Bu nedenle davalının hizmetinden faydalanan davacı idarenin, aldığı hizmet karşılığı olarak yapmış olduğu davaya konu ödemeler nedeni ile zarara uğradığından söz edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, belirtilen husus indirim nedeni kabul edilerek davalının sorumluluğu yönünde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; eksik ceza tayin edilmesine, erteleme kararı ve nakil aracının iadesi kararının hukuka aykırı olmasına ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanığın yolcu olarak bulunduğu araçta önleme araması kararı uyarınca yapılan aramada, sanığa ait 2450 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık aşamalardaki savunmasında; içmek ve hediye etmek için aldığını beyan ederek atılı suçu kabul etmemiştir....
Dava, depozito bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, taraflar arasında 01/05/2010 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi ile 4 katlı villanın kiralandığını, mecurdaki aşırı rutubet nedeni ile mecurun fiilen oturulamaz durumda olduğunu, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, kira sözleşmesi ile verilen 6000 TL depozitonun iade edilmediğini belirterek sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile depozito bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....
Hukuk Dairesinin FETÖ soruşturması nedeni ile lağvedildiği ve üyelerinin işten el çektirildiği, dolayısı ile mezkur Dairenin Kanuna uygun şekilde teşekkül etmediği ileri sürülerek davanın reddine dair kararın yargılamanın iadesi yolu ile iptali ile davacının davasının kabulüne karar verilmesi istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak gösterilen belgelerin mahkeme tarafından istendiği ayrıca yargılamanın yenilenmesine dayanak olması için belgenin kendi kusuru ile bu belgeyi yargılama sırasında elde edememiş ve Mahkemeye verememiş olan tarafça yargılamanın iadesi talebinde bulunulamayacağı, kaldı ki Mahkeme tarafından bu belgelerin temini için yazılan müzekkereye cevap verildiği, koşulları taşımayan talebin reddi gerektiği gerekçesi ile yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir....
a emanet olarak bıraktığını , 2010 yılında Türkiye'ye döndüklerini, davalı ... ile evliliklerinde bir takım sorunların olduğunu,bu sorunlar nedeni ile davalı ve ailesi tarafından davacının baba evine bırakıldığını,davacıya boşanma davası açıldığını ancak ziynet eşyalarının davacıya iade edilmediğini belirterek ,ziynet eşyalarının müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde şimdilik 10.000TL 'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde;ziynet eşyalarının davacı ...'ya giderken davacı tarafından davalılardan ...'a emanet edildiği,ancak müvekkillerinden ...'in ...da açtığı cafenin borcu nedeniyle, davacının davalı.... bu zıynetlerin bozdurularak bedelinin banka aracılığla gönderilmesini istediğini,davalının bir altın set dışında kalan tüm zıynet eşyalarını bozdurarak bedelini davacıya gönderildiğini,altın setin davacıda olduğunu, bu nedenle davanın reddini istemiştir....
Davanın takip edilmemesi nedeni ile HUMK.nun 409/6 maddesi uyarınca verilen davanın açılmamış sayılma kararları usule ilişkin olup, uyuşmazlığı esastan çözen ve mahkemenin mutlak anlamda o işten el çekmesini gerektiren bir karar değildir. Bu bakımdan Mahkemenin dayanılan olguları ve hekim raporunu değerlendirerek, bundan sonra eski halin iadesi istemi ile ilgili bir karar vermesi gerekir. Belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmişdir. SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle eski halin iadesi isteminin reddine yönelik 06.01.2010 tarihli ek kararın BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece; düğün ve nişan merasimi sırasında ziynet ve altın ile para takıldığı, dava konusu ziynetlerin davacının elinden alınarak bir kısmının bozdurulduğu ve araç alındığı, bir kısmının ise davalıya ait kiralık kasada bulunduğu iade edilmediği, yine araç almak için davalıya elden para verildiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile; 1 adet 20 gr 22 ayar bilezik 1.543,00 TL, 6 adet 95 gr 22 ayar ... burma bilezik 7.329,25 TL, 2 adet 30 gr 22 ayar çizgili desenli bilezik 2.314,50 TL, ......
Davalı kurum harçtan muaf olduğundan yargılama giderlerinin harçlar hariç hesaplanması ve harçların davacıya iadesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup hükmün bozulması gerekmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
ın 23.11.2010 tarihli celsede alınan beyanında savcılıktaki şikayetinden vazgeçtiğini belirtmiş olduğu gözetilmeksizin,adı geçen sanığın kabulü halinde hakkındaki kamu davasının düşürülmesi yerine,beyanına başvurulmaksızın yazılı şekilde mahkumiyetine kararı verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı....


