DAVA 1.Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından daha önce açılan boşanma davasının reddedildiğini ve kararın 19.12.2017 tarihinde kesinleştiğini, kararın kesinleştiği tarihten sonra tarafların tekrar bir araya gelmediklerini, ortak hayatın yeniden kurulmadığını, davalı kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini, odasını ayırdığını, müvekkili tarafından evin değişik yerlerinde muskalar bulunduğunu, davalının saldırgan ve asabi tavırlarının olduğunu, müvekkiline hakaret ettiğini, müvekkilini asılsız iddialar ile mesleğinden ihraç ettirmekle tehdit ettiğini, davalı kadının asılsız şikayetleri nedeniyle müvekkilinin ceza aldığını, usulsüz şikayetler nedeniyle müvekkili hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini, davalı kadının fiili ayrılık döneminde kusurlu davranışlarının devam ettiğini, davalı kadının müvekkiline tehdit ve hakaret mesajları gönderdiğini, ortak çocuklarla görüşmesini engellediğini, müvekkilini dost ve akrabaları nezdinde ... düşürdüğünü iddia...
sarsılması nedeni ile boşanmalarına, 2.000,00 TL tedbir ile yoksulluk nafakasının davacı karşı davalı erkekten alınarak davalı karşı davacı kadına verilmesine, 300.000,00 TL maddî, 300.000,00 TL manevî tazminatın davacı karşı davalı erkekten alınarak davalı karşı davacı kadına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
oldukları gerekçesi ile her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun`un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, sosyal inceleme raporu kapsamı, tarafların fiili ayrılık tarihinden itibaren çocuğun anne yanında kalıyor olması ve annenin velâyet görevini ihmale ilişkin dosyaya yansıyan bir durumunun olmaması, çocuğun yaşı ve ... yararı gözetilerek ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, 400,00 TL tedbir-iştirak nafakasının davacı karşı davalı erkekten alınarak davalı karşı davacı kadına verilmesine, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusuru aranmayacağı, davalı karşı davacı kadının boşanma ile yoksuluğa düşeceği gerekçesi ile 600,00 TL tedbir-yoksulluk nafakasının davacı-karşı davalı erkekten alınarak davalı-karşı davacı kadına verilmesine, şartları oluşmadığından davacı-karşı davalı erkeğin...
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/606 E., 2021/150 K. Taraflar arasındaki boşanma davası ile kadının ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve kadının ziynet alacağı davasının da kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı kadın vekili tarafından ortak çocuk için hükmedilen nafakaların miktarı, yoksulluk nafakasının reddi, tazminat miktarları ile kısmen kabul edilen ziynet alacağı davası yönlerinden, davalı erkek vekili tarafından kadının kabul edilen boşanma ve ziynet alacağı davaları yönlerinden istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir....
nedeni ile yoksulluk nafakası ve yıllık artış kararının tamamen kaldırılması gerektiğini beyanla; kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası, yoksulluk nafakasına uygulanan yıllık artış oranı ile taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleşen kadının davasında verilen boşanma hükmü gereğince kesinleştirme işlemlerinin yapılmaması yönünden temyiz isteğinde bulunmuştur....
yaşamaya devam edilmek suretiyle muvazaalı boşanmanın mevcudiyeti hususunda ispat koşulunun gerçekleşmediği, boşanmanın gerçek ve fiili ayrılık şeklinde vuku bulduğu, tarafların ayrı ikametlerde yaşamaya devam ettikleri, evlilik birliğini devam ettirmedikleri kanaati hasıl olduğundan davalı Kurum tarafından davacıya ödenen ölüm aylığının kesilmesi işleminin iptali ile ödenmeyen geçmiş dönem aylıklarının ödenmesine ve yapılan önceki ödemeler yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine dair davanın kabulüne, davacının, davalı Kurumca kesilen ölüm aylığının kesilme tarihinden itibaren tekrar bağlanmasına ve her bir aylığın hakediş tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davacının, davalı Kuruma ölüm aylığının kesilmesi işleminden kaynaklı bir borcu olmadığının tespitine dair karar verilmiştir....
Zira Türk Borçlar Kanununda, özel hükümlerle getirilen dönme hükümleri hariç tutulursa, genel hükümler kapsamında tek taraflı sözleşmeden dönmeye olanak tanıyan bir hüküm bulunmamaktadır (SEÇER Öz: İsviçre ve Türk Hukuklarında Anlaşmalı Boşanma ve Fiili Ayrılık Sebebiyle Boşanma, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kazancı Hakemli Hukuk Dergisi, Kasım Aralık 2009, S. 63-64, s. 39-69). Zira burada artık her ne kadar eşler davada taraf ise de davacı ve davalı sıfatı anlaşma ile ortadan kalktığından, kanunun emredici hükümleri, kamu düzenine, ahlâka ve kişilik haklarına aykırılık ve irade sakatlığı hariç davadan feragat veya kabulden tek taraflı dönme olanağı bulunmamaktadır. Eşin tek taraflı olarak anlaşmalı boşanmaya ilişkin irade beyanından dönebileceği yolundaki görüşün, eşin irade beyanının sakatlandığı hâllerle sınırlı olmak üzere kabulü mümkündür....
nin yetim maaşı almasını sağlamak amacı ile sanıklar arasında fiili bir ayrılık olmaksızın hukuken boşandıkları, sanıkların bu şekilde hileli davranışlar ile kamu kurum ve kuruluşların zararına olacak şekilde kendilerine yarar sağlamak suretiyle müsnet suçu işlediklerinin iddia olunması karşısında, mahkemenin sanıklara atılı eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21.6.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin kadına karşı güvensiz davranarak onun hayatını kısıtladığı, baskı uyguladığı, hakaret ettiği, küçük gördüğü, tehdit ettiği ve fiziksel şiddet uyguladığı, erkeğin sürede cevap vermediği halde tek tanığının dinlendiği, o tanığın da erkeğin fiziksel şiddetini doğrular beyanlarda bulunduğu, erkeğin tam kusurlu olduğu, çocuklar hakkında düzenlenen uzman raporları, fiili ayrılık boyunca ortak çocukların sürekli anne yanında kaldığı, babanın çocuklarla yeteri kadar ilgilenmediği, şiddet eğilimi nazara, ortak çocukların özellikle küçük ......'...
Temyiz Sebepleri 1.Davalı kadın vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü kararının hatalı olduğu belirtilerek; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile hükmün tamamı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir. 2.Davacı erkek vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü kararının hatalı olduğunu, istinaf dilekçesinde sürülen gerekçeler yanında Bölge Adliye Mahkemesince kusur belirlemesinin usul ve yasaya aykırı yapıldığını, önlem nafakası davasında fiili ayrılığın ispatının yeterli olduğunu, boşanma davasında kusur belirlemesine esas alınamayacağını, davalı kadının tam kusurlu olduğunu belirtilerek; kusur belirlemesi ve manevî tazminatın miktarı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1....


