Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2010/107 Esas sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil davası açtığı, yargılama sonucunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptali ile Mürüvvet mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Mevcut delillere ve tüm dosya kapsamına göre davacıların murisi ...'in iyiniyetli olduğu kanıtlanamamıştır. İyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden diğer koşulların araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Davacıların murisi ...’in iyiniyetli olmadığı, dolayısıyla TMK’nın 724. maddesi uyarınca lehine tescil koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından tapu iptali ve tescil talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır....
Davacının eldeki davaya konu ettiği dava sebebinin feragatle sona eren davadakilerle aynı olduğu, feragatle oluşan kesin hüküm nedeniyle davalılar ------Şirketi hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak, bu şirketler yönünden davacının iddia ettiği şirket hisselerinin devredildiği kişilerin tespit edilip bu kişiler hakkında da feragat beyanının sirayetinin tartışılması gerektiği anlaşılmaktadır....
ı) Temyiz istemi en geç on beş gün içinde karara bağlanır. Karar en geç yedi gün içinde tebliğe çıkarılır. 2....
Davalı vekili kooperatif ana sözleşmesinin 14. maddesine göre ortaklıktan çıkartılan ortağın çıkarma kararının kendisine tebliğinden itibaren üç ay içerisinde dava açması gerektiğini, ortaklıktan çıkartılan ....’in süresinde dava açmadığını, davacının ise kooperatif ortağı olmadığını bu nedenle taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacının .... isimli kooperatif ortağının payını devraldığını iddia ederek eldeki davayı açtığını, kooperatif ana sözleşmesinin ortaklığın devri başlığını taşıyan 17. maddesine göre ortaklığın devrinin yönetim kurulu kararıyla mümkün olduğunu, davacının ortaklığa kabul edildiğine dair yönetim kurulu kararı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının dava dışı ....'in ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının iptalini talep etme hakkı olmamasının yanında, ortaklığa kabul edildiğine ilişkin usulüne uygun olarak alınmış bir yönetim kurulu kararının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/246 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirme; davacılar murisi ile davalı muris arasındaki sözleşmenin tapuya da şerh edilmemiş olması, ayni hakkın taşınmazları iktisap eden davalılara etki edemeyeceği, davalıların el ve işbirliği içerisinde davacıları zararlandırmak kastı ile hareket ettikleri ispat edilemediğinden tapuya güven ilkesi uyarınca iktisap ayni hak kazanan davalıların kazanımlarının korunması gerektiği kanaatine varılarak tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmiştir. 4. Maddi tazminat istemi yönünden; tapulu taşınmazın harici sözleşme ile satışı davacıya tescil hakkı vermeyeceği, davacılar murisinin sözleşmede kararlaştırılan bedeli kısmen ödediği, davacının güncel bedelin iadesini sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmenin tarafı olan davalı ...'...
ve diğer davacılar adına tesciline; terditli alacak talebinin ise dava konusu 2892 parsel ile 515 ada 2 ve 516 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar bakımından kabulüyle taşınmazların dava tarihindeki rayiç değerleri üzerinden belirlenen miras paylarına isabet eden tutarın temlik alan ve diğer davacılara ödenmesine, dahili davalılar hakkındaki ecrimisil istemi ile davalılar ... ve ... hakkında açılan davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir....
Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil istemi yönünden az yukarıda zikredilen davalıların kabul beyanları göz önünde bulundurulmaksızın bu davalılar yönünden de tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bundan ayrı, dava konusu 239 ada 6 (479/21870 hisse) ve 300 ada 1 parsel (873/41790 hisse) sayılı taşınmazlarda hisse sahibi bulunan ve davayı kabul eden davalı ...’in hisselerinin yargılama devam ederken 14.9.2011 tarihinde dava dışı Evren’e satış yolu ile devredildiği görüldüğünden, 6100 sayılı i 125. maddesinin öngördüğü usuli işlemlerin uygulanmasının gerektiği tartışmasızdır....
HMK'nın 307. maddesi ile feragat düzenlenmiş olup feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olup hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine de bağlı değildir. Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Bu nedenle istinaf aşamasında davadan feragat edilmesi mümkündür. Davacı ... tarafından verilen 28/02/2023 tarihli feragat dilekçesi ile davadan ve istinaf başvurusundan feragat ettiğini anlaşılmakla bu davacı tarafından açılan davanın ve istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacıların murisi davalı şirketin ortaklarından ...'ın 16/07/2015 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak davacılar, dava dışı ... ve ...'ı bıraktığı, Bodrum 2....
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacılara ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü, 46. maddesinde "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir yer almaktadır." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No'lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır....
Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddeye göre, taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için miras bırakanın ölümünden sonra bütün mirasçıların veya temsilcilerinin iradelerinin birleşmesi asıl olduğundan, her birinin kendi payına düşeni aldığı ve diğer mirasçıların paylarına düşenler bakımından da karşılıklı olarak vazgeçtikleri açık ve kesin şekilde belirlenmedikçe taksimin sabit olduğu kabul edilemeyecektir. Bu nedenle TMK’nın 676. maddesinde sözleşmenin geçerliliği yazılı şekle bağlanmış, 10.12.1952 tarihli ve 1950/2 E., 1952/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da taksim sözleşmesine tüm mirasçıların katılımı ve yazılı olması taksimin geçerliliği için yeterli kabul edilmiş, taksimde mutlak eşitlik aranmamıştır. 23....


