DAVA TARİHİ : 05.05.2017 KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. Aile Mahkemesi (Birleşen Uşak 1. Aile Mahkemesinin 2017/221 Esas, 2017/571 Karar sayılı dava dosyası) SAYISI : 2021/176 E., 2021/560 K. Taraflar arasındaki asıl boşanma davası ve birleşen tedbir nafakasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulü ile eylemli ayrılık nedeni ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, kadın ve ortak çocuk yararına tedbir nafakasının kabulüne karar verilmiştir....
Değerlendirme 1.Davacı erkek tarafından evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda evliliğin son dönemlerinde sadakat yükümlüğüne aykırı bir çok davranışı olan, bu kapsamda kadına söz vermesine rağmen sözünde durmayarak farklı kadınlarla olan gönül ilişkisine devam eden, böylelikle güven sarsıcı hareketlerde bulunan, kadına karşı tehdit, hakaret ile huzur ve sükunu bozma fiillerinde bulunan, ayrıca özellikle fiili ayrılık döneminde davalıya parasal desteğini kesen ve ihtiyaçlarıyla ilgilenmediği için ekonomik şiddet de uygulayan, kadının talep etmesine rağmen yurt dışında aile hayatını ve fiili birlikteliği kurmayan davacı erkeğin ağır kusurlu, erkeği ekonomik kazanç kapısı olarak gören, hakaret ve tehdit söylemlerinde bulunup onur kırıcı davranışlar sergileyen, ilgisiz davranan, özellikle maddi konularda yaptığı bir kısım tasarruflarda erkeğin fikirlerine...
tarihinde boşanma davasının açıldığı, erkek tarafından Türk Medeni kanunu'nun 166/1 maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı karşı davanın da 16.08.2013 tarihinde açıldığı mahkemece davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenen "Eşine ve çocuklarına hitaben üçünüzü de bırakır giderim" şeklindeki söyleminin ise fiili ayrılık tarihinden öncesinde vuku bulduğu anlaşılmaktadır....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadın yararına hükmedilen maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının miktarı ile kanuni zorunluluk gereği bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesinde açılan duruşma nedeni ile vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği, bozmanın eki niteliğinde bulunan taleplerinin kabulü veya reddi halinde ayrıca vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü,174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ile 175 inci maddesi hükümleri; 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl dava yönüyle yapılan incelemede, dinlenen her iki tarafın tanık anlatımları,davacı davalının davalı davacıyla fiili ayrılık sonrası yaptıkları mesajlaşmaya ilişkin ekran görüntüleri, diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, asıl davada davalı-davacı aleyhinde ileri sürülen ve boşanma gerekçesi olarak gösterilen hiç bir sebebin gerçekleştiğine dair mahkememizce olumlu bir kanının oluşmadığı, asıl davada davalı-davacı aleyhine isnat edilen eylemlerin mevcudiyetine dair herhangi bir belirlemenin yapılamadığı, böylelikle davacı-davalının üzerine düşen ispat külfetini sağlayamadığı gibi detayları karşı dava yönüyle anlatılacağı şekilde evlilik birliğinin çekilmez hale gelip temelinden sarsılması sonucunun gerçekleşmesindedavacı davalının asli ve tam kusurlu olduğu, bu kapsamda dürüstlük kuralı ve TMK 166/2 maddesine göre davacı-davalının kendi kusuruna bağlı dava açamayacağı...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında meydana gelen geçimsizlik oluşturacak kusurlu davranışlardan sonra tarafların karşılıklı af hoşgörüsü kapsamında evlilik birliğine devam ettikleri, bu tarihten sonra ve boşanma davasından önce meydana geldiği ileri sürülen diğer karşılıklı kusurlu davranışların ispatlanamadığı, fiili ayrılığın tek başına boşanma sebebi olamayacağı dikkate alındığında yerel mahkemece kararda yazılı nedenlerle asıl ve karşı boşanma davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca, müşterek çocuk 2008 doğumlu ...'...
CEVAP Davalı erkek tarafından sunulan cevap dilekçesinde; davacı kadının iddialarının hukuki dayanaktan uzak ve mesnetsiz olduğunu, evlilik birlikteliğinin sarsılmasında kusurlu olan kişinin kadın olduğunu iddia ederek boşanma, maddî-manevî tazminat, nafaka ve velâyet taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı erkeğin, fiili ayrılık döneminde ortak çocukların ihtiyaçlarını karşılamamak suretiyle birlik görevlerini ihmal ettiği, eşini maddî anlamla zor durumda bıraktığı, davalının bu davranışları nedeni ile tam kusurlu bulunduğu gerekçesiyle tarafların; evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, müşterek çocukların velâyetinin babaya verilmesine, anne ile kişisel ilişki kurulmasına, kadın yararına 300,00 TL tedbir nafakası, 300,00 TL yoksulluk nafakası, 15.000,00 TL maddî tazminat, manevî tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. IV....
ve davasında haksız olduğu anlaşıldığından, davacının boşanma davasının reddi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine, tarafların ekonomik durumları birbirine yakın olduğundan kadının tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkek tarafından 03.03.2014 tarihinde kadın aleyhine Bodrum Aile Mahkemesinde boşanma davası açıldığı, 2014/118 Esas, 2015/326 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği, kararın 13.05.2016 tarihinde kesinleştiği, 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin son fıkrası gereğince reddedilen ilk davanın kesinleşmesinden itibaren Mahkememizde ikame edilen dava tarihi itibari ile 3 yıllık yasal sürenin geçmiş olduğu, tarafların bir araya gelerek evlilik birliğini tesis etmedikleri, tarafların dava ve karşı dava ile boşanma iradelerini beyan ettikleri, her iki tarafında ikinci evliliği olduğu, erkeğin kadını ilk eşinin kardeşinin vefatı nedeni ile ilk eşinin ailesini ziyarete zorladığı, kadının bunu kabul etmediği, aralarında çıkan tartışma nedeni ile müşterek haneyi terk ettiği, bir daha tarafların bir araya gelmedikleri, kadının ise tesis edilen evlilikten maddî beklentilerinin olduğu...
Hükümleri uyarınca, idrak çağına gelmiş olan.....’in görüşünün alınması ve kendisine danışılması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Taraflar 16/08/2005 tarihinde evlenmişler 21/11/2012 tarihinde ise boşanma davası açılmıştır. Boşanma hükmü 28/10/2014 tarihinde kesinleşmekle birlikte velayete ilişkin dava devam etmekte olup, yargılama sırasında 06/05/2000 doğumlu olan .......e reşit olmuş ve hakkındaki velayet davası konusuz kalmıştır...... 02/10/2009 doğumlu olup, boşanma davası açıldığı tarihte (3) yaşında, Özel Dairenin bozma kararı tarihinde yaklaşık (5) yaşında, Hukuk Genel Kurulunun kararı tarihinde ise yaklaşık (9,5) yaşındadır......’in velayeti ile ilgili süreç (3) yaşındayken başlamış, aradan geçen (6,5) yıl içinde sonuçlanmamıştır....


