Her ne kadar dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Yasa'nın 3/l bendi ile tüketici işlemi kapsamına eser sözleşmeleri alınmışsa da, somut olayda olduğu gibi arsasına karşılık bağımsız bölüm alacak olan arsa sahibinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiğinden söz edilemeyeceği, amacının salt kişisel ihtiyaçları için kullanma, tüketme amacını aştığı, Yasa'nın 3/k maddesindeki "Tüketici" tanımına uymadığı anlaşılmaktadır. Bünyesinde taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmesi olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, arsa sahibi açısından güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değildir. Güdülen amaç, arsanın değerlenmesini sağlayacak yapının arsa üzerine yapılmasıdır. Bu nedenle arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü iş bu saikinin, 6502 Sayılı Yasa'da tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır....
yapılmadığını, eksik yapıldığını, yapılanında özensiz yapıldığını, belirterek bu süreçte zarar uğradıklarını, belirtilen nedenlerle taraflar arasında 06/03/2020 tarihinde imzalanan eser sözleşmesi kapsamında sözleşmeden dönülmüş olduğu bu sebeple davanın sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi, menfi zararların tazmini ve gecikme tazminatının tazminine, ödenmek zorunda kalınan kira bedeli olarak şimdilik 5.450,00TL'nin ticari faiz işletilerek müvekkiline ödenmesini ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir ....
HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Yerel mahkemece davanın reddine dair verilen karar, Özel Dairece, "… …Dava, eser sözleşmesinden dolayı oluşan alacağın tahsiline ilişkindir… ….Somut olayda taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığından, davada Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle yerel mahkemece görevsizlik kararı yerine esas hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir… …" gerekçesiyle görev noktasından bozulmuş, Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle ilk kararda direnilmiştir. Direnme hükmünün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda tarih ve numarası verilen ilamıyla ; "… …Davacılar ile davalı arasındaki sözleşme hukuki nitelikçe satış sözleşmesi olup, eser sözleşmesi değildir....
-TL tutarında alacak bakiyesinin olduğu ancak davacının icra takibinde 63.720,00-TL bedelli faturaya dayalı olarak takip başlattığından taleple bağlı kalınmış, böylece davalının eser sözleşmesi kapsamında davacıya 63.720,00-TL borçlu olduğu, davalının takibe itirazında haksız olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, davalının İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2019/9474 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 63.720,00-TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına karar verilmiş, alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının inkar inkar tazminatı isteminin reddine, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur....
Eser sözleşmesi bedel karşılığında akdedilebilen sözleşmelerdendir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin yapma borcuna karşılık, işsahibinin bedel ödediği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. İş sahibinin bedel borcu para borcudur. Bu nedenle TBK'nun para borçlarına ilişkin genel hükümleri (TBK md. 99, 120, 122) eser sözleşmelerinde de uygulama bulur. Eser sözleşmesi borç doğurucu bir hukuksal işlemdir. Sözleşmenin kurucu ve geçerlilik unsurları mevcutsa, yüklenici için eseri yaratıp işsahibine teslim ve devir, işsahibi için de ücreti ödeme borcu doğar. Yüklenicinin asli yükümlülüğünü eseri, özen borcu gereği olarak fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde uygun olarak meydana getirmesi ve işsahibine teslim oluşturur. TBK md. 471'de yüklenicinin bu yükümlülüğünden söz edilmemiştir. Fakat eser sözleşmesiyle ilgili diğer hükümlerden ve sözleşmenin amacından bu yükümlülük çıkartılabilir....
Temlik edilen alacak eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenici Hitit İnşaat şirketinin alacağı olup, işin kesin kabulü 26-27 Mayıs 2016 tarihinde yapılarak 10/05/2016 tarihinde onaylanmıştır. 10. hakedişten yapılan kesintiler nedeniyle ortaya çıkan 1.292.471,60 TL davalı İSU'nun alacağının yüklenici Hitit firmasının vermiş olduğu toplam 4 adet teminat mektubu nakde çevrilerek tahsil edildiği, 9. hak edişe kadar olan süreçte, ilk 6 adet hakediş tutarının yüklenici Hitit firmasına ödendiği, 7,8 ve 9. hakediş tutarından doğan alacak tutarının temlik alan davacıya ödendiği, 10. hak ediş tutarında kesintilerden dolayı davalı İsu'nun alacaklı konuma düştüğü, davalının söz konusu bu alacak tutarını yüklenici Hitit firmasının vermiş olduğu teminat mektuplarından tahsil ettiği, yüklenici Hitit firmasının davalı İsu'dan sözleşme kapsamında bir alacağının kalmadığı dosya kapsamı ile tespit olunmuştur....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2019/351 KARAR NO : 2022/130 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2019 KARAR TARİHİ : 17/02/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/02/2022 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, dava dışı arsa maliki ile akdettiği kat karşılığı inşaat sözleşmesi hükümleri kapsamında ... Parseldeki "......
Az yukarıda açıklandığı üzere, yüklenicinin öncelikli edimi kapsamında yapımını yüklendiği mobilyaları iş sahibi davacıya teslim etmedikçe bakiye iş bedelini isteme hakkı bulunmadığına göre, eserin tesliminde temerrüde düşen davalı yüklenici ile aralarındaki sözleşmenin feshi bildiriminde bulunarak, Borçlar Kanunu'nun 108. maddesi hükmü gereğince davalıya yaptığı ödemeyi davacının geri isteme hakkı bulunmaktadır. Yanlar arasındaki akdi ilişki, Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi hük-münde tanımladığı üzere, niteliğince, bir eser sözleşmesi olduğu halde; mahkemece "taşınır mal satımı" sözleşmesi olarak nitelendirilmesi doğru olmamışör....
- K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, müteahhit ile bazı kat malikleri lehine olarak sözleşmeye aykırı inşaat yapıldığını, müvekkile düşecek alanın m²’sinin küçüldüğünü belirterek 12.000,00TL tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davanın usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Her ne kadar dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Yasa'nın 3/l bendi ile tüketici işlemi kapsamına eser sözleşmeleri alınmışsa da, somut olayda olduğu gibi arsasına karşılık bağımsız bölüm alacak olan arsa sahibinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiğinden sözedilemeyeceği, amacının salt kişisel ihtiyaçları için kullanma, tüketme amacını aştığı, Yasa'nın 3/k maddesindeki "tüketici" tanımına uymadığı anlaşılmaktadır....
Her ne kadar dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Yasa'nın 3/l bendi ile tüketici işlemi kapsamına eser sözleşmeleri alınmışsa da, somut olayda olduğu gibi arsasına karşılık bağımsız bölüm alacak olan arsa sahibinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiğinden sözedilemeyeceği, amacının salt kişisel ihtiyaçları için kullanma, tüketme amacını aştığı, Yasa'nın 3/k maddesindeki "tüketici" tanımına uymadığı anlaşılmaktadır. Bünyesinde taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmesi olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, arsa sahibi açısından güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değildir. Güdülen amaç, arsasının değerlenmesini sağlayacak yapının arsa üzerine yapılmasıdır. Bu nedenle, arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü işbu saikinin, 6502 sayılı Yasa'da tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır....


