Davalının da mirasçı olması nedeniyle miras hissesi yönünden alacaklı ve borçlu sıfatı birleşmiştir. Yerel Mahkemece yargılama sırasında davacının vefatı üzerine davalının da davacının mirasçısı olması sebebiyle davacı ve davalı sıfatının birleşmesi nedeniyle davalının miras payı oranında davanın konusuz kaldığı gözetilerek davalının hissesine isabet eden bedel hakkında davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu da gözetilerek davanın konusuz kalan kısmı yönünden davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ve bu giderlere dahil olan vekalet ücretinin davalıdan tahsiline hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davalının miras payı oranında davanın kısmen reddine karar verilmesi hatalı olup hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmektedir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/112 KARAR NO : 2023/106 DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 06/02/2023 KARAR TARİHİ : 08/02/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/02/2023 Davacı vekili tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ve davalıların murisi ... 'ın 12/02/2022 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefat etmeden önce kendisi vefat ettikten sonra çocukları arasında miras kavgası olmasın diye bir takım düzenlemeler yapmak istediğini ve çocuklarını anlaştırdığını, yaptıkları anlaşma ile ...' ya ... ili ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel ... numaralı dairenin bırakıldığını, ...'a ... ili ... ilçesi ......
ve devrine yönelik sözleşmelerin noterde yapılmasının zorunlu olup, bu hükme aykırı olarak yapılan sözleşmenin hukuken geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmelerin taraflarına hak doğurmayacağı, dolayısıyla dosyaya ibraz edilen 08.03.2003 tarihli harici satış sözleşmesine itibar edilmesinin mümkün olmadığına; buna göre ... plakalı araç alınırken mal ayrılığı rejimine tabii ... plakalı aracın devredildiği ve bu aracın parasının ... plakalı araç alınırken kullanıldığının devir ve edinme tarihlerinin birbirine yakınlığı gözetilerek kabul edilmesi gerektiği, her ne kadar ... plakalı araç yönünden davacı lehine katılma alacağına hükmedilmiş ise de, bu araç alınırken ... plakalı aracın bedelinin kullanıldığının kabul edilmesi karşısında ... plakalı araç alınırken her iki tarafın gelirleri ile yaptığı katkı oranları gözetilerek ... plakalı araç için davacı lehine tasfiye alacağı belirlenmesi gerekirken bu husus gözetilmeden davacı lehine doğrudan katılma alacağına hükmedilmesi hatalı olduğuna karar...
Dava, taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesi ve Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü Cari Hesap Sözleşmesinin 4. maddesinde düzenlenen masraf kalemlerinde güncelleme yapılmadığından bahisle güncelleme yapılarak belirlenecek bedellerin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında 27/02/2010 tarihli acentelik sözleşmesi, acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesi ve devir masraf tutanağının imzalandığını, sözleşmede yapacağı sabit giderlerin davalı tarafından karşılanacağının ve her 6 ayda bir devir masraf tutarında güncelleme yapılacağının kabul edildiğini, devir masraf tutanağında tüm kalemlerin belirlendiğini, davalının söz konusu güncelleme yapma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığını, davalıya bu konuda ihtarname çekildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek davalı tarafından devir masraf tutanağında yer alan kalemlerde güncelleme yapılmaması nedeniyle oluşan alacağın davalıdan tahsilini talep etmiş...
Bu sebeple kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Somut olayda davacı vekili, miras hakkının zayi olduğunu, dava dışı muris babası tarafından mal kaçırma gayesi ile dava konusu araç ve plakanın davalı kardeşlerine devredildiğini belirterek iş bu davayı açtığını beyan etmiştir....
ın borçlarını kapatarak 9 nolu bağımsız bölümün kiralarını tahsil etmeye başladığını, ancak dava konusu taşınmazları alacak maddi gücü olmayan davalının, 70 yaşın üzerindeki mirasbırakan babalarını kandırarak 9 ve 10 nolu bağımsız bölümleri hiç bedel ödenmeksizin rayiç değerlerinin oldukça altında bedelle satış göstermek suretiyle mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak 25.05.2016 tarihinde mirasbırakandan devraldığını ileri sürerek 9 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin davalı adına tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescili, olmazsa miras payı oranında davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak davada zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, diğer mirasçıların muvafakati alınmazsa davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak dava konusu bağımsız bölümlerin davalıya devirlerinin muvazaalı olmadığını, mirasbırakanın 9 nolu bağımsız bölümü ölen çocuğu ...'...
kapsamında davacının ödemiş olduğu belirlenen tutarın üzerinde ödeme yaptığına ilişkin tespite yarar kayıt olmadığı, Davacının iş ortaklığı sözleşmesi kapsamında ödeme yükümlülüğünü yukarıda tespit edilen miktarda yerine getirmesi sebebiyle finansör ortak olarak davaya konu edilen 38 nolu bağımsız bölümün davalı tarafından davacıya devir temlik edilmesi gerektiği, devir ve tescili yapılmadığı anlaşılan söz konusu bağımsız bölümün dava tarihi olan 08.10.2019 tarihi itibariyle rayiç değerinin 1.316.910,19 TL hesap ve tespit edildiği, yine söz konusu taşınmazlar üzerinde tapu kaydına göre 21.12.2020 tarihli raporda yer olan takyidatların bulunduğu, nihai takdirin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş belirtilmiştir....
in terekesine göre üçüncü kişi olduğu, eldeki davanın ise kök mirasbırakandan intikal eden miras paylarının davacılar adına tescili istemine ilişkin bulunduğu, terekeye göre üçüncü kişiye karşı miras payının tescili istemiyle dava açılamayacağı, davaya diğer mirasçıların katılımları ile de devam edilmesinin olanaklı bulunmadığı, dolayısıyla davalı ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek davalı ... aleyhine açılan terditli tazminat talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 702 nci maddesi uyarınca mirasçıların terekeye göre üçüncü kişi konumundaki kişilere karşı miras paylarına yönelik dava açma hakkına sahip olmadığı, çekişmeli taşınmazın ...'...
nin hisse devirleri nedeniyle tarafların birbirlerinden alacaklı olup olmadığı hususundadır. Mahkememizce ... ...'...
Tamamlanmamış inşaat nedeniyle kredi veren bir bankanın, tapudaki gerçek malikin kim olduğu ve yüklenicinin edimini yerine getirmemesi durumunda sözleşmede kararlaştırılan bedele hak kazanamayacağını, bu nedenle taşınmaz üzerine kurulan ipotek hakkının geçerli olamayacağını bilmemesi mümkün değildir. Kaldı ki, bankaların tacir olup, kredi veren kuruluşlar olarak basiretli bir tacir gibi tapunun devir sebebini araştırarak, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği devredildiğini öğrenebilebilecek durumda olması nedeniyle TMK'nın 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı açıktır. Somut olaya gelindiğinde; davacılar murisinin dava dışı yüklenici ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı ve sözleşme gereği Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince de avans niteliğinde olacak şekilde tapuda pay devrini yapmıştır....


