Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı kooperatifin aidat ödemeli ortağı olduğu, kooperatif kayıtları ve genel kurul tutanaklarına göre ödemesi gereken toplam aidat miktarının 138.400,00 TL olduğu, ancak davacının 81.300,00 TL ödediği, aidat yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının ferdileşme ve tapu talebinde bulunma hakkının olmadığı, kooperatif üyeliği devam eden davacının üyelik aidatını geri isteyebilme hakkının da bulunmadığı ve kanuni şartların oluşmadığı gerekçesiyle davacının taleplerinin ve davasının reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir....
Davalı vekili, davacının çalışmadığı dönemde belirtilen miktarda bir kazanç kaybına uğramış olmasının imkansız olduğunu, kooperatifin davacının çalışmasına engel olmadığını hatta davacının fiilen çalışmadığına ilişkin noter marifeti ile tespit yapıldığını, kooperatifte bütün ortaklara eşit muamele yapıldığını, ortakların gerekli şartları haiz olması halinde sıra verildiğini, savunarak davanın reddini istemiş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğu, kooperatif üyeliği konusunda Yalova 1....
Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Dosyaya sunulan 07.05.2008 tarihli mali müşavir Bahri Sürek'e ait belgede, Algur Yapı Kooperatifinin kuruluşundan tasfiye edildiği 24.06.1998 tarihine kadar muhasebe işlerini yürüttüğü ve site yönetiminin başvurusu üzerine kooperatif kayıtları üzerinde yaptığı inceleme sonunda davalı ...'ın kooperatife yaptığı toplam ödeme miktarının bildirildiği görülmekte olup, Algur Yapı Kooperatifindeki dava konusu kooperatif üyeliği ile ilgili ilk üyelik tarihinden itibaren tasfiye edildiği tarihe kadar yapılan ödemelerin, ay ay hangi tarihlerde, kim tarafından, ne şekilde ve ne miktarda yapıldığının (özellikle 15.10.1993 tarihi öncesi ve sonrası ödemelerin miktarı ve kim tarafından yapıldığının belirlenmesi), bu kooperatifte ...'...
Konut Yapı Kooperatifi'nin yönetim kurulu başkanı, sanık ...’in başkan vekili ve sanık ...’nın da yönetim kurulu üyesi olduğu, 27.10.2009 tarihinde katılan ile kooperatif arasında numaraları belirtilen 6 adet dairenin teslim şekli ve tarihi, bedeli konusunda sözleşme tanzim edildiği, bu sözleşme uyarınca sanık ... ile müteahhit ....'...
ın 25 hisse ile kooperatif üyeliği bulunduğu kooperatife borcu olan üyenin ortaklığının devrine engel olunamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacıların davalı kooperatife üye olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.02.2012 gün ve 2011/4420 E., 2012/1290 K. sayılı kararı ile onanmış, taraflar yasal süresinde karar düzeltme yoluna gitmediklerinden hüküm 03.05.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı vekili bu kez kooperatif yöneticileri hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ... 2 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/234 Esas ve 2014/218 Karar sayılı dosyasında yargılama yapıldığını bu davada grafoloji bilirkişisi tarafından yapılan incelemede davanın esasını oluşturan, devreden ...'...
Ancak dava, kooperatif kredi borcunun tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmiş ise de; İİK’nun 67/2. maddesine göre borçlu yararına tazminata karar verilebilmesi için takibin haksız olarak başlatılmış olması yanında, alacaklının kötüniyetli olması da gereklidir. Somut olayda, kooperatif üyeliği ilişkisi içinde davalı ile birlikte dört kişi tarafından imzalanan matbu borç senedi düzenlenerek kooperatiften kredi alındığı sabittir. Ancak sözleşmede davalı adına atılan imzanın davalıya ait olmadığı yargılama sırasında anlaşılmış olduğuna göre davacı kooperatifin kötüniyetli olarak takip başlattığının kabul edilmesi mümkün değildir. Zira kooperatife sunulan borç senedindeki imzalar kooperatifçe doldurulmamıştır. Bununla birlikte esasen mahkeme kararında da davacının kötüniyetli olarak icra takibine başladığına ilişkin bir gerekçe gösterilmemiştir....
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının murisin davalı kooperatif üyesi olduğunun ispat edilemediği, murisin aracını satmış olması nedeni ile üyelikten çıkarılmış olduğu, davalı ...’in de başka bir kooperatif üyeliği nedeni ile davalı kooperatife üye olmuş olduğu ancak sonradan onun da üyeliğinin sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava muris...l'in kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir.1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 14. maddesi gereği ortağın ölümü ile ortaklık sona erer. Anasözleşmede gösterilecek şartlarla ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir. Öncelikle ortaklığının tesbiti istenenin terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup tereke ile ilgili işlemleri yürütmek mirasçıların birlikte temsili veya miras şirketine temsilci atanması ile mümkündür. Somut olayda diğer mirasçı ...'...
Somut olayda kooperatif üyeliği tartışmalı dahi olsa davalının, kooperatif yönetim kurulu kararına istinaden dairenin kendisine tahsis edildiği düşüncesi ile taşınmazda tasarrufta bulunduğu sabit olup kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Davacı isteminin dayanağını kooperatif üyeliği oluşturmakta olup, davalı ...'a üyelik devri kooperatif tarafından yapılmıştır. İptale konu tapu kaydının kooperatif üyeliğinden kaynaklandığının iddia edilmiş olması verilen kararın kooperatif hukukuna göre diğer davalılar açısından sonuçlarının da bulunması nedeniyle davalı kooperatifin taraf sıfatı bulunduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır....
Davalı kooperatif, üyeliği devir eden ve devir alanın bizzat başvurmamaları ve noter kanalıyla ihtarda bulunmamaları nedeniyle üyelik işleminin yapılamadığını savunmuştur. Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına uymaması nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 06.07.2017 tarihli 2015/9051 E. 2017/2039 K. sayılı ilamı ile, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin kooperatif hisse devri sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği, 1163 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca bu devirlerde resmi şekil şartı aranmadığı, mahkemece gerekli araştırma yapılıp, davalı ...’a ait kooperatif hissesinin davacıya devredilip devredilemeyeceği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle devir sözleşmesinin geçersizliğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir, gerekçesiyle bozulmuştur....


