İcra Hukuk Mahkemesine yaptığı itiraz, İİK'nun 78/2. maddesinde belirtilen itiraz kavramına girmeyeceğinden 1 yıllık sürenin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Borçluya icra emrinin 03.09.2014 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklının, 1 yıllık yasal süre içinde satış talebinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, şikayetçi tarafından, ihalenin feshi nedenleri, ihale öncesi ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas sayılı dosyasında şikayet konusu yapıldığından, şikayetçinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Bu durumda, ihale bedelinin, muhammen bedelin üzerinde satıldığı gerekçesi ile zararın oluşmadığından söz edilemez. Alacaklı, İİK'nun 150/e maddesi hükmüne uygun şekilde bir yıllık yasal sürede masrafını da yatırmak suretiyle satış talebinde bulunmadığına göre, takip düşmüş olup, satışın yapılması mümkün olmadığından, mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
Her ne kadar somut olayda, feshi istenilen ihaleye konu olan taşınmazın, muhammen bedelinin üzerinde satıldığı, dolayısıyla satış bedelinin, taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmış olsa da, satış ilanı ve kıymet takdiri tebliğlerinin usulsüz olduğu ve borçlunun kıymet takdirine itiraz ettiği görülmektedir. O halde mahkemece, borçlunun, fesih nedeni olarak ileri sürdüğü kıymet takdirine ilişkin itirazı konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu marifeti ile keşif yapılarak taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedelin altında olması halinde ise zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki meskeniyet şikayeti ve kıymet takdirine itirazdan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince meskeniyet şikayeti ve kıymet takdirine itiraz hakkında ayrı ayrı mahkemenin yetkisizliğine karar verildiği, kararın kesinleşmesi ile dosyanın yetkili ... 6. İcra Hukuk Mahkemesine tevzi edildiği, ... 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/250 E. sayılı dosyasında 18.05.2022 tarihli tensip ara kararı ile kıymet takdirine itiraz yönünden dosyanın tefrik ile yeni esasa kaydedilmesine karar verildiği, mahkemece meskeniyet şikayetinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Kararın şikayet eden-borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir....
Dolayısıyla mahkeme, oluşturduğu bilirkişi kurulu ile icra müdürünün kıymet takdiri yaptığı tarih itibariyle taşınmazın değerini belirleyerek memur işlemini denetler. Bu itibarla kıymet takdirine itiraz davasındaki keşif tarihinin kıymet takdiri tarihi olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, şikayet işleminin ruhuna da uygun düşmeyecektir. Somut olayda, ihaleye konu taşınmazların kıymet takdiri işleminin, icra müdürlüğünce 13/06/2018 tarihinde yapıldığı, borçluların kıymet takdirine itiraz etmeleri üzerine mahkemece itiraz değerlendirilerek rapor düzenlettirildiği, mahkemece hükme esas alınan raporda bilirkişiler tarafından hangi tarih itibari ile değerleme yapılmış olduğunun açıkça belirtilmediği görülmektedir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satış kararına uygun olarak askı, gazete ve diğer ilanların yapıldığı, resen dikkate alınabilecek fesih sebebi bulunmadığı, kıymet takdir raporunun ve satış ilanının usulünce tebliği ile kesinleşen muhammen bedelin üzerinde yapılan ihale ile satışa ilişkin kıymet takdirine, ilan ve şartname içeriğine ilişkin itiraz sebeplerinin ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülemeyeceği, dosya kapsamı ve dava sebepleri itibariyle davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile ihalenin feshine yönelik şikayetin usul yönünden reddine, davacı hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlunun sebeplerinin incelenmesinde; istinaf talebinin lehine hükmedilmeyen vekalet ücretine ilişkin olduğundan karar tarihi itibariyle uyuşmazlık konusu değer miktar itibariyle kesinlik sınırını geçmediğinden istinaf yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı, alacaklı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; taşınmazların muhammen bedelinin üzerinde olacak şekilde alacağa mahsuben alacaklıya ihale olunduğu, kıymet takdirine veya ihaleye fesat karıştırıldığına yönelik herhangi bir iddiada bulunulmadığı, zarar unsuru oluşmadığından borçlunun ihalenin feshini istemekte hukuki yararının olmadığı, mahkemece ihalenin feshi talebinin İİK'nın 134/8. maddesi gereğince zarar unsurunun bulunmaması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan reddine ve şikayet esasa girilmeden reddedildiğinden şikayetçi borçlu aleyhine para cezası tayinine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken; şikayet dilekçesinde dayanılan...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3280 ada 1124 parsel sayılı 1 nolu bağımsız bölüm yönünden kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren 2 yıldan fazla süre geçtikten sonra ihale gerçekleştirilmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ihalenin feshine, 107 ada 109 parsel 10 nolu bağımsız bölüm yönünden şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili ve davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1- Şikayetçi vekili tarafından istinaf dilekçesinin tekrar edildiği görülmüştür. 2- Davalı alacaklı tarafından; kıymet takdirine itiraz davasında taşınmazın değeri mahkemece yapılan 11.09.2018 tarihli keşif tarihi itibari ile belirlendiği, 2 yıllık sürenin dolmadığı ileri sürülmüştür. C. Gerekçe 1....
A.Ş.’ye haciz müzekkeresi gönderildiğini, borçlunun vekilinin aynı zamanda haciz müzekkeresi gönderilen şirketin vekili olduğunu, bu şirketin vekili olarak haciz müzekkeresine itiraz ettiklerini, vekilin borçlu hakkındaki takip işlemlerini bildiğini, kıymet takdir raporunun borçluya 21.03.2018 tarihinde bizzat tebliğ edildiğini, kıymet takdirine itiraz edilmediğini, satış ilanının da borçluya tebliğ edildiğini ancak ihalenin feshinin istenmediğini, borçlunun bu süreçte itirazda bulunmamasına rağmen kesinleşen ihaleden sonra şikâyet yoluna başvurduğunu belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. III....
Her ne kadar somut olayda, feshi istenilen ihaleye konu olan taşınmazın, muhammen bedelinin üzerinde satıldığı, dolayısıyla satış bedelinin, taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde olduğu anlaşılmış olsa da, satış ilanı ve kıymet takdiri tebliğlerinin usulsüz olduğu ve borçlunun kıymet takdirine itiraz ettiği görülmektedir. O halde mahkemece, borçlunun, fesih nedeni olarak ileri sürdüğü kıymet takdirine ilişkin itirazı konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu marifeti ile keşif yapılarak taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedelin altında olması halinde ise zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Somut olayda, şikâyetçi borçlu ...’nin vekili Av. ... tarafından 09.09.2021 tarihinde dosyaya vekâletname sunulduğu, aynı vekilin 17.06.2022 tarih, 2022/49 Esas ve 2022/117 Karar sayılı Kıymet Takdirine İtiraz konulu ilama dayalı yapılan yargılamada şikâyetçi borçluyu vekil olarak temsil ettiği ve anılan vekilin azledildiğine yahut istifa ettiğine dair takip dosyası içerisinde herhangi bir kayıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun yargılamaya hakim olan ilkeler bölümünde düzenlenen 33. maddesinde yer ala “Hakim, Türk hukukunu resen uygular” ilkesi gereğince hakim taraflarca ileri sürülen maddi vakıalar ile bağlı ise de, onların hukuki nitelendirmeleri ile bağlı değildir. Diğer bir ifade ile 04.06.1958 tarih ve 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği üzere "hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve neticei taleplerle bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleri ve onların tavsifleri ile bağlı değildir....


