karar verilmiş ve bu karar 08.02.2007'de kesinleşmiştir. Davacı yüklenicinin arsanın kendisine teslimi ve akdin ifası amacıyla yaptığı icra takibinde şikayet hakları kullanılarak icra hakimliğine başvurulmuş ise de akdin ifası yolunda icra müdürlüğünün işlem yapması gerektiği yargılama sonucunda belirlenmiştir. Davacı yüklenici bu aşamada davalının fesih iradesi yok iken ve icradaki şikayete ilişkin yargılama süreci devam ederken eldeki davayı açmıştır. Yani akdi kendisi feshetmiştir. Davalının icra işlemlerine karşı koyması yasal bir hak olup fesih iradesi olarak yorumlanması mümkün değildir....
Somut olayda, borçlunun teslimdeki temerrüdüne rağmen, alacaklı (davalı arsa sahibi) temerrüde düşen yükleniciye münasip bir mehil vererek Borçlar Kanununun 106. maddesindeki seçimlik hakkını akdin icrasından ve teehhürü sebebiyle zarar ve ziyan talebi, veya bu talepten vazgeçerek akdin feshi doğrultusunda değil, tam aksine gecikmiş ifayı talep ve bundan dolayı tazminat isteme doğrultusunda kullanmış, geciken ifayı beklemiştir. Seçimlik hakkını borcun ifası doğrultusunda kullandığı belirgin olan davalı seçimlik cezayı isteyemeyeceğinden, davalı arsa sahibinin sözleşmenin 50. maddesindeki cezayı talep etmesi ve bu hükümden yararlanarak çekişme konusu bağımsız bölümler mülkiyetini hak sahiplerine vermemekte direnmesi yasaya ve sözleşme hükmüne, eserin tamamlandığı (yapıya 17.12.2007 tarihinde oturma izni alındığı) da gözetildiğinde dürüstlük kurallarına uygun düşmez....
Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir. Somut olayda; cezai şarttan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 161/son maddesi (6100 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ise 182/son maddesi) gereğince takdiri indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/9-759 Esas 2005/9 Karar ve 02/02/2005 tarihli bir kararında da belirtildiği gibi davalının tacir oluşu cezai şarttan hakkaniyet indirimi yapılmasına engel değildir. Bu itibarla kararın bozulması gerekmiştir F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, yolcu olan davacının hastane raporuna göre beden gücünü %10 oranında kaybettiği, tedavi giderlerinin sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunmadığı, hatır taşıması nedeniyle %25 oranında indirim yapıldığı, davalının yargılama sırasında 21.09.2012 tarihinde 26.452 TL ödeme yaptığı, bu halde davacının talep edebileceği maluliyet tazminatı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1)Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı ... şirketi, davacının yolcu olduğu aracın trafik sigortacısıdır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK’nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır....
Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işçinin, sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir araştırılmak suretiyle işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da ... arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak bakiye süre ücreti talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda bozma kararı, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne ile bakiye süre ücreti tutarında tazminat ve ücret alacağının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1....
Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Asıl dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan nama ifaya izin ve yetki verilmesi, olmadığı takdirde tazminat; karşı dava ise sözleşmenin feshi, tapudaki şerhin terkini, maddi-manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl davanın reddine, karşı davanın sözleşmenin feshi, terkin ile ıslah dilekçesi de gözetilerek maddi tazminat talebinin kabulü ile manevi tazminat talebinin reddine dair verilen karar, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Somut olayda, davacı kaleci antrenörü olarak belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edilmiş olup; iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmadan feshedildiği gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshedildiği tarih ile sözleşmenin bitim tarihi gözetilerek 1 yıl 3 ay 19 gün karşılığı hak kazandığı ücret miktarı, bakiye süre ücreti tutarı tazminat alacağı olarak hüküm altına alınmıştır. Ancak, indirim konusunda gerekli araştırmalar yapılmadan bakiye süre ücreti tutarı tazminat yönünden hüküm kurulmuştur. Yukarıda belirtilen 6098 sayılı Kanunun 408. maddesine göre bakiye süre ücreti tutarı tazminat alacağı yönünden indirim hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir....
Bir borç ilişkisi nedeniyle bir hakkın kullanılması ya da borcun ifası için yardımcı kullanan kişinin, borcun ifası ya da hakkın kullanılması sırasında diğer tarafa verdiği zarardan doğan sorumluluğu ise BK'nun 100. (TBK.nun 116.) maddesinde yer alan "İfa yardımcısının fiilinden sorumluluk" olarak kabul edilmiştir. Yardımcı kişinin eyleminden kaynaklanan sorumluluğun, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanması nedeniyle, borçlunun, zarar gören alacaklı karşısındaki sorumluluğunun zamanaşımı süresi sözleşmeden doğan borçlara ilişkin BK'nun 125. (TBK'nun 146.) maddesi gereğince 10 yıldır. Davalı üretici firma ile tüketici (davacı) arasında malın satın alınması ile o malın en iyi biçimde bakım ve onarımının yapılması konusunda bir sözleşmenin kurulmuş olduğu görülmektedir. Sözleşme ile malı satın alan kişinin bu konudaki talebinin üretici firmanın yetkili kıldığı servis eliyle yerine getirilmiştir....
"İçtihat Metni"Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Aycan Yeşilyurt geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan edimin ifası sırasında meydana gelen kazadan doğan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir....


