WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

nın şubede 1.500 gr altın bulunan altın hesabında bakiye olmadığını beyan ederek şikayetçi olması üzerine banka nezdinde yapılan soruşturma sonucunda 07.03.2012 tarihli banka soruşturma raporunun düzenlenmesi ve banka vekili tarafından yapılan suç duyurusu üzerine sanık hakkında dava açıldığı anlaşılmıştır. 2.Sanığın suç tarihinde servis yetkilisi ve yönetmen yardımcısı unvanlarında bireysel müşteri ilişkileri yetkilisi olarak görev yaptığı, 06.08.2010 ile 07.10.2011 tarihleri arasında mudi ...'nın altın hesabından farklı tarihlerdeki 6 işlemle altın satış işlemi yapılarak mudiye ait mevduat hesabından imzalı tediye fişleriyle hesaptan 132.070,00 TL çekildiği, mudi ...'...

a ait ATM kartını ve nüfus cüzdanını çaldığı, sanığın bu kredi kartları ile değişik yerlerden ev eşyası ve altın satın aldığı, sonraki tarihte, sanık ile karşılaşan katılan ...'ın sanıktan nüfus cüzdanı ve kredi kartlarını geri aldığı, sanığın mahkeme masrafı adı altında katılandan 2.000 TL aldığı, 2005 yılı Aralık ayı içerisinde de tüm borçlarını ödemek için kereste ticareti yapacağını, bu sayede kazandığı para ile borcunu ödeyeceğini söyleyerek katılandan 10.000 TL bedelli teminat çeki aldığı, çekin 03/01/2006 keşide tarihli olarak düzenlendiği, sanığın bu çeki ciro ederek...'a verdiği ve teminat çekini nakit paraya çevirdiği, katılana da satın alacağı keresteleri sattıktan sonra borcunu ödeyeceğini söylediği, 3 gün sonra ise katılana almış olduğu parayı kaybettiğini beyan ettiği, katılanın çek bedelini ödemek amacıyla .. Bankası'ndan 36 ay vadeli, 10.000 TL bedelli kredi kullandığı, bu parayı ...'...

Davalı; kendisinin de dolandırıldığını ve olayın mağduru olduğunu, telefon ile arayan ve kendisini eski müşterisi ... olarak tanıtan bir kişinin altın almak istediğini söylediğini, birkaç kez görüşüp anlaştıktan sonra sipariş verip hesabına para gönderdiğini, daha sonra altın almaktan vazgeçip parayı göndereceği çalışanına döviz olarak teslim etmesini istediğini, kendisinin de böyle yaptığını, olayda şeker alacağı firma dışında birisinin hesabına para gönderen davacının da kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece ilk kararında; davalının basiretli davranmayarak banka kayıtlarına göre havaleyi gönderen kişiye ulaşabilecek iken hesabına yatan parayı tanımadığı bir kişiye verdiği ve bu nedenle davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle istem kabul edilmiş, davalının temyizi üzerine Dairemizce 14/06/2016 gün, 2015/8447 esas, 2016/7863 karar sayılı ilam ile karar bozulmuştur....

Davalı, kendisinin de dolandırıldığını ve olayın mağduru olduğunu, telefon ile arayan ve kendisini eski müşterisi ... olarak tanıtan bir kişinin altın almak istediğini söylediğini, bir kaç kez görüşüp anlaştıktan sonra sipariş verip hesabına para gönderdiğini, daha sonra altın almaktan vazgeçip parayı döviz olarak göndereceği çalışanına teslim etmesini kendisinden istediğini, kendisinin de böyle yaptığını, olayda şeker alacağı firma dışında birisinin hesabına para gönderen davacının da kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının basiretli davranmayarak banka kayıtlarına göre havaleyi gönderen kişiye ulaşabilecek iken hesabına yatan parayı tanımadığı bir kişiye verdiği ve bu nedenle davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle istem kısmen kabul edilmiştir....

Davalı; 11.09.2014 tarihinde davacının müşterek konuttan ayrıldığını ve ayrılırken akrabalarıyla birlikte evin kapısını kırıp, müşterek konuttaki eşyaları ve zıynet eşyasını alıp götürdüğünü, kaldı ki kuyumca da 165 adet küçük altın olduğu iddiasının doğru olmadığını, böyle bir altın olmadığını, küçük altınları davacının kendi ihtiyacı için kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece ;davanın kısmen kabulüne, 165 adet küçük altının aynen yada olmadığı takdirde toplam bedeli olan 23,925 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 249 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davalı eşte kaldığı ileri sürülen ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedelinin iadesi istemine ilişkindir....

Kusur durumu böyleyken, mahkemenin tarafları eşit kusurlu kabul etmesi ve buna bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) isteklerini reddetmesi isabetsiz olmuştur. 3-Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ziynet eşyaları ve para yönünden davanın kısmen kabulü ile, miktar ve nitelikleri belirtilmek suretiyle 7 adet bilezik, 4 adet bilezik, 16 adet küçük altın, 1 adet kolyenin aynen değil ise 20.192 TL bedelin ve düğünde davalı-davacıya takılan 2.770 TL olmak üzere toplam 22.962 Tinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği halde gerekçeli kararda davalı-davacıya takılan paranın 980 TL olduğunu, sehven o miktar yazıldığını, bunun tahsiline karar verildiği belirtilmiş, ve gerekçeli karar ile hüküm arasında çelişki oluşturulmuştur....

bağışı olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacı kadının bankacı olması ve parayı daha ... değerlendireceği düşüncesiyle davacı kadının hesabına yatırıldığını, davacının dahi bağış iddiasının olmadığını, düğünde takılan takı ve paraların örf ve adet hukukuna göre her iki tarafa ait olduğunu, düğünde takılan altın ve paraların kadının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, örf ve adetlerin uygulanması gerektiğini; evin tadilatı için 10.000,00 TL harcandığını, kalan 20.000,00 TL'nin eşyalara kullanıldığını, 20.000,00 TL'nin evin iyileştirilmesine harcandığının kabul edilmesinin de hatalı olduğunu; peşinat olarak ödenen 35.000,00 TL'nin 15.000,00 TL'sinin de müvekkilinin nişanlı iken davacı kadına verdiği para olduğunu ve kişisel mal olduğunu; hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların taşınmazın değeri ve oranlamaların hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir....

Mahkemece; ziynet eşyalarının kadına ait olduğu, ihtilafın üç altın mı bir altın mı olduğuna ilişkin bulunduğu, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edildiği, altınların değeri dikkate alındığında 3 bileziğin bozdurulmuş olacağı, para yönünden değerlendirilme yapıldığında kullanılış biçimine göre talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3 bilezik bedeli 1.246,20 TL’nin dava tarihinden yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde taraflarca temyiz edilmiştir. 1- Davacı tarafın temyiz itirazının incelenmesinde; Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, evlenme sebebiyle kadına takılan ziynet ve diğer nakit para gibi düğün takıları kim tarafından takılmış olursa olsun kadın ait kişisel eşya sayılır karinesi kabul olunmaktadır. Bu nedenle ziynet eşyalarının, kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere verildiğini, bu eşyayı kadından alan kişi ispat etmelidir....

in ise Avanos ve Özkonak'ta olduğunu, davacıya ait ziynetlerin muhafazasını kendi tasarrufunda iken davalıların layıkı ile yerine getiremediklerini ve kendilerinin sorumlu olduklarını belirterek 16.07.1992 tarihli çeyiz senedi başlıklı senette yazılı ve davacıya ait 11 gramese altın, 10 burma bilezik, 2 metre çift burmalı tahmini 700-800 gram ağırlığında altın zincir, 2 takım küpe, 5 adet ufak altın ve zincirli gerdanlıktan oluşan ziynetlerin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde infaz tarihindeki değeri tespit olunarak, davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....

Ayrıca, davaya konu taşınmazı dava tarihi itibari ile davacının kullandığı anlaşıldığından; davacının para alacağı zamanaşımına uğramamıştır, bu konuya değinilmekle yetinilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....

UYAP Entegrasyonu