Davada, ödenen 450 TL yoksulluk nafakasının, 150 TL’ye indirilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Mahkemece, davalı kadının asgari ücret ile çalışmasının onu yoksulluktan kurtarmayacağı, davacının ise dersane hocası olup, özel ders vermediği hususunun hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. TMK'nun 176/3.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür. Yine, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Somut olayda, mahkemece yaptırılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasından, davalı kadının özel bir şirkette çalıştığı ve aylık ücretinin 1.200 TL olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme ise, davalı kadının asgari ücret ile çalıştığını kabul ederek, davanın reddine karar vermiştir....
çok düşük kaldığını, bu nedenlerle davacı lehine tesis edilen 175,00 TL'lik nafakanın artırılarak dava tarihinden itibaren aylık 700,00 TL'ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir....
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacı kadın için hükmedilen en son yoksulluk nafakası miktarına, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında asıl davada davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası.oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; davacının vefat eden babasından 900,00 TL ölüm aylığı aldığı, 550,00 TL kira ödediği, davalının ise .çalıştığı, 2.815,72 TL maaş ve değişen miktarda ikramiye aldığı, yeniden evlendiği, iki çocuğu daha bulunduğu, kendi evinde ikamet ettiği, anlaşılmaktadır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve .artış oranları dikkate alındığında davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı fazla olup, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Aile Mahkemesinin 23.06.2023 Tarihli ve 2023/1068 Esas, 2023/1297 Karar Sayılı Kararı Somut olayda, asıl davanın velayetin değiştirilmesine ilişkin olduğu, iştirak nafakasının kaldırılması talebinin ise asıl davaya bağlı fer’i bir istek niteliğinde olduğu, çekişmesiz yargı işlerinde de, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkili olmakla bu durumda davacının oturduğu yer mahkemesi olan Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) davaya bakmakla yetkili mahkeme olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. II. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, velayetin değiştirilmesi, davacı tarafından ödenen nafakanın kaldırılması ile davalı tarafından nafaka ödenmesi istemine ilişkindir. B. İlgili Hukuk 1....
Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılması talebine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 9/1 maddesinde, "... hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden tarifenin 3. kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı vekalet ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, tarifenin 2.kısmının 2.bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz " düzenlemesi bulunmaktadır....
Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılması istemine ilişkindir. TMK’nun 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Davacı; yukarıdaki yasa hükmü gereğince; davalının yoksulluğunun zail olduğu iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir....
Buna göre; mahkemece, dava tarihindeki şartlara göre davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı, asgari ücret sınırındaki gelirinin varlığının yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına neden olmayıp indirmeye karar verilebileceği, ancak davalının aldığı nafakanın cüz'i bir miktar olduğu, bu nafaka ile gelirinin toplamının ise davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde olmadığı göz önünde bulundurularak yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu bu talebin kabulüne karar verilerek yoksulluk nafakasının kaldırılması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir....
Davada; müşterek 3 çocuk için aylık 70,00'er TL olarak ödenen iştirak nafakasının artırılarak, aylık 200'er TL'ye çıkartılması talep edilmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık nafakanın 150'şer TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; iştirak nafakalarının artırılması talebine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; tarafların 28.05.2010 tarihinde kesinleşen boşanma ilamı ile boşandıkları ve velayeti davacı anneye verilen 1997, 2000 ve 2004 doğumlu müşterek çocuklar için ayrı ayrı aylık 70 TL iştirak nafakasına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında da; davacı annenin ev hanımı olup babasından dolayı aylık 300 TL maaş aldığı, davalı babanın ise bir fabrikada işçi olarak çalıştığı ve aylık 798 TL maaş aldığı belirtilmiştir....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; aylık 150,00 TL olarak ödenen iştirak nafakasının artırılarak, aylık 300 TL'ye çıkartılması talep edilmiştir.Mahkemece, davanın kabulü ile dava tarihinden geçerli aylık nafakanın 300 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Tarafların, 14.06.2007 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları ve velayeti anneye verilen 1999 doğumlu müşterek çocuk için aylık 150 TL iştirak nafakasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.Yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında da; davacı annenin, halı fabrikasında temizlik işlerine gittiği ve asgari ücret tutarında aylık aldığı; davalı babanın ise, inşaatlarda çalıştığı, 500-600 TL gelirinin olduğu, aylık 250 TL kira ödediği, evli ve bir çocuklu olduğu belirtilmiştir.İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın...


