Tüm dosya kapsamından; taraflar arasında imzalanan 20/09/2010 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi çerçevesinde davalıya 5 yıl süre ile bayilik verildiği, ayrıca sözleşme tarihinde davalıya ait olan taşınmaz üzerinde davacı şirkete 5 yıl süre ile intifa hakkı tesisi gerçekleştirildiği, davalı şirketin sözleşme hükümlerine ve taraflar arasında imzalanan 20/09/2010 tarihli taahhütname hükümlerine aykırı hareket ettiği, istasyondaki kurumsal ekipmanların sökülerek davacı şirketin zarara uğratılması üzerine davacı şirket tarafından 06/03/2014 tarihinde bayilik sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedildiği iddiası, intifa hakkı kapsamında müdahalenin men'i ve kal'i ile 10.000,00 TL üzerinden tazminat talebi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır....
Ancak; Tapu kaydına göre taşınmazın üzerinde Şıhı oğlu ... intifa hakkı sahibi olup, adı geçen, davada taraf olmadığına göre tespit edilen bedelin intifa hakkı sona erinceye kadar hak sahibi istediğinde kendisine faizinin ödenmesi koşuluyla bir milli bankaya yatırılması gerekirken, bu hususta bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 7.4.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve irtifak hakkı ile taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemine ilişkindir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmaza ait tapu kaydında Mürşide Keskin'in intifa hakkına sahip bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kişinin yöntemince davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanıp intifa hakkı sahibinin bu haktan yararlanmasını sağlayacak şekilde hüküm kurulması gerektiğinin dikkate alınmamış olması doğru görülmemiştir....
Ancak; Tapu kaydına göre taşınmazın üzerinde ... oğlu ... intifa hakkı sahibi olup, adı geçen, davada taraf olmadığına göre tespit edilen bedelin intifa hakkı sona erinceye kadar hak sahibi istediğinde kendisine faizinin ödenmesi koşuluyla bir milli bankaya yatırılması gerekirken, bu hususta bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 7.4.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dosyaya getirtilen tapu kaydı içeriğinden, dava konusu 2373 ada 88 parsel sayılı taşınmazda ... intifa hakkı sahibi olduğu anlaşılmakla dava sonunda verilecek kararın intifa hakkı sahibinin hukukunu yakından ilgilendirdiği gözetilerek bu şahsın da yöntemince davaya katılımı sağlanıp taraf teşkilinin eksiksiz yapılması gerektiğinin dikkate alınmamış olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Metin'in mirasında 1/2 oranında intifa hakkı sahibi, dolayısıyla diğer davacıların da kalan 1/2 payda kuru ve tam mülkiyet hakkı sahibi oldukları gözetilmeden ve mevcut intifa hakkı dikkate alınmadan arttırılan bedelin 1/2'sinin milli bir bankaya yatırılarak nemasının intifa hakkı sahibine, kalan 1/2 payın diğer davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken tamamının davacılara ödenmesine şeklinde hüküm kurulması da, Doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine, 9.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Şöyle ki; asıl ve birleşen dava dilekçesinde TMK’nin 240. maddesine dayalı olarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescili, mümkün olmadığı takdirde tapu kaydına aile konutu şerhi verilmesi ve taşınmazlar üzerindeki katılma alacağına mahsuben intifa ve oturma hakkı tesisi ile aile konutunun özgülenmesine karar verilmesi istenmiş; dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın TMK’nin 652. maddesi uyarınca miras hakkına mahsuben veya TMK’nin 240. maddesi uyarınca katılma alacağına mahsuben davacı adına tescili, aksi kanaat halinde intifa veya oturma hakkının miras hakkına mahsuben veya katılma alacağına mahsuben tesisi, konutun aile konutu olduğunun tespiti, aksi kanaat halinde davacının dava konusu parselin ve konutun edinimine olan katkısının tespiti ve 1.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline ilişkin talepleri içeren 29.10.2014 tarihli ıslah dilekçesi bozmadan sonra sunulmuştur....
Davalı şirket vekili, davacı ile müvekkili şirket arasında bayilik sözleşmesi sonrası tapu müdürlüğünde 5.4.2005 tarihinde 68.330,00 TL bedelle intifa hakkı kurulduğunu ve sonrasında bu hakkın sona erdiğini, davalı şirket ortakları ... ve ...' ın sözleşme imzası sonrası şirket ismi değiştirerek hisselerini halen ortak olan ... ve ... sattığını ve satım sırasında intifa tesisi için bedel alındığının yeni ortaklara beyan edilmediğini, davacının gönderdiği faturanın iade edildiğini,ödemeleri gereken bir meblağ bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir....
intifa hakkının tesisi daima bir sözleşmeye dayanır. Taraflarına hak ve borçlar yükleyen bu sözleşmeyle intifa hakkı sahibi ile malik hakkın konusu olan şeydeki yararlanmanın nasıl sürdürüleceğini kararlaştırılabilir. Şayet intifa hakkının tesisine neden olan sözleşmedeki edimler yerine getirilmemiş, intifa hakkının devamı malike yüklediği külfete göre çok az yarar sağlar hale gelmişse, malik bozulan yararlar dengesini ileri sürerek hakimden sözleşmeye müdahale edilmesini, intifa hakkının sona erdirilmesini isteyebilir. Kaldı ki, bu gibi durumlarda intifa hakkı sahibinin hakkın sürdürülmesini istemesi hakkın kötüye kullanılmasıdır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ :İrtifa Hakkı Tesisi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava 1 parsel sayılı taşınmazın aile konutu olduğundan bahisle miras hakkına mahsuben sağ kalan eşe özgülenmesi - intifa hakkı tanınması (TMK.md.652) isteğine ilişkin olup inceleme görevi Yargıtay 6. Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ: Dosyanın görevli Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Yüksek Başkanlığına gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 04.11.2009...


