WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Somut uyuşmazlıkta; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu iddia ve ispat edilmemiş olup, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, yoksulluk nafakasının niteliği, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, iki dava tarihi arasındaki endeks artış oranları ve TMK'nun 4. maddesinde vurgulanan "hakkaniyet" ilkesi de dikkate alınarak; yoksulluk nafakasının ÜFE artış oranında artırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yoksulluk nafakasının fazladan artışına karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir....

Asliye Hukuk Mahkemesince itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilerek dosyanın görevli asliye ceza mahkemesine gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girerek karar verilmesinde, Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19/04/2005 tarihli ve 2005/17-7 esas, 2005/37 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesinde düzenlenen ve şikayete tabi bulunan nafaka hükmüne uymamak suçunun oluşabilmesi için, nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması, aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanılmış ve icra emrinin borçlu-sanığa tebliğ edilmiş olması, borçlunun ilamda yazılı ödeme koşullarına uymaması, aylık nafakaya hükmedilmesi halinde icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması, borçlu-sanık tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması, dava...

Buna göre; nafakanın niteliği, davalının eğitim durumunun devam etmesi ve geçinmesi için gerekli nafaka miktarı ile davacı babanın sosyal ekonomik durumu göz önüne alındığında, nafaka miktarında yapılan indirimin fazla olduğu ve TMK'nın 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun olmadığı açıktır. Hal böyle olunca mahkemece; nafaka miktarında makul oranda indirim yapılması gerekirken, yukarıda belirtilen ilke ve esaslara aykırı olacak şekilde yanılgılı değerlendirme sonucu fazla miktarda indirim yapılması doğru görülmemiş, hakkaniyete uygun makul bir indirim yapılması için hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

baba yanında kalan çocuk yönünden ödenen iştirak nafakasının yoksulluk nafakasından mahsubu talebine ilişkindir ....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE )MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün,süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine;temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra,dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile 2011 yılında boşandıklarını, boşanma neticesinde davalı için aylık 200,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini,ancak davalının SGK'dan emekli olduğunu ve halihazırda kendisinden fazla geliri bulunduğunu, yine bu gelirinin de düzenli bir gelir olduğunu ileri sürerek; davalının emekli olma tarihinden itibaren lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır....

O nedenle, işlem temelinin çökmesi veya tarafların mali durumlarının değişmesi irat şeklinde ödenmesine karar verilen nafakanın arttırılması veya azaltılmasını gerektirebilir. Örneğin, alacaklının (davalının) yoksulluğu azalmış veya büsbütün ortadan kalkmıştır; ya da borçlunun (davacının) mali veya gelir durumu kötüleşmiştir. Burada, iradın takdirine (veya kararlaştırılmasına) esas olan şartları ortadan kaldıracak önemde bir değişiklik olması aranacaktır....

Bu durumda; yoksulluk nafakasının niteliği ve 26.12.2012 tarihinden itibaren ödenen 350 TL yoksulluk nafakası miktarının aradan yaklaşık 1 yıl 3 ay gibi süre geçtikten sonra 04.03.2014 tarihinden itibaren 600 TL olarak artırılması fazla olup, bozmayı gerektirmiştir. Mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle ÜFE artış oranları dikkate alınarak TMK.'nun 4. maddesi gereğince; “hakkaniyete” uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumlarına, nafakanın niteliğine göre, tayin edilen iştirak nafakalarının fazla olduğu kanaatindeyim. Kocanın, bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararının iştirak nafakalarına münhasır olarak kaldırılması ve yerel mahkeme kararının bu yönden de bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum....

Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde ... erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, reddedilen nafakanın kaldırılması talebi ve vekâlet ücreti yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 30.11.2015 tarih ve 2015/6255 Esas, 2015/22597 Karar sayılı kararı ile ... erkeğin dava dilekçesinde boşanma yanında, davalı-davacı kadına bağlanan tedbir nafakasının kaldırılmasını da talep ettiği, dava dilekçesi ile birlikte yatırılan başvurma harcının, dilekçedeki tüm talepleri kapsadığı, başvurma harcı ile birlikte yatırılan maktu harcın boşanma davası için alındığı, dava dilekçesindeki her bir talep için ayrı ayrı maktu ve nispi harçların yatırılması gerektiği, ... erkeğin nafakanın kaldırılması yönündeki talebi için ayrıca harç alınmadığı, kaldırılması talep edilen nafakanın yıllık tutarı üzerinden hesaplanacak nispi harç alınmadan (Harçlar Kanunu 30 uncu ve 32 nci maddeleri) davaya devam edilmesinin yanlış olduğu; ... erkeğin asıl boşanma davasının...

Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; davacının başka bir bayanla evlendiğini, çocuğunun olduğunu, yeni eşinin üzerine ev satın aldığını, davacının işten çıkarılmasının nafakanın kaldırılmasını gerektirir geçerli neden olmadığını, davalı D.. S...'nun üniversite eğitiminin devam ettiğini savunarak; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; nafakanın indirilmesi davasının kesinleşmesinden sonra davacının mali durumunun kendisinden kaynaklanmayan sebeplerle kötüleştiği, şartların değiştiği, davalı Asuman'ın ekonomik durumunun kötüleştiği iddiasının kanıtlanmadığı, davalı D.. S...'nun öğrenciliğinin devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, yoksulluk ve yardım nafakasının kaldırılması mümkün olmadığı takdirde indirilmesine ilişkindir....

UYAP Entegrasyonu