Bilindiği üzere, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin 3367 Sayılı Yasa ile değişik 442 Sayılı Yasanın amacına uygun olarak kullanılmak üzere köy tüzel kişiliği adına kayıt oluşturulduktan sonra, başka bir anlatımla mülkiyet köy tüzel kişiliğine geçtikten sonra, hak sahiplerine tahsis edilmesi ve tahsise konu bu taşınmazların anılan yasanın öngördüğü hak sahipliği esas ve usullerine aykırı olarak devrinin gerçekleşmesi durumunda, köy veya belediyenin dava açmaması halinde, taşınmazının öncesinin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması sebebi ile Hazine’nin köy tüzel kişiliğince dağıtımın usulsüz yapıldığı iddiası ile sicilin düzeltilmesi ve amacına uygun olarak kullanılmak üzere köy/belediye adına tekrar tescilini isteme hakkı ve yetkisinin bulunduğu açıktır....
şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi ve köy tüzel kişiliğinin bulunduğu, yasal hasım olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir....
Mahkemece, davalı ... köyü tüzel kişiliğine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan usûlden reddine, davalı .... ve dahili davalı ... ... aleyhine açılan davanın kabulü ile ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 1117 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... .... 19/01/2015 tarihli ek rapor ve krokisinde yeşil renkle (a) harfi ile gösterilen 10094,96 m2, (b) harfi ile gösterilen 94963,96 m2, (c) harfi ile gösterilen 3482,15 m2'lik kısımlarına ilişkin mera tahsis kararının ve mera özel sicilindeki kaydının iptali ile (a, b, c harfleri ile gösterilen) bu kısımların aynı ada son parsel numarasından sonra gelecek parsel numarası ile orman vasfı ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı rapor ve krokide (d) harfi ile 58681,05 m2, (e) harfi ile 30116,55 m2, (f) harfi ile gösterilen 36486,01 m2'lik kısımların tapu kaydında olduğu şekliyle mera kamu orta malı olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 30 adet dükkan yerinin davalı kooperatif adına olan tapusunun iptâli ile davacı köy tüzel kişiliği adına tesciline, konak bedeli, kanalizasyonun köy merkezine ulaştırılması bedeli, dükkan yerlerinin alt yapı masrafları bedeli ile cezai şartın davalılardan tahsiline, kira tazminatı talebinin ise reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 03.03.1981 tarihli protokole konu parseller mera niteliğinde olup, kullanım hakkı 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca davacı köy tüzel kişiliğine ait olmakla birlikte mülkiyeti Hazineye aittir. Somut olayda 31.03.1981 tarihinde parseller üzerindeki mera tahsisi kaldırılarak Hazine adına tescil edildiği, davalı Hazine tarafından taşınmazların tamamının 23.11.1982 tarihinde davalı ... satıldığı, belediye tarafından 26.11.1982 tarihinde 1/20 payın kendi üzerinde bırakılarak geriye kalan 19/20 payın satış yoluyla davalı kooperatife devredildiği anlaşılmıştır....
Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2017 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 154 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır. 2. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2018 tarihli kararı ile sanıklar hakkında köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan 5237 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapisden çevrili 3000 TL ve doğrudan verilen 80 TL Adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 10.02.2020 tarihli kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ...'...
Meraya elatmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da ...nin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin ... Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir....
Davalı vekili, her ne kadar dava tapu iptali ve tescil olarak açılmış ise de meraların mülkiyetinin devlete ait olduğunu, davanın yanlış açıldığını, davacı ve müdahil davacıların tespitin iptali için 19.10.1954 tarihinde Beşiri Kadastro Mahkemesine dava açtıklarını, 1969/1 Esas, 2005/4 sayılı Karar ile davanın reddine karar verildiğini, davacılar tarafından temyiz edildiğini temyiz taleplerinin reddedildiğini, kararın 26.04.2010 tarihinde kesinleştiğini, kesin hüküm nedeniyle açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı köy tüzel kişiliği vekili temyiz etmiştir. HMK'nın 31. maddesi gereğince bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme hakime ait bir görevdir. Her ne kadar davacı tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuş ise de Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüşü itibariyle dava kadim yararlanma hakkına dayanılarak meranın davacı köy tüzel kişiliği adına sınırlandırılması istemine ilişkindir....
Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete gcçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz. Bir yerin mera olduğu iddiasıyla ancak Köy veya Belediye Tüzel Kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır; ancak somut; olayda davalılar adına tescil edilen dava konusu taşınmazların mera olduğu iddiasıyla köy halkından ... tarafından dava açılmıştır. Davacının açtığı bu davaya Köy Tüzel Kişiliği ve Hazine tarafından da müdahale edilmemiştir....
gibi orta malları bulunan ve toplu veya dağınık evlerde oturan insanların, bağ ve bahçe ve tarlalarıyla birlikte bir köy teşkil edecekleri, 8. maddesinde; meraların da dâhil bulunduğu köy orta mallarının Devlet malı gibi korunacağı, bu türlü mallara el uzatanların Devlet malına el uzatanlar gibi cezalandırılacağı, 17/12. maddesinde; meralardan ihtiyaçtan fazlasının kiralanabileceği bu takdirde kira bedelinin köy parası olarak köy tüzel kişiliğine ait olacağı, 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun 3. maddesinde; köye ait taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerde köy halkından herhangi birinin de yetkili makama başvuruda bulunabileceği, anılan kanunun uygulama şekli ve esaslarına dair yönetmeliğin 46. maddesinde ise köy tüzel kişiliğine ait mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz mallara yapılan ilk tecavüz ve müdahaleler 3091 sayılı Kanuna göre önlenmekle birlikte, tecavüz veya müdahalede bulunanlar hakkında 5237 sayılı Türk...
Görev, kamu düzenine ilişkin olup, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince de dava şartlarından olduğundan davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmelidir. Somut olayda; 1994 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasında, 2/B madde kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan alanda bulunan çekişmeli 693 parsel sayılı taşınmaz hakkında yörede 2011 yılında 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosu yapılmış olup, davacı köy tüzel kişiliği anılan taşınmazın köy tüzel kişiliğine verilmesi talebiyle mülkiyet iddiasında bulunduğuna göre anılan uyuşmazlıkta genel görevli mahkemelerin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, aksi düşünceyle işin esasına girilerek 2/B kapsamında olan taşınmazın mera olarak özel siciline kaydına karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar verilmesini gerektirmiştir....


