Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalıya göndermiş olduğu dön çağrısı ile dava dilekçesinde davalının yaptığını iddia ettiği kusurları affetmiş sayıldığını, davacının fiili ayrılık sonrasında davalıya kendisinden para koparmak vb şeklinde boşanma davası açmaya yakın tahrik edici mesajlar gönderdiğini, davalının da bu tahrikler nedeniyle bu şekilde karşılık verdiğini, davacının ayrılık döneminde çocuğa para göndermediğini, tam- ağır kusurlu davacı tarafından açılan usul ve yasaya aykırı iş bu davanın ve davaya cevaplarının tüm ferileriyle birlikte reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davacı erkek vekili istinafa cevap ve itiraz dilekçesinde özetle; tüm beyanlarını tekrar ederek davalının, davacı tarafından gönderilen ortak konuta dön ihtarı hakkında sunduğu beyanları hukuka aykırı olup reddi gerektiği, 4721 sayılı Kanun'un...
beyan ederek evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
, tedbir nafakası talebinin kabulü ile yoksulluk nafakası şartları oluşmadığından, kadın, boşanmak ile yoksulluğa düşeceğinden yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadının beklenen ve mevcut maddî menfaatlerinin ortadan kalktığı, ayrıca kişilik haklarının ihlal edildiği anlaşıldığından tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecesi, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında, 25.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminata karar verildiği, sosyal inceleme raporu kapsamı, çocuğun yaşı,tarafların fiili ayrılık tarihinden beri anne yanında olması ve annenin velâyet görevini ihmaline ilişkin dosyaya yansıyan bir durumun olmaması nedeniyle müşterek çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, davalı-davacı vekilinin velâyet talebinin reddine, tarafların sosyal ekonomik durumlarına,çocuğun ihtiyaçlarına göre de müşterek çocuk için aylık 800,00...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, erkek tarafından açılan fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma davasının kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, kadın tarafından süresinde cevap dilekçesinin süresinde sunulup sunulmadığı, kadın lehine tazminata hükmedilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ve ailesinden diğer bireylerinde davacı kadın ve çocuklara sürekli fiziksel şiddet uyguladığını, fiili ayrılık süresince de davalının eşi ve çocuklarıyla hiç ilgilenmediği, kadının kusurunun ispat edilemediği gerekçesi ile; asıl davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, karşı davanın reddine, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ara kararla alınan önlemlerin ve tedbir nafakalarının karar kesinleşinceye kadar devamına, ortak çocukların her biri için aylık 300,00'er TL 'den toplam 1.200,00 TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
olduğu, boşanmak ile yoksulluğa düşeceği anlaşılan kadın lehine yoksulluk nafakası takdirinin yerinde, miktarının ise makul olduğu, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kadın lehine maddî tazminat takdirinin doğru, tarafların evlilik süresi, belirlenen kusurları, ekonomik sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesine göre tazminat miktarının makul olduğu gerekçesi ile davalı-davacı erkek vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir....
Ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Buna göre, velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Velayet, kamu düzenine ilişkin olup, bu hususta anne ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Bu kapsamda, velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde, çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususlar ile ana babadan kaynaklanan özelliklerin de dikkate alınması kaçınılmazdır....
Davacı davalı erkek vekili 15.04.2021 tarihli dilekçesi ile asıl davayı tamamıyla ıslah ettiklerini, davalı davacı kadının .... İsimli kişi ile ilişkisinin devam ettiğini, ahlak dışı davranışların yaşam tarzı haline geldiğini, fiili ayrılık döneminde de eylemlerinin temadi ettiğini, davalı davacı kadının yatak odası pozlarını ve fotoğraflarının yakın çevresine de gönderildiğini, davalı davacı kadın ile .... İsimli şahıs arasındaki yazışmaların da kadının ahlaksız hayatını ispat ettiğini, davalı davacı kadının ... isimli başka bir erkekle daha birlikte olduğunu, bu kişi ile otellerde kaldığını, para gönderdiğini belirterek ıslah dilekçesinin kabulü ile haysiyetsiz hayat sürmesi nedeni ile tarafların boşanmalarına, bu mümkün olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına karar verilmesini, müvekkili yararına yasal faizi ile birlikte 150.000,00 TL maddî, 250.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1....
erkek tarafından ekonomik gücü aştığından dolayı kabul edilememesinden dolayı tartışmanın çıkarılmasında, sonrasında sürekli boşanma konusunda beyanda bulunması, erkeğe yönelik ayrılık döneminde günlük ihtiyaçlarının giderilmesi için para vermediğini söylemesine karşın, ayrılık döneminde erkeğin yönlendirmesi ile kadına para birkaç kez para verdiğini beyan eden tanıkların beyanı karşısında erkeğe yönelik bu suçlamaları nedeniyle kusurlu olduğu, kadının eşinden şiddet gördüğü, kadında berelenmeler gözlemleyen tanıklar bu olaya rağmen tarafların fiili beraberliklerinin devam ettiğini de beyan etmeleri karşısında tarafların barışmaları ile sonuçlanan bu olay kusur değerlendirilmesinde hükümde ele alınmamış olduğu..." gerekçesi ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu oldukları belirtilerek her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk...
Hukuk Dairesinin 22.03.2018 tarihli ve 2017/1957 E., 2018/559 K. sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 9. Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 10. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.03.2019 tarihli ve 2018/3523 E. ve 2019/2973 K. sayılı kararı ile; “…Fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi değildir. Terk hukuki sebebine dayalı bir davada bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Davacı tanıklarının beyanlarının bazıları davacıdan duyum, bazıları ise görgüye dayalı olmayan beyanlar olup, boşanmaya esas alınamaz....


